Anasayfa Haber İkinci Roboski katliamı na karşı tepkiler sürüyor(güncellendi)

İkinci Roboski katliamı na karşı tepkiler sürüyor(güncellendi)

Paylaş

Güncellendi

ORTAK BİLDİRİ

27.03.2015

Roboskî’de katliam devam ediyor! Askerlerce vurulan Roboskîli köle katırların da insanların da yanındayız.

Bundan yaklaşık 3,5 yıl önce, 28 Aralık 2011 günü Roboskî’de, çoğu çocuk yaşta olan 34 insanla birlikte, savaş uçaklarının yaptığı bombardımanda 59 katır da katledilmişti. Bu katliam karşısında, tüm dünya ayağa kalkmışken insanlarla birlikte hayatını kaybeden katırlar, ne konuyla ilgili haberlerde, ne de -birkaç hayvan özgürlükçüsü oluşum dışında- hayvan hakları savunucuları tarafından anıldı. Roboskî katliamının üzerinden tam 1186 gün geçmesine rağmen, katliam emrini verenler ve bu katliamı yapanlar hakkında kayda değer hiçbir şey yapılmazken, Roboskî’de devlet eliyle yeni bir katliam daha gerçekleştiriliyor.

Bir hafta önce Roboskî’de 78 katır hakkında itlaf kararı verildiğini duyar duymaz, bu karar her ne kadar hukukî zemine oturtulmuş olsa da haklar bağlamında hiçbir gerekçesi olmayan bu katliam kararına karşı çıktık, itlaf kararının geri çekilmesi için seferber olduk. Bu infaz kararının üzerinden birkaç gün dahi geçmeden, basın aracılığıyla ve doğrudan görüşmeler yoluyla bölgedeki idarî amirlere aktarılan kamuoyu tepkisine rağmen, 24 Mart 2015’de sınırı geçmek üzere olan ve insan faydası için köleleştirilmiş 8 katır, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) askerleri tarafından vurularak katledildi. Bu katliamdan tam yirmi gün önce de Taşdelen Köyü’nde 4 katırın askerlerce vurularak katledildiğini biliyoruz.

Bölge halklarıyla birlikte hayvanlar da savaş, soykırım ve katliam politikalarından nasibini almaktadır. On yıllarca sınır bölgelerindeki mayınları temizlemeye sürülerek katledilen hayvanlar, “barış” günlerinde de sınır ticaretinde kullanılarak sömürülmektedir.

Savaşın ismi anılmayan kurbanları: Hayvanlar ve doğa…

Kana bulanmış bir coğrafyada, tahakküm ilişkilerinin en altında kalan, yaşam hakkı yük ve mal taşıma işleviyle sınırlandırılmış bu hayvanlar, bölgede on yıllardır devam eden savaşın ismi anılmayan kurbanlarıdır. Bombalanan dağlarda ve köylerde binlerce insanla birlikte, sayısını dahi bilmediğimiz yabanî-evcil hayvan ve ekolojik bir toplumsal dönüşüm ile barışın yegane unsuru olacak doğa da katledilmektedir.

Bu nedenle, barışın ve adaletin öncelikli hedef olduğu her türlü siyaset; katliamın, sömürünün ve tahakkümün bu isimsiz kurbanlarına da yer açmak, onların yaşam hakkını savunmak zorunda ve onları sömürmekten de vazgeçmelidir. Toplumsal şiddete, savaşa, devlet terörüne karşı örgütlenen siyasetleri, tür-ırk-etnik kimlik ayrımı yapmadan muhalefet örgütlemeye; toplumsal dönüşüm tahayyüllerinde hayvanlara yalnızca mülkiyet ilişkileri bağlamında ve ekonomik değerleri üzerinden değil, müzakereye tâbi olmayan yaşam haklarıyla birlikte yer açmaya çağırıyoruz. Tahakküm ilişkilerine karşı bütünlüklü bir muhalefet perspektifini benimsemeyen, hayvanları canlı olma vasıfları ile değil; gözden çıkarılabilir, yaşamı ikincil, ölümü “zaiyat”, mal olarak tanımlayan yaklaşım, görüş ve haberleri kınıyoruz.

