Anasayfa Haber Sami Evren: Başkanın Sistemi mi, Sistemin Başkanı mı ?

Sami Evren: Başkanın Sistemi mi, Sistemin Başkanı mı ?

Paylaş

 

1 Kasım seçimlerinden sonra beklenen tartışma başladı. AKP Arkasına aldığı %49’luk oy desteğiyle Bu tartışmayı daha etkili gündemde tutacağa benziyor.

Tartışmada sürekli olarak AKP nin elini  tersten güçlendiren bir çizgi izleyen faşist kafa yapısına sahip kesimler yine iş başında. HDP ‘yi işin içine katıp, Kürt’leri de tartışmanın sosu yapmak istemektedirler.

Çözüm sürecinin başlaması için  Başkanlık sisteminin pazarlık konusu olacağını öngörmektedirler. Ve Kürlerin bu pazarlıkta AKP ile işbirliği yapacağını yazıp, Çizip, söylüyorlar. Böylelikle Kürleri ‘’günah Keçisi’’ yapıp rahatlamış oluyorlar.

Bu politikaların kitleler üzerinde bir etkisi olmadığı, 1 Kasım seçim sonuçlarında görüldü. Başkanlık sistemine  ‘’hararetli’ karşı çıkan milliyetçi – sağ kesimler oylarını götürüp AKP ye verdiler. Demek ki Başkanlık sistemiyle milliyetçi kesimlerin pek sorunu yok.

Oyunu AKP ye veren bu kesimler başkanlık sisteminin gündeme geleceğini bilmiyorlar mıydı?  Onlar için, AKP Kürtlere saldırsın, vursun, öldürsün, infaz etsin, savaşı derinleşirsin, milli duygularını okşasın, birazda iktidar nimetlerinden yararlandırılsınlar yeter. AKP de zaten öyle yaptı. Bu konuda kendi kitlelerini kontrol edemeyenler, faturayı Kürtlere çıkartarak işin içinden çıkmak istemektedirler. Sağcı milliyetçi kesimler  üzerinde çok da anlamlı  olmayan bir  propagandadır.  Nedeni çok açık dünyanın her yerinde faşistler tek lider etrafında ırkçılıklarını sürdürürler, üstün ırkın evlatları olarak güçlü liderlerinin etrafında dururlar, ezik kişilikli ruh haline sahip topluluklar yaratıp  iktidarlarını sürdürürler. Bu kesimlerin demokrasi diye bir derdi olamaz zaten.

Demek ki burada etkilemeye çalıştıkları ve yanlarında tutmak istedikleri ‘’ solcu – milliyetçiler’’. 

Şunu  söylemekte yarar var, Kürt Hareketi ‘’milli’’ mücadeleyle sınırlı bir hareket olsaydı, Dolmabahçe mutabakatının içeriği öyle olmazdı ve  bozulmazdı. Çünkü  7 Haziranda HDP  seçimlere parti olarak girmezdi, AKP nin önünü açardı.

Kürt milliyetçilerinin de HDP ye eleştirisi bu noktadadır. Size ne ;Türkiye nin demokratikleşmesi ,demektedirler. Kaba hatlarıyla Barza’ni çizgisi meselelere böyle yaklaşmaktadır. AKP ‘de Kürlere bu noktada ayar vermek istemektedir. Ne işiniz var sizin batıda, kendi bölgenizde durun, Türkiye partisi de  nereden çıktı, demokrasi, insan hakları, radikal demokratik dönüşüm, kadın sorunu, ekoloji, Recep Tayip’ in söylemiyle   ‘’Bu ne ya”!

Gerçi bu saatten sonra AKP savaşı derinleştirecek bir politik hat izlerse ki, öyle gözüküyor, Bu demektir ki AKP Kimliklerlede de sorun yaratacak demektir. Çünkü savaşın meşruiyetini milliyetçilik üzerinden şekillendire bilir.Beş aydır izlediği politikada budur.

HDP  bir koalisyon, içerisinde  etkili olmasalar da milliyetçi Kürtlerde var. Başkanlık tartışmasında çatlak sesler çıkması mümkün. Belirleyici olmaları ise şimdilik mümkün değildir.

Türkiye de göstermelik parlamenter sistem, burjuva demokrasisinin çok geri bir noktasında tutulmaktadır. Böyle olunca Devlet sürekli Faşizm sopasıyla halklar üzerindeki egemenliğini kimseye bırakmamaktadır.

Sosyalistler ve devrimciler, Başkanlık sistemi konusuna devletin içinde bulunduğu yapısal sorunun altını çizmeden, tartışmaya konuşmaya balıklama atlamazlar.

Liberaller, demokratlar, devrime olan inancını kaybedenler, mücadeleyi burjuva demokrasisinin sınırlarını genişletmek olarak düşünürler. Ağırlıklı görüş parlamenter sistemin etkin olduğu, başkanı denetleyen mekanizmaların kurumsallaştırıldığı bir sistemi savunurlar. Böyle bir başkanlık sistemi onları rahatsız etmez. Diğer taraftan ise parlamenter sistemin etkisiz kaldığı yetkilerin başkanda olduğu bir sisteme karşı çıkarlar.

AKP ‘nin öngördüğü Türk usulü başkanlık sistemi burjuva demokrasisini çok geri noktalara çekiyor. Bu konudaki uzlaşma ya da uzlaşmama sermayenin yeniden yapılanma programı da gözetilerek sonuçlanacaktır.

Eski rejim artığı ırkçı milliyetçiler açısında ise durum bir rejim ve demokrasi meselesinden çok merkezi devlet yapısının federal yapıya dönüşmesi ,Kürtlerin bu yapı içerisinde  pozisyon tutmalarından korkmaktadırlar.

Ah şu Kürtler olmasa    ‘’Başkan’ın’’ önce elini, eteğini öpüp sonra hizaya geçmeyi çok özlemiş olduklarından hiç şüphem yoktur.

Sosyalistler açısından durum yukardaki tartışmalara bulaşarak taraf olmak asla değildir. Demokrasi ve sosyalizm mücadelesi Burjuva demokrasisi sınırları içinde hapis olunarak yürütülemez.

Bizim görevimiz Faşizmi geriletmek özgürlük alanlarımızı ve demokratik mücadeleyi yükselmektir.

Başkanlık sistemi bu mücadeleyi zorlaştıracağı için, faşizmi pekiştireceği için karşı çıkarız. Mevcut devletin iç çelişkileri üzerinden meselelere yaklaşamayız.

Başkanlık sistemine sistem içerisinden karşı çıkanlarla aynılaşarak silik siyaset yapamayız. Devrime olan inanç kaybının vesilesi olmuş bir başkanlık tartışmasından uzak durmak bizim için çok kıymetli, olduğunu bilince çıkartmak önemlidir.

Kürt sorununun, çözümü de,barışın onurlusu da,Demokrasinin sınıfsal, özü de, yok sayılan kimliklerin sahiplenilmesi de,ayrımcılığa karşı duruşumuzda,ekoloji ,kadın su,lgbti, dahil kapitalizmin yarattığı bütün sorunsalların kesiştiği Koordinat  Devrimci mücadelenin tam da kendisidir.Bütün tartışmalarda ana eksenimiz,rotamız bugün için budur.

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here