Anasayfa Demokratik Emek Meclisi Sami Evren yazdı:Demokratik Emek Meclisi Yaz Kampında Akılda Kalan İzler..

Sami Evren yazdı:Demokratik Emek Meclisi Yaz Kampında Akılda Kalan İzler..

Paylaş

11742882_427972684057353_6019217642072262362_n

6- 12 Temmuz  arası Bodrum Gündoğan The Blue Bosphorous Hotel de DEM üyeleri,dostları, yakınları buluştular. Kampa katılan 90 kişiden fazla insanımızla bir hafta aynı ortamda yaşamış olduk.

Yaşamış olduk dedim ama gerçekten yaşadık mı ? Yaşam yeme içme uyuma,tekrar yeme içme uyuma ise mükemmel yaşadım !

Sabah Kahvaltısı  10 .30 da sona eriyor.Açık büfe ,tabağını alan koşuyor yüzlerce çeşit ….kenara çekilip  insanları  kısa bir süre isterseniz izleyin.

İnsanların şöyle düşündüğü aklından geçiyor;  para verdik ya ! Boşa gitmesin , hangi hırs bilmiyorum,sınırsız ya…. Önce insanları suçluyorsun tabaklar abartılı dolu, sonra kendinde aynı şeyi yapıyorsun, sonra hep beraber aynı eylemi yapanlar, kendimizi ayırıp başka insanları kınıyoruz.

-Ayıp be kardeşim ,yuh be o kadarda  doldurulmaz ki..

Öğle, akşam yemekleri de böyle. Sinek barlarda, havuz başlarında her şey dahil sınırsız. Bir süre sonra anlıyorsunuz ki, her şey sınırsız sadece insanlık sınırlı.

İnsanları, kendimi eleştirdim ancak baktım ki konu  insanlarla sınırlı değil, bu tatil anlayışı bir sistem meselesi; başka bir yaşam felsefesi oluşturuyor.

Şöyle bir şansın kalmıyor, birlikte emek harcayıp ,birlikte üretmek ,birlikte tüketmek..bu  duygular  ortadan kalkıyor.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar köyde yaşadım. Koyunlarımızı merada otlatıp  eve döndüklerinde çok su içmek isterler ,onlar için yalaklara su hazırlardık ,sürü  ‘’hayada ‘’ avluya ,girdimi meleyerek doğrudan su yalaklarına koşarlardı.

İnsanlar olarak melemiyoruz ama ,bizi koşturuyorlar,kuyruğa sokuyorlar,saçma sapan animasyonlarıyla güya bizi eğlendiriyorlar. Sonuç  asosyal  koca bir ortam.

Beş yıldızlı  otelde kamp demek ki böyleymiş onu da test etmiş olduk.Kamp düzenlemek iyi bir fikir,bir arada olmak,tartışmak birlikte düşünmek,kolektif bir ortamı üretmek iyi bir şey  olsa gerek.Bu iyi birşeyi yapmak böyle bir tercih olmamalı.

Kampın ikinci günü Serpil Sancar  Hoca kadın sorunu üzerine bir sunum yaptı.Bir kaç önemli konunun altını çizdi.Öncelikle  kadın sorununun siyasi bir konu olduğunu vurguladı. Siyasetten yalıtılmış,yada siyaset dışında özel bir konuymuş gibi ele alınamayacağını vurguladı.Erkek egemen anlayışın kapitalist sistemin bir ürünü olduğunu vurguladı.

20404_427972227390732_2986379099766951071_n

Verimli bir tartışma oldu. Öğretilmişleri mutlak bir kuralmış gibi kavradığımız o kadar çok şey var ki, bunu bilmek başka bir şey, işimize geldiği gibi öğretilmişlere sığınmak başka, özellikle erkeklerin sustuğu yada kuralları  mutlaklaştıran davranışları, sistemin bütün işleyişinde her aşamasında kendini ele veriyor.

Bu konuda kadınların mücadelesinin anlamlı bir  eşiğe geldiği özellikle vurgulandı.Erkeklerin kadın mücadelesini ve kadının  uğradığı saldırı ve haksızlıklara karşı edilgen olmaları,yada kendilerinin dışındaki erkeklerin yaptığı olumsuzluk gibi görmeleri ise  oldukça komik bir durum arz ettiği ortaya çıktı.

Yemekhanedeki yemek alma hırsı herkese ait bir duygumu yoksa… neyse işte böyle  benzeşir , kendini kenara çekme oportünizmi, ortalıkta sırıtıyor.Bunun için erkekler ,erkeklerin  yaptıkları taciz,tecavüz,cinayet,mobbing her neyse hepsine  doğrudan, kadınların tepki göstermelerini beklemeden kendileri eyleme geçmelidir.Mevcut durum  kadın mücadelesinde, erkeklerin sadece bilincinde olmak değil eyleme geçmesi gerektiği bir eşiğe ulaşıldığını gösteriyor.

Tartışmalar ,karşılıklı soru ve sözlerle devam ederken, salonda tacize uğramış kadın var mı diye düşündüm.. sadece düşündüm, kim bilir belki hepsi ya da bir kaçı  bilinmez, peki tacizci erkek var mı ?Belki de hepsi  bilinmez…Salonda bulunan bir erkek olarak bunu yazarken aklıma takıldı.Vakti zamanında tacize karşı çıkmış üzerine gitmiş bir erkek olarak işin meraklılar kısmını bir tarafa bırakırsak,taciz olayı ile ilgili  doğrudan bilgi almak isteyen kadın arkadaşlarım daha fazla oldu ,çoğu erkek  konuyla ilgilenmedi.Benim  bu deneyimimden çıkarttığım tacize bulaşmış erkeklerin taciz konusunu konuşmaktan uzak durduklarıdır.