“Kaçakçılık” bahanesiyle katledilen canlar…

Türkiye, hem insanlar hem de hayvanlar için can güvenliğinin ortadan kalktığı bir coğrafya haline getirilmiştir. Son derece keyfî uygulamalara hukukî dayanak sunan yasal düzenlemelerle, resmî otoritelere, güvenlik güçlerine verilen sonsuz yetki, Türkiye’yi tam anlamıyla katliam diyarı hâline getirmiştir. “Kaçakçılık” bahane gösterilerek insanların, hayvanların başına bombalar yağdırılmakta, düşman hukukuyla hız verilen bu uygulamaların adına “iç güvenlik” tedbiri denmektedir. Şiddetin bizzat devlet eliyle tırmandırıldığı, katliamların giderek daha yasal, kılıfına uygun hale getirildiği, türlü zorbalığın uygulandığı Türkiye’de, ölümlerin gündelikleşmesinden, kamuoyunda da katledilenler arasında tür, etnik kimlik, ırk, sınıf ayrımcılığına dayanan hiyerarşik bir değer sıralaması yapılmasından endişe duyduğumuzu ifade ediyoruz. Roboskî’de askerin katlettiği 8 katır, Türkiye’de yaşama, umuda, barış ve adaletin katledilmesi demektir. Üzerlerine açılan ateş sonucunda yaralanan onlarca katır için, mevzuat nezdinde “güçten düşmüş” olarak tanımlanan hayvanlara bakmakla yükümlü olmasına rağmen ısrarla harekete geçmeyen devlet de bu vurdumduymazlığı ile asıl niyetini ortaya koymaktadır. Çok ciddi bir hayvan hakları ihlâli olan ve yaşama karşı işlenen bu katliam karşısında, devletin tüm kurumları ve birçok hayvan hakları kuruluşu da sessiz kalarak Roboskî’de hayvanlara yaşatılanları görmezden gelmeyi seçmiştir.

Canlıların üzerine hiç düşünülmeden bomba yağdırılmasını, kurşun sıkılmasını sağlayan yasaların varlığı, tüm bu yapılanların meşru ve doğru olduğunu göstermez. Yirminci yüzyılın soykırımları, katliamın yasal ve hatta neredeyse gözler önünde yapıldığının en çarpıcı örneklerini oluşturmaktadır. Gerek coğrafî gerekse sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle Kürdistan’da, sınır ticaretinden başka hiçbir geçim kaynağı olmayan, devletin resmî politikası haline gelmiş işsizlikle, sefaletle ve savaşla, baskı altında tutulan bölge halklarından, örgütlülüklerinin, devlet terörüne karşı duruşlarının ve barış taleplerinin intikamı alınmaktadır. Devletin, şiddetin bir gün bile durmasına izin vermediği coğrafyada, toplumsal barışı talep eden bölge halklarının canına devlet tarafından kastedilmekte, katledilen insanlara “kan parası” gibi bedeller biçilmekte, katliamların sorumluları ödüllendirilerek halklar adeta çıldırtılmaktadır.

Tüm bu katliamlar yetmezmiş gibi, Roboskî katliamının aydınlatılması için hak mücadelesi veren aktivistler, katliamda akrabalarını, yakınlarını kaybeden aileler, adlî soruşturmalarla, keyfî gözaltılarla sindirilmek istenmektedir. Büyük acılara sebep olan katliamdan beri, Roboskî asker ablukası altında tutulmakta, gündelik yaşam sekteye uğratılmaktadır.

Katliamları unutmadık, unutmayacağız!

