Anasayfa Haber Rojava’nın diğer yüzü – İZLENİM

Rojava’nın diğer yüzü – İZLENİM

Paylaş
  • HAYRİ DEMİR

DÊRİK (DİHA) – Rojava’nın önemli petrol yataklarının bulunduğu Qamışlo, Girkê Legê, Tirbê Sipiyê ve Dêrik kentlerinin tüm caddeleri Rojava’da savaşırken yaşamını yitirenlerin fotoğraflarıyla donatılmış durumda. Cizirê Kantonu’nun bu kentlerinde Arap, Kürt ve Hıristiyanlar bir arada özgürce yaşamlarını sürdürüyor.

Rojava’nın şimdilerde en kalabalık ve büyük kenti olan Qamışlo, kantonun tam ortasında olduğu gibi adeta kantonun da kalbi konumunda. Nusaybin ile iç içe olan kenttin doğusunda sırasıyla Tirbê Sipiyê, Girkê Lakê ve Dêrik kentleri yer alırken, Dêrik artık Kobanê’nin Fırat Nehri kıyısındaki Zormaxar köyünden başlayıp yaklaşık 450 kilometrelik Rojava sınırının Dicle Nehri kıyısında son bulduğu bir kent. Sabahın erken saatlerinde Qamışlo Garajı’na uğrayarak, neredeyse her yarım saatte bir kalkan minibüslerle Dêrîk’e ulaşmak mümkün.

Cuma sabahına denk geldiği ve bugünün Rojava’da tatil günü olması nedeniyle kent caddeleri oldukça sessiz. Tek tük işyerlerinin açık olduğu kenttin caddelerinde ilerlerken, ilk olarak göze çarpan cadde ortalarındaki direklere asılan ve Rojava’da yaşamını yitiren YPG-YPJ’li savaşçıların posterleri. Yine birçok noktada üzerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Toprağımızı, suyumuzu, enerjimizi komünleştirelim demokratik özgür yaşamı inşa edelim” sözünün yer aldığı pankartlar da dikkat çeken bir ayrıntı.

İvanna Hoffman, Qamışlo sokaklarında

Dêrik’e uzanan karayoluna çıkmadan önceki son meydanda YPJ saflarında DAİŞ’e karşı savaşırken yaşamını yitiren enternasyonalist savaşçı Afrikalı İvanna Hoffman’ın (Avaşin Tekoşin Güneş) o derin bakışlarına bizim de gözlerimiz takılıyor. Hoffman, 2014 yılında Tıl Temir’de yaşamını yitirmiş ve cenazesi de Qamışlo’ya gelen ailesi tarafından Nusaybin Sınır Kapısı’ndan alınarak ülkesine götürülmüş ve son yolculuğuna uğurlanmıştı.

Aynı caddenin az ilerisinde sembolik bir varlığı bulunan rejim güçlerinin konumlandığı bir alan bulunuyor. Barikatlarla kapatılan alandaki askerlerle birlikte kentte bulunan havaalanındaki askerlerin de sayısı eklenince kentte yaklaşık 5 bine yakın bir rejim askeri varlığından bahsediliyor.

Tirbespî

Kenttin en doğusunda yer alan garaja ulaştıktan yolcuların Arap ve Kürtlerden oluştuğu eski bir minibüsle Rojava’nın en önemli petrol kuyularının bulunduğu Girkê Legê’ye doğru yola koyuluyoruz. İlk durağımız, petrol yatağı üzerinde yer alan Tirbespî oluyor.

Bu küçük kasabada 500’e yakın petrol kuyusunun bulunduğu belirtiliyor. Eskiden önemli buğday ekiciliğinin olduğu ve büyük bir buğday deposunun da bulunduğu kasabada son bir kaç yıldır buğday ekiciliği yok denecek kadar azalmış. Kasabaya bağlı Lêlan Köyü’nün de tarihi bir yer olduğu ve milattan önce 2000 yıllarına ait eserlerin bulunduğu belirtiliyor. Ancak bugüne kadar herhangi bir araştırma ve koruma altına alınmaması nedeniyle definecilerin talanına uğramış.

Tirbespî’ye bağlı 100 köy de Sancak ve Aliyan bölgeleri diye ayrılır. Nüfusun yüzde 75’i Kürt, yüzde 25’i de Arap ve Hıristiyanlardan oluşuyor. Rojava’nın diğer bölgelerinde olduğu gibi 3 halkta karar ve yönetim mekanizmasında temsiliyetini buluyor.

Ekonominin başkenti Girkê Legê

İsmini beyaz mezar taşlarından aldığı belirtilen Tirbespî’den sonra bu seferki durağımız Girkê Legê. Girkê Legê daha önceden ‘El Mabeda’ olarak anılan ve Dêrik’e bağlı küçük bir kasabayken, rejim döneminde petrol kuyularında çalışan işçi ve mühendislerle birlikte devlet memurları ve istihbaratının yerleştirildiği Rimêlan ile birlikte Girkê Legê bir anda gelişmiş. Kentin genel fotoğrafı, ev ve petrol pompalarının iç içe geçmiş vaziyette olması olarak göze çarpıyor. Bu yüzden de bu küçük kasaba ekonominin başkenti olarak görülüyor.

