Anasayfa Köşe Yazıları Sami Evren yazdı : Sadece, darbeci generallerden en irisi öldü..

Sami Evren yazdı : Sadece, darbeci generallerden en irisi öldü..

Paylaş

12 eylül sabahı radyodan Kenan Evren  tarafından  heceleyerek okunan iktidara el konuldu duyurusu ne kadar gerçekse, 35 yıl sonra haberlerde son dakika  anonsu  ile duyurulan, darbeyi ilan eden  generalin ölümü de  o kadar gerçek .

Bütün darbeler öncelikle muhalifleri  yok eder.Türkiye de de öyle oldu.Yüzlerce devrimci öldürüldü.Demokratlar susturuldu.Darbeye karşı güçlü bir direniş ortaya konulamadı.Darbe sonrası kurulan bütün hükümetler de darbenin pekiştirilmesini esas alan iktidar ilişkilerini devam ettirdiler.

12 eylül anayasasının özüne kimse dokunmadı. Darbe sonrası, seçimlerin 4 ya da 5 yılda bir yapılması ‘demokrasiye geçildi’  diye anlatılır olmasına yeterli görülebildi.

Binlerce devrimci yurt dışında  mülteci durumuna düştü.Uzun süre kendilerini koruyamadılar ve örgütlü ilişkileri ortadan kalktı. Devlet için tehlikeli olmadıkları anlaşılınca sanki demokrasiye geri dönülmüş gibi ülkeye dönmelerine izin verildi..

Sovyetler birliğinin dağılmasıyla birlikte  sosyalist hareketler domino etkisiyle geçmişte savundukları görüşlerini revize etme ,değerlendirme,gözden geçirme…  ne derseniz deyin  Devrim meselesinin uzağına düştüler.

Dışarıda etkili bir muhalefetin  oluşamayacağı kanaati siyasi iktidarları rahatlattı. Böylece cezaevlerinde tutuklu devrimciler  afla  serbest  bırakıldılar.

Sosyalist hareketlerin çoğu birlik sorunu üzerinde düşünmeye başladılar.Sonuçta yasal partilerle demokrasi mücadelesini esas alan programlara sahip particikler doğmaya başladı..

Kürt  özgürlük hareketi kendini gözden geçirdi bayrağındaki orak-çekici kaldırdı..Mücadelesini  marksizmi ve  dönemi analiz ederek yeniden programladı.

Darbe dönemlerini suskunlukla geçiren İslamcı hareketler kitleselleşti. Sermaye kendini yeniden yapılandırdı, serbest piyasa ekonomisi özelleştirmelerin önünü açtı. Kamu yağmalandı.

Ordunun askeri vesayeti değişen dünyaya ayak uyduramaz hale düştü. Muhtıralarla bir süre durumu  idare etselerde, rejim krizine dönüşen  süreçler  aleyhlerine oldu. Sonunda AKP  onları Silivri de terbiye etti.

Laiklik ,türban tartışması İslamcıların lehine tükenmiş oldu.

Solcuların büyük bir bölümü sosyalizm idealinden vaz geçti. Laik olmayan devletin laikliğini koruma adına eski rejimi savunur oldular.Kürt Özgürlük hareketinin devletle girdiği ağır çatışmalı sürecin faturası da çok ağır oldu,  binlerce  genç insan yaşamını kaybetti.Hakikatleri öğrenemeyeceğimiz onlarca olay ve provokasyon bu döneme sığdırıldı.Kürt Türk çatışması sürekli gündemde tutuldu.  Bu gerilim  solun ulusalcı şöven rüzgara  kapılmasını daha da ötesi milliyetçiliği güçlendirdi.Kemalizmle iç içe büyüyen sol bu savaşta doğru yerini bulamadı.

Kürt özgürlük hareketi kimlik mücadelesinde önemli kazanımlar elde etti. Öcalan ile  devlet  görüşmeye başladı.Ayrılma hakkını gündeminden çıkaran Kürt hareketi  barış konusunu demokrasi programı  ile iç içe  ele aldı.

Şovenizmin etkisi altında olmayan  devrimci demokrat güçlerin bir kısmı doğrudan hareketin saflarına katıldı.Bir kısmı işbirliğini güçlendirdi. Etkisiz sol hareketler bu dönemde yüzünü Kürt özgürlük hareketine döndü.

Partileşme süreci hızlandı, HDP kuruldu. Ancak parti olarak seçimlere girerek somutlanabilecek, Türkiye partisi olunması amaçlandı. Cumhur seçiminde de gösterilen başarı bu gelişmeyi güçlendirdi.

Ve  yine gündem %10 seçim barajı ve 12eylül  darbesine  tekabül etti. Hangi demokratik mücadeleyi ele alırsanız alın karşınıza 12 eylül  yasaları çıkıyor. AKP nin AB sürecinden uzaklaşması ,ortadoğuda izlediği dış politika  12 eylül yasalarına daha da fazla sığınmasına neden oldu,yetmediği yerde yeni yasalar çıkarmaya başladı.

Yıllar  sonrası göstermelik olarak bile olsa yargılanan Generalin mahkemesinde   sol yine dağınıktı.AKP nin yaptığı Anayasa  referandum unda  generallerin yargılanmasına  tekabül eden maddeye Hayır  diyen sosyalistler,AKP iktidarına onayı güçlendiren sosyalistler siyasetin açmazında var oldular.

7 haziran seçimlerine giderken   büyük oranda birlik sağlansa da  ayak diretmelerin olduğu bir süreç devam ediyor.

Ve  Netekim ! general öldü.’’Allah rahmet eylesin ‘’ ama diyenler de var.. Erdoğan’dan  daha iyiyiydi diyenler de .

Gerçek olan şu ki  bir faşistden Türkiye halkaları hesap soramadı. Kurumsallaştırdığı anayasayı değiştiremedik.

Hep birlikte  35 yıl yaşadık. Sadece,  darbeci generallerden  en irisi öldü..

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here