Devletin ana akım medya başta olmak üzere tüm propaganda araçlarıyla hafızasızlaştırdığı, iktidarın kendi suretinde yarattığı bu katliamları, kanıksamış toplum imgesinin aksine, bizler unutmuyoruz. Roboskî katliamını, dönemin İçişleri Bakanı’nca “hata” olarak tanımlanan ve altı aylık Solin bebeğin pek çok kardeşi, komşusuyla birlikte öldürüldüğü Ranya katliamını; Türkiye’nin sebep olduğu diğer katliamları da unutmadık, unutmayacağız. İnsanlara, hayvanlara bomba yağdırılırken operasyonları yönetenler hâlâ görev başında, yetki sahibi ve iktidarda olduğu sürece barış ve adaletin mümkün olmadığını biliyoruz.

Canlılara bomba yağdıran, kurşun sıkan, cenazelere dahi saldıran, demokratikleşme hamleleri adı altında kamuoyu gündemini meşgul ederken her türlü hukuksuzluğu meşru kılan, kan üzerinden siyaset yapan iktidar düzenine karşı, Roboskîli katırların ve insanların yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Orada hiç olmamaları ve var oluştan gelen hakları ile özgürce yaşamaları gerekirken, sınır ticaretinde, silahların, bombaların, mayınların gölgesinde insanlarca sömürülen katırların katledilmesinde devleti, AKP hükûmetini ve TSK’yi sorumlu tuttuğumuzu belirtmek istiyoruz.

Adaletin, barışın, eşitliğin, özgürlüğün yeşermediği yerde, iç güvenlik, terörle mücadele, sınır yönetimi adı verilen faşizan uygulamalar yasallaşırken kanunun dışına itilen halkların, hayvanların, ormanın, en masum ve savunmasızların kanının durmayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.

İnsan-hayvan demeden yaşama karşı suç işleyen, halklar arasında nefreti körükleyen devlet politikalarına, katliamlara karşı hak ve özgürlüklere duyarlı tüm kesimleri dayanışmayı büyütmeye; katliamları, sınırları değil, tür-ırk-etnik ve dinî kimlik ayrımı yapmadan yaşamı savunmaya çağırıyoruz.


Adalet yoksa barış da yok!

Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük!

İMZACILAR*:

Derin Ekoloji Derneği

Dört Ayaklı Şehir

Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu (DYBD)

Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği

Sesonline.net İnternet Gazatesi

Yeryüzüne Özgürlük Derneği

İHD Şırnak Şubesi, Roboski’de katırların askerlerce öldürülmesi konusunda rapor hazırladı; askerlerin halka yönelik tavrının düşmanca olduğunu ve hükümetin tedbir alması gerektiğini söyledi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), Şırnak Roboski’de katırların askerlerce öldürülmesi hakkında hazırladığı raporlarda, askerlerin halka yönelik tavrının düşmanca olduğunu ve çözüm sürecinde böyle bir şeyin tekrar yaşanmaması için hükümetin etkili tedbirler alması gerektiğini söyledi.

23 Mart’ta Roboski’de askerler sekiz katırı öldürmüş, onlarca katırı da yaralamıştı. Köy halkı tepki olarak köyün giriş çıkışlarını kapatmış ve köy içinden geçip karakola giden su ve elektriği

 

11081311_502629393218347_5225328289159813387_n

kapatmıştı. Bunun üzerine İHD Şırnak Şubesi Roboski köyüne gitmiş, köylülerle ve yetkililerle görüşmüştü. Bianet’in hazırladığı habere göre:

İHD’nin raporunda olaya şahit olan köylülerin anlatımına yer verilirken, “Olay neticesinde orada bulunan insanların hayatı hiçe sayılmış ve hayvan hakları açısından hukuk dışı muameleler uygulanmıştır. Yetkililer etkili soruşturmalar sonucu hukuk dışı uygulamaların failleri tespit edilip gerekli şekilde caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır” dendi.

“400 katır halkın oluşturduğu koridor sayesinde kurtuldu”

İHD raporuna göre, Roboskililerin bazıları geçim kaynakları olmadığı için sınır kaçakçılığı yapmaya mecbur olduğunu söylerken, bazıları ise katırlar vurulduğunda tarlaya çıkmıştı.