Halk işkence gördüğü alanı yaşam alanına dönüştürdü

Sağlı sollu büyük bir kısmı çalıştırılamayan petrol kuyularını geçerek Qamışlo’dan 70 kilometre ötede bulunan Girkê Legê’ye ulaşıyoruz. Kentin girişinde bulunan asayiş noktasında bu kez göze çarpan poster ise Kobanê’de DAİŞ çetelerine karşı fedai eylem gerçekleştirerek yaşamını yitiren Arin Mirxan’ın oluyor. Asayiş noktasını geçtikten sonra iki yanımızda tellerle çevrilmiş ve rejim döneminde sivillerin yakınından bile geçişlerinin engellendiği Rimêlan bölgesindeki alan, yeşilliği ve evlerinin yapısıyla hemen dikkat çekiyor.

Devlet güçlerinin devrim öncesine kadar merkezi olan bu bölge sivil halkın hiçbir şekilde giremediği bir alandı. Buraya bir şekilde yolu düşenler ise rejim istihbaratının işkencesiyle sorgulanmak için getirilenler oluyormuş. Halkın üzerinde korku salan bu alan artık sivil halkın yerleştiği bir yer konumunda. Yine işkence merkezi olarak kullanılan kimi alanlar akademilere dönüştürülmüş ve belirli periyotlarla eğitim devreleri düzenlenmekte. Kentin asayiş gücü de burada bulunuyor. Kentin büyük bir bölümü Kürtlerden oluşurken, bir mahallede ise Araplar oturuyor. Bunlar ‘Mexmûrî’ diye adlandırılan Araplar’dan farklı olarak kendileri bu bölgeye yerleşmiş. Yine Arap Kuşağı politikasıyla kasabanın girişi ve çıkışına 2 Arap köyü de inşa edilmiş.

Evlerin bahçesi seyyar petrol ofisi

Kenti ikiye ayıran cadde her türlü yaşamsal ihtiyaçların karşılanabileceği küçük dükkanlar Cuma tatilinden dolayı büyük bir bölümü kapalı. Yol güzergahında birçok evin bahçesi ise seyyar petrol ofisine dönüşmüş. Bir evin önünde durup 50 litrelik bir aracın deposunu bin 500 Suriye lirası -yaklaşık 15 TL- doldurmak mümkün.

Cudi’ye sırtını vermiş Dêrik

Girkê Legê’den sonra Rojava sınırının sonuna artık Dicle’nin ayırdığı Güney Kürdistan sınırına yaklaşıyoruz. Kentin girişinde Rojavalı 3 özgürlük savaşçısı Xebat Derik, Rustem Cudi ve Şehit Şilan’ın fotoğraflarının yer aldığı büyük bir tabelada yer alan “Sizi toprağa değil, yüreğimize gömdük” yazısıyla karşılıyor. Rojava’da neredeyse her evde yer alan bu üç isim yıllarca Kürt özgürlük mücadelesinde yer almış ve her Rojavalının yüreğinde yaşamaya devam eden isimler. Tam tabelanın hizasında arka tarafında doruklarının beyaza büründüğü görkemli Cudi Dağı’na izleye izleye kentin ana caddesinden ilerliyoruz. Girişteki bu manzara Dêrik’in sırtını Cudi’ye yasladığı izlenimini yaratıyor.

Semalka Kapısı aylardır kapalı

Dêrika Hemko olarak da anılan kentin ismi rejim tarafından Al-Malikiyah olarak değiştirilmişti. Devrim öncesinde Hesekê’ye bağlı bir merkez olan Dêrik, Qamışlo’nun 90 kilometre doğusuna düşüyor. Sırtını Cudi’ye yaslayan kenttin güneyinde de Rojava’nın en büyük tepesi olarak alınan bin rakımlık Qereçoxê yer alıyor.
derik-12-12-15-derik-qamslo-ramelaynIMG_0151derik-12-12-15-derik-qamslo-ramelayn
Bugünlerde 20 bini aşan kente ulaştığımızda halkın büyük bir bölümü Hol kasabasında yaşamını yitiren iki YPG savaşçısının cenaze törenine katılmak için kent sokaklarını adeta boşaltmış ve sessizliğe bürünmüştü. Kentin girişindeki ilk mahalle ağırlıkta Hıristiyanların yaşadığı bir mahalle olmakla birlikte kentte 4 büyük kilise bulunuyor. İşte kente ismini Kürtçe’de kilise anlamına gelen dêr’den alıyor.
Dêrik bölgesinde binlerce petrol ve gaz kuyusu bulunurken, Suriye’deki petrolün yüzde 75’inin bu bölgeye bağlı alanlardan çıkartıldığı belirtiliyor. Yine Dicle Nehri’nin suladığı Derik Ovası’nda buğday, arpa, mercimek, pamuk ve nohut ekiliyor. Rojava’yı Güney Kürdistan’a bağlayan Semalka Sınır Kapısı da kenttin güneydoğusunda yer alırken, bu kapı aylardır KDP tarafından geçişlere kapatılmış durumda.
Bir dönem YPG’li savaşçılarının cenazelerinin dahi geçişine izin verilmediği için cenazeler günlerce Derik’te bekletilmek zorunda kalmıştı.

Êzidî halkına kucak açtı

Derik’te yerleşik halkın dışında şu anda yüzlerce Êzidî ailede yaşıyor. DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te saldırdığı Şengal’de 73’üncü fermandan kaçmak zorunda kalan Êzidiler, YPG-YPJ savaşçılarının açtığı koridor sayesinde günler sonra buraya ulaşabildi. Şu anda kenttin doğusunda bulunan Newroz kampında yaşamlarını sürdüren yüzlerce Êzidî aile, Kasım ayından özgürleştirilen topraklarına yeniden dönmenin hayalini kuruyor.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here