Anasayfa Demokratik Emek Meclisi Sami Evren yazdı : Eğitim Sen Genel Kurulu ve Ülkenin ...

Sami Evren yazdı : Eğitim Sen Genel Kurulu ve Ülkenin Gündemi

Paylaş

Emek hareketinin gündeminin Türkiye siyasi tarihinin gündeminden ayrı olmadığını bilerek konulara yaklaşmak gerekiyor. KESK’in kısa tarihi incelenirse orada aslında son yirmi yılda ülkede olup biten siyasi tarihi görürsünüz. Egemen siyasetin yok saydığı unutturmaya çalıştığı toplumsal olay ve olguları ancak toplumsal mücadelelerin içinde olanlar görünür kılabilir. Seksenlerin sonlarına doğru ortaya çıkan bahar eylemleri, kamu çalışanları hareketinin doğuşu, SEKA direnişi, Tekel Direnişi, Emek platformunun eylemleri irili ufaklı çok sayıda grevler, yoksulluklarımız, işsizliklerimiz, yürüyüşlerimiz, mitinglerimiz, 1 Mayıslarımız Seçimler, dışlanmışlıklar açlık grevleri, ölümler, iç savaş gerginlikleri, barış mücadeleleri, Kürtler aleviler, yok sayılmalar, seçim barajları, bitmeyen anayasa tartışmaları,  bağımsız adaylar,.. Bunların ardından bir arada yaşam çağrısı ve nihayet gezi eyleminin kulağımıza fısıldadığı yeni muhalefet biçimi sonrasında 7 Haziran seçim sonuçlarıyla nefes alan toplumsal muhalefet.

Parlamentoda AKP’nin mutlaklaşan iktidarını sarsan muhalif 80 milletvekili ve barış süreciyle birlikte ortaya çıkan bu baş döndürücü gelişmeler, toplumsal mücadelelerin birikiminin seçim sonuçlarına yansıması olarak da okuna bilir. Ve sonrasında 1Kasım seçimlerine giden kaoslu günler gözlerimizin önünde, patlayan bombaların en irisi ve Ankara 10 Ekim katliamı…

İşte burada duralım ve katledilen insanlara verdiğimiz sözler üzerinde düşünelim. Duygusallıklarımızı bir tarafa bırakalım. Duygularımızı yok sayalım demiyorum. Mücadele içerisinde bir birimize dokunduğumuz omuz omuza yürüdüğümüz, selam verdiğimiz, göz göze geldiğimiz, hoşça kalın dediğimiz üzüntüler ve sevinçler yaşadığımız insanlarımızın katledilişinde ‘’insanda’’ ortaya çıkan duygu birikimini yok sayalım demiyorum. Aksine bu duygu birikiminin özüne ulaşalım demek istiyorum. Reel siyasetin de bu olduğuna inanıyorum. Buraya ulaşamayan siyaset, genel kurul, eylem, toplantı, seçim, ana, baba, dostluk, aşk günlük yaşamımızdaki isyan ve küfür dahil her şey anlamsız olur.

Bütün bunların müsebbibi kapitalizmi, neo liberal politikalarını ve onları acımasızca uygulayarak iktidarını tahakkümünü kuran siyasi iktidarın yaptıklarını, yapacaklarına karşı asla duygusal olmayalım demek istiyorum. Siyaseti siyasal mücadeleyi burjuvazinin oluşturduğu egemen geleneksel, hukuk ve kültürün etkisiyle, yapmak bu muhafazakârlığı kırma çabası içinde olmamak devrimci sol muhalefetin önemli sorunlarından biridir diye düşünüyorum.

Bu girdaptan çıkmanın çok kolay olmadığını biliyorum. Bunu bilmenin yeterli olmadığı da açık. Bugüne kadar birikimlerimizin toplamı maalesef bu. Böyle gelmiş böyle gider diye de düşünmüyorum, bu durum mutlaka değişecek. Bunun başka da yolu yoktur. Bu durum değişmez ise çember sürekli daralır. Daralan çemberin çapı da küçülür, küçülür ve giderek çapsızlığa tekabül eder.

Eğitim Sen genel kurulunda ortaya çıkan ilk veriler, genel kurul ile ülke gündemi arasında doğru bir bağlantı kurulmadığı gösteriyor. Bu eleştirel cümleyi kurarken derdim kim yönetime girmiş, hangi pazarlıklar olmuş, kim dışlanmış, bunlar hiç umurumda bile değil. Bütün genel kurullardan bir yönetim çıkar.  Sendikanın aktivistleri arasında farklı kulis ve görüşmeler olur. Delegelerin sayısal dengelerine göre de listeler ortaya çıkar. Sayısı fazla olan listede yönetime seçilir. Genellikle listelerde yer bulamayanlar seçilenleri kendi üsluplarınca eleştirirler. Listelerde yer bulamayanlarsa en fazla demokrasi vurgusu yapanları olur. Bu geleneksel değişmeyen çelişkinin esasını maalesef hiç kimse konuşmaz. Bütünün demokratik tutumla ilişkisi var mı, buna bakan olmaz.

Genel kurulda hangi kararlar alınmış? Emekçilerin hangi sorunları varmış? Örgüt üç yıl içinde neler yapmış? KHK ihraç edilenlerin, ya da soruşturmaların akıbeti ne olacak? Bunlarla ilgili alınması gereken tedbirler ne olacak? Bu soruların cevaplarının genel kurulun esasını oluşturması gerekirken bunlar ayrıntı durumuna düşmüş ise burada bir sorun var demektir.