Roboskili S.E. (27) yaşananları şöyle anlattı:

“23.03.2015 tarihinde iki grup şeklinde bizler 11 katır ve beş kişi ile birlikte Düğündağ Mevkii’nde Irak-Türkiye sınırına varmadan orada bulunan karakol tarafından bizim bulunduğumuz tarafa ateş edildi. Bizler askerlerin eğitim amaçlı ateş ettiklerini zannettik. Bizim tarafımıza mermiler gelmeye başlayınca ateşin eğitim amaçlı olmadığını resmen bizlerin hedef gözetilerek ateş edildiğini fark ettik. Önce iki katırımız vurularak yere düştüler. O sırada yanımızda 18 yaşından küçük 3 çocuk bulunuyordu. Askerlerin ilerleyen dakikalarda ateş etmeleri şiddetlenince çocukları korumak amacıyla hemen yanımızda bulunan büyük kayanın arkasına saklandık.

“Muhtar ve korucu başına askerlere söyleyin ateş etmesinler burada çocuklar var diye ikazlarda bulunduk. Alay komutanını arayan muhtar ve korucu başı daha sonra bizi arayarak komutan size olay yerine gidip katırlarınıza bakmanız için ve yaralı katırları getirmeniz için 10 dakika gibi bir zaman verdi, şeklinde bizi bilgilendirdiler. Olay yerinde 6 katır öldürülmüş ve 2 katır da yaralanmıştı. Tekrar ateş edilir diye korkudan yaralı katırlarımızı almadan olay yerinden ayrıldık.

“Köy halkının çoğunluğu orada toplandı. Oraya gelen halkın üzerine hem uyarı ateşi açıldı hem de gaz bombaları atıldı. O sırada sınırda 400 katır ile birlikte sınıra giden halk bulunmaktaydı. Alay komutanı bizlere sınırı aşan 400 katır yüklü gelirse o katırları da öldürürüz diye tehditvari söylemlerde bulundu. Köy halkının açtığı koridor sayesinde 400 katıra hiçbir şey olmadan köye getirildi. Fakat askerler ateş etmeye devam ettiler. O ateş sonucunda bizzat benim gördüğüm altı katır daha yaralandı. Fakat tam olarak görmediğimiz daha fazla katır da yaralandı. Kendimizi yere atarak veya taşların arasına saklanarak kendimizi koruyorduk.”

“Uyarıda bulunmadan üzerime ateş ettiler”

10394552_502629319885021_5063042992558290648_n

Olay sırasında tarlaya gitmekte olan B.E. (18) ise şöyle konuştu:

“Olay günü saat 09:00 sıralarında Şirit Yaylasında bulunan tarlalarımıza gitmek amacı ile 2 katırım ile birlikte gittim. Askerler bana herhangi bir şey demediler ve uyarıda bulunmadılar. O esnada katırıma binmiştim. O sıra bir baktım askerler beni kovalamaya başlayıp resmen beni hedef gözeterek ateş etmeye başladılar. Ben ilk önce etrafa ateş ettiklerini zannettim. Fakat askerler bana doğru gelince bana ateş ettiklerini fark ettim. Aramızda 10 metre kala ateş etmeye devam ettiler, o sırada bir katırım vurularak yere düştü ve diğer katırım da öldürülene kadar ateş ettiler. Katırlarım öldükten sonra onlara bağırarak siz ne yapıyorsunuz ben kaçakçılık yapmak için burada değilim sadece tarlalarıma gelmişim dedim. İki asker bana doğru gelerek beni alıkoymaya çalıştılar. Bir diğer asker benim kaçmamam için ayaklarımın altına ateş etmeye başladı. Beni alıkoymaya çalışan askerlere katırlarımı öldürdünüz. Daha ne istiyorsunuz, dedim. Ben oraya ticaret yapmak için gitmemiştim. Sadece tarlalarıma gitmiştim. Ama onlar fark gözetmeksizin bize ateş ediyorlardı.” (ÇT)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here