Toplantı sona ermek üzere eminim çok acıktık.Aklımdan hiçbir yemek geçmiyor,ne yesem diye düşünmüyorum,kimsenin ağzı sulanmıyor her şey var, sınırsız …Halbuki melemene,kuru fasulyeye hakaret olmasın ama acılı bir menemen ya da fasulye tek seçenek olsaydı insanların daha çok  mutlu olacağını düşündüm.

Tabak kaşık sesleri ….gürültüye çoktan karıştı bile…

Yemek  tamam az yedim diyene rastlamadım. Şimdi  soğuk bir içkiden sonra  üç  farklı asansörle  aşamalı olarak  deniz kenarına gidebiliriz.Denize girebiliriz demedim , yaklaşık 100 basamak merdiven indikten sonra  iskeleye ulaşılır.Kum yok numunesi bile yok iskeleden atlayacaksın, yüzme bilenler tabi  bilmeyen  bacaklarını iskeleden aşağıya sarkıtabilirler, sınırsızdır ücrete tabi değildir.Bodrumun en ücra tepelerinin teraslama yöntemiyle nasıl yağmalandığını anlıyorsunuz.

Güneşin doğuşunu izleyenler genellikle batışını izleyemezler gün boyu uykusuz kalmalarındandır herhalde. Nedense güneşin batışı ve doğuşu tatillerde özel oluyor.Halbuki batan çıkan birşey yok güneş aynı yerde dünya aynı yerde dönüyor… gibime geldi..! Kendi etrafında dönüyor ,o da onun etrafında dönüyor, önce geminin direği görünür meselesi ,beni etkileyen o kızıllık belki de bütün insanları etkileyen kızıllık..Belki de birbirini seven,dostların,arkadaşların uzun zaman bir arada kalmasının bahanesi…..11760075_10153466384649592_3182038685638998366_n

Gün  biterken ,uykusuz geceler geride kalırken,yeni bir günün başlangıcı kahvaltı salonundaki çatal sesleriyle yeniden start alıyor.

Bu gün Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş sözcüsü Naci Sönmez kampa gelecek , gündem belli.Bütün solcuların tasarlanmış toplantılarında olan gündem siyasal süreç.11703178_427971537390801_527461311769492032_n

Naci HDP nin başarısını öncelikle anlattı, seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Tarihsel buluşmanın başarısın anlattı. Siyaset sonuçta bir ideolojinin savunulmasıdır.Bir başarı öyküsüne imza atanlar olarak biraz övünmek hakkımız olduğunu düşünüyorum. Naci’nin biz daha önce söylemiştik,yazmıştık  fakat gerçekleştirememiştik ,şimdi gerçekleşti dediği ,HDP başarısında çubuğu kendimizden yana bükmesini anlayabiliyorum .Bundan ötesininde zorlama olacağının bilmemizde yarar var.

Benim dikkatimi çeken seçimler öncesi HDP  barajı aşarsa hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı fikri çok söyleniyordu, ,ben ona takıldım. Seçimler oldu, HDP barajı aştı hem de 80 vekil çıkardı.Eskisi gibi olmayacaksa nasıl olacak onu konuşmamız gerekiyordu.Eski lafı yeni lafı ya da sözcüğü ne ifade ediyor tam kestiremiyorum içi boşalmışa benziyor, öncelikle.Eski düşüncelerimiz bu günü açıklamıyorsa yeni düşüncelere ihtiyaç vardır ı  anlıyorum. Naci parti iç hayatında bildiğimiz genel doğruları bir kez daha tekrar etmiş oldu. Ben  pek ikna olmadım yedi haziran sonrası için yeni düşünceler  tartışılmalı diye düşündüm.. HDP nin durumunun masaya  yatırılması gerektiğini düşündüm.

Toplantıda düşüncelerimi kısaca şöyle özetlemiştim.

*HDP özgürlükçü bir parti Türkiye’nin dışlanmış tüm kesimlerini bir araya getirebildi.Radikal Demokrasiyi savundu.Farklı toplumsal kesimlerin yıllardır sürdürdüğü mücadele birikimlerini HDP de somut eyleme dönüştürdü.Sol sosyalist kesimler ,partiler,farklı çevreler bu toplumsal kesimlerle bir araya gelmeyi sorun etmedi.Yıllardır konuşmalarımızda,makalelerimizde ,açıklamalarımızda, Ermeniler,Kürtler emekçiler,dışlanmışlar,aleviler demokratlar bir araya gelmelidir dediğimiz temenni gerçekleşti. Sosyalistlerin  kitle gücü yoktu ancak birleştirici gücü vardı .Bu güç uzun yıllardır mücadele birikimine sahip Kürt özgürlük hareketiyle akıl birliği yapması başarının kazanılmasında önemlidir diye düşünüyorum.Ebette ki AKP nin otoriter , baskıcı yüzü,Erdoğan’ın siyasi aktör olarak iticiliği,çözüm sürecinde ayak sürünmesi,Kobani’ ye karşı AKP’nin tutumu gibi nedenler  öncelikli  olarak AKP ye oy kaybettