Anasayfa Emek Sağ kurtulan madenci: Verdikleri gaz maskeleri küflüydü

Sağ kurtulan madenci: Verdikleri gaz maskeleri küflüydü

Paylaş

 Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili açılan davanın 4’üncü duruşmasının 5’inci oturumunda, madenden sağ kurtulan mağdur işçilerin ifadeleriyle devam edildi. Facia esnasında verdikleri maskelerden “küf kokusu” geldiğini söyleyen işçilerden Hasbi Demir, olay günü şirketin “yanmaz malzeme kullandığını” iddia ettiği bandın yandığını belirterek, iş baskısı konusunda da “İş baskısı vardı. Bir şef gelince sanki Azrail geliyor gibi elimiz ayağımız titriyordu. Yeterinden fazla iş istiyorlardı” dedi.

 Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği facia ile ilgili 8’i tutuklu 46 kişi hakkında açılan davanın Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4’üncü duruşmasının 5’inci oturumunda madenden sağ kurtulan mağdur işçilerin ifadeleriyle devam edildi. Öğleden sonraki oturumda, sanık avukatları madendeki yangın tüplerinin dolumuna ilişkin faturaları mahkeme heyetine sunarken, ilk olarak mağdur işçi Hasbi Demir’in ifadesi alındı. Demir ifadesinde, 5 yıldır madende çalıştığını belirterek, olaydan önce bant ekibinde olduğunu söyledi. Kendisinin de içerisinde bulunduğu ekibin Erkan Kılıç’tan talimat aldığını kaydeden Demir, olay günü saat 14.45 sularında bandın üstünün alev aldığını ve yanmaya başladığını söyledi.

‘Maskeler küflüydü’

Bandın alev almasının ardından yangın tüpü almaya gittiklerini, o sırada karşılaştıkları mühendis Mehmet Efe’nin ise kendilerine “Yangın büyük oraya gitmeyin” dediğini aktaran Demir, Efe’nin mekanizedeki kapıları açmalarını ve dumanın oradan çıkmasını söylediğini belirtti. Ardından kılçık bacaya geçtiklerini söyleyen Demir, burada yaklaşık 140 kişi olduklarını saat 18.00 sularında da dumanın kendilerine doğru geldiğini kaydetti. Bunun üzerine yanlarında bulunan şefin maskeleri takmalarını söylediğini vurgulayan Demir, bazı madencilerin ise gereksiz maske kullanımı nedeniyle şirketin kestiği para cezasından dolayı maskelerini açmakta tereddüde düştüğünü belirtti. Bazı arkadaşlarının ise maskelerinin çalışmadığını ve küflü olduğunu kaydeden Demir, kendisinin de maskeyi açtığında ağır bir koku geldiğini ve bu nedenle çıkarmak zorunda kaldığını söyledi.

‘Yanmaz malzeme’ yandı

Kısa bir süre sonra birçok arkadaşının bayıldığını bir kısmının ise yaşamını yitirdiğini söyleyen Demir, daha sonra ayağa gittiklerini ve ayaktaki oksijen tüplerini açarak hayatta kalmaya çalıştıklarını ifade etti. Havanın ters çevrilmesiyle birlikte bayıldıklarını ifade eden Demir, havanın temizlenmesinin ardından Halil Sarı’nın geldiğini ve “Kalkın lan” diyerek yavaş yavaş dışarı çıkmaları gerektiğini söylediğini aktardı. Olay anında hiçbir patlama sesi duymadığını ve bandın bir anda yanmaya başladığını kaydeden Demir, sanık avukatlarının madende yanmaz ve ateş yürütmez malzeme kullanıldığı tezini de yalanlamış oldu. Demir, “Hiç ses duymadım. Anında ateş gürledi. Bant koptu. Bandın yanık kokusu geldi zaten. Bandın yandığını gördüm ama tavan da mı yandı bilmiyorum” dedi.

Şef gelince Sanki Azrail geliyor gibi…

Mahkeme başkanının tehlikeli anlarda ne yapılacağına dair eğitim alıp almadıklarını sorusuna ise herhangi bir eğitim almadıkları cevabını veren Demir, iş baskısı konusunda ise “İş baskısı vardı. Bir şef gelince elimiz ayağımız titriyordu. Sanki Azrail geliyor gibi elimiz ayağımız titriyordu. Yeterinden fazla iş istiyorlardı” dedi. Ayrıca madenden hakaret ve küfürün yoğun olduğunu kaydeden Demir, “Küfür madende ‘Bismillah’ gibi bir şeydi” dedi. Demir, “Oraya gelirsem seni tokatla öldürürüm” gibi tehditlerin de söz konusu olduğunu belirtti. Ayrıca mahkeme başkanının “Dövülen işçi gördün mü” şeklindeki sorusuna ise Demir, “Dayakla birinin kulağının patlatıldığını duydum. Ben direk şahit olmadım ama sürekli hakaret ediliyordu. İsim vermek istemiyorum” dedi.