Türkiye’nin 16 Nisan sonrası fotoğrafına iyi bakmak gerekiyor. Bakmakla görmenin aynı şey olmadığını bilerek fotoğrafı incelemekte fayda var. Bu yazının konusu olmamakla birlikte birkaç laf etmekte fayda var çünkü biz bu fotoğrafın içinde görünmez kılınacak kadar küçük ölçekli duruma getirilmek isteniyoruz.

Muhalif bir sendika olarak Eğitim-Sen bu fotoğraf içinde görünmez kılınan her şeyi deşifre etmekle mükelleftir. Bunu yapabilmesi için de yönetime seçilenler, seçilemeyenler kim varsa herkes birlikte yeni bir muhalif örgüt nasıl olmalı konuşmak zorunda. Emek hareketinin yeniden yapılanma meselesinden kaçan, bunları konuşmayan genel kurulların her biri eskisinin kötü bir kopyası olmak durumundadır.

Bizim yarattığımız bize ait olan kurumlarda buna seyirci kalınamaz. Eğitim Sen, KESK bize aittir, bizimdir. Buralarda özeleştiriye kapalı olmak, değişimin önünü kesmek içerden çürütür. Çürümeye dur demek için belki biraz da acımasız olmak gerekiyor. Küçük hesaplar küçük iktidarları yaratır. Buradan büyük siyaset çıkmaz parmak sayısı siyaseti her zaman üretmez bazen de tüketir. Sosyalist sol hareketlerin kendi içlerindeki ‘’iktidar’’ mücadeleleri bunun en somut örneğidir. Birçoğu atomize oldu parçalandı küçüldü kim kimden çok büyük şimdi?

Konu buraya gelmişken algılarımızı zorlayan gerçeklikle pratiği uymayan HDK meselesine değinmek gerekiyor. Bileşenler diye tarif edilen bu topluluğun KESK deki sendikalar üzerinde bir etkinliği olması nedeniyle sadece bu nedenle bir parantez açmakta yarar var. HDK ya da HDP’nin siyasal etkisinin her boyutta genel kurullara yansımasını isteyen yönetimler de bu gücün gölgesinde oluşturmak isteyen ve hatta bu gücün belirlediği genel kurullar arzu etmektedir. HDP’nin böyle bir meseleye müdahale etmesi asla doğru değildir. Ve böyle de yapmadığı anlaşılıyor. Şu bilinmeli ki bu güç, bileşenlerine sendikalarda koltuk dağıtmak için oluşturulmadı. Bu siyaset barışın, bir arada yaşamın, dışlanmışların, ayrımcılığa uğrayanları, emeğin, eşitlik talebinde bulunanların, şiddeti siyaset aracı olarak kullanmayanların, adalet isteyenlerin bir arada oluşturdukları siyasettir. Ve böyle bir siyaset büyütülerek yürütülmek zorundadır.

Ebetteki toplumun bütün kesimlerine bu siyaset sirayet etmelidir, sendikalar da buna dâhildir. Şu ana kadar bu siyasetin alan siyaset ilişkisi kurulamamış ve ortaya çıkartılamamıştır. Yani bir arada yaşam siyasetini savunanlar kendilerinin yarattıkları örgütlerde bir arada duracak kadar yaptıkları işin özünü bilince çıkaramamışlardır. Öyle bir noktaya gelmiştir ki yurtsever hareket bu siyasetin sahibi olarak görülmektedir. Maalesef bunu böyle anlayan yurtseverler de var ve kendini misafir bileşen olarak gören solcular da var.

Sendika yönetimine giremeyen grup ya da bileşen hemen kendisini siyasetin dışında kolayca tanımlayabilmektedir. Kendilerini işin merkezine koyan yurtseverler ise kendi iç ‘’iktidarları’’ sorununu çözdükten sonra diğer bileşenleri gözetme durumunda kendilerini sorumlu saymaktadırlar.

Hâlbuki sendikal siyasette bütünlüklü bir fikri birliktelik sağlansa temsilde kişiler önemsiz hale gelmez mi? Siyasal ilişki zayıfladıkça durum, kişisel kutuplaşmalara, homojen olduğunu iddia eden gruplar da dahil küçük iktidar hesaplarına dönüşüvermektedir. Geçmiş deneyimlerimizden ders çıkarma zamanı çoktan geçti.

Önümüzde KESK genel kurulu var.  Bu kurulu  doğru işletme, doğru politikalar üretme, doğru bir eksende muhalefet içinde konumlanma gibi çok ciddi görevlerimiz var. Bu görevi yerine getirecek iradeye KESK tarihsel birikimleriyle sahiptir. Ancak bu sözlerin ajite etmek için kullanılmadığını göstermek niyeti, bu yazıyı ve beni aşar. Bu sorumluluk birinci derecede Kendi halkının mücadele iradesini sol içi fraksiyonlarla eşitlemeden, kendisine de haksızlık etmeden göstereceği iradeyle çözülebilir.

Bu da ancak Türkiye’nin siyasi fotoğrafını bakarak anlamak değil, görerek anlamaktan geçtiğinin farkında olmakla mümkündür.

Sami Evren

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here