‘Facia çıkışı korkudan maskemi bırakamadım’

Demir’in ardından ifadesi alınan Hüseyin Bekil ise, olay günü her zamanki gibi tertip aldıklarını, malzeme götürdükten sonra gün içerisinde iki dinamit atıldığını, 3. bant kuyruğuna geri döndüğünde ise ani bir duman geldiğini söyledi. Dumanın hızlı hareket ettiğini belirten Bekil, kılçık bacaya doğru kaçtıklarını ve gaz maskelerini taktıklarını söyledi. Her yerden duman geldiğini kaydeden Bekil, kısa bir süre sonra İsmail Adalı’nın yanlarına geldiğini ve ne olduğunu sorduğunu aktardı. Adalı’ya ne olduğunu bilmedikleri cevabını verdiklerini söyleyen Bekil, patlama sesi duymadıklarını da belirtti. Sanık avukatlarından birinin dinamit atımlarında neden emniyetçi çağırmadıklarına ilişkin sorusuna ise Bekil, “Ben emniyetçiyi çağırsam da beni ciddiye almazlar. Zaten amirlerim orada” dedi. Maskelerine gözü gibi bakmak zorunda olduklarını da söyleyen Bekil, facia çıkışında bile korkudan elinden maskesini bırakamadığını vurguladı.

Savcılıktaki ifadesini değiştirdi

Mağdur işçi Hüseyin Çökük ise, 3 yılı aşkın bir süredir madende çalıştığını belirterek, olaydan önce bant ekibinde olduğunu söyledi. Olay günü 3. bant kuyruğunda taban aldıklarını ve saat 11.00 civarında dinamit atımı yapıldığını kaydeden Çökük, saat 14.20 sularında ise tekrar bir atım yapıldığını belirtti. Son atımın ardından 15 dakika sonra beyaz bir duman geldiğini kaydeden Çökük, dumanın renginin kısa bir süre sonra siyaha döndüğünü ifade etti. Yanık kablo kokusu gibi bir koku duyduklarını da belirten Çökük, daha sonra temiz havaya doğru yürümeye başladıklarını ve kılçık baca girişine çıktıklarını belirtti. Diğerler işçilerin ifadelerinin aksine yanlarına ilk gelenin Ertan olduğunu söyleyen Çökük, savcılıktaki ifadesini değiştirerek facia günü yapılan dinamit atımından önce gaz ölçümü yapıldığını söyledi.

Öte yandan madende gaz değerlerinin yüksek olması nedeniyle kapatılan C panosunda, dinamit atımlarında emniyetçi çağırılmadığını da söyleyen Çökük, sanıklardan şikayetçi olmadığını belirtti. Bantın durdurulduğunda sorun çıkıp çıkmadığına ilişkin soruya Çökük, “Kendi tatmin oldukları bir olay varsa hesap sormazlar. Tatmin olmazlarsa azarlarlar” dedi.

Şikayetini geri çekti

Mağdur işçi Fikri Yıldırım da, bant ekibinde olduğunu belirterek, olay günü montaj olmadığı için U3 bölgesine taban almaya gittiklerini söyledi. Saat 11.00-12.00 sularında U3 bölgesinin arka bölgesinde dinamit atımı olduğunu kaydeden Yıldırım, 14.30 sularında ise yeniden dinamit atıldığını ve çıkmadan önce duman gelmeye başladığını ifade etti. Dumanın renginin giderek koyulaştığını kaydeden Yıldırım, kılçık bacaya kaçtıklarını, oradan da dumanın olmadığı anayoldan yukarı çıktığını söyledi. Ocakta herhangi bir yerde bir kaza olduğu zaman oraya üç gün gidilmediğini, üç günün sonrasında ise herhangi bir önlem alınmadan aynı şekilde çalışmaya devam ettiklerini kaydeden Yıldırım, müfettişler geldiği zaman işçilerin bir sıkıntısın olsa da işten çıkarılma korkusuyla bunu dile getiremediklerini kaydetti. Savcılık ifadesinde şikayetçi olduğunu belirten Yıldırım, mahkemede ise şikayetini geri çekti.MANİSA (DİHA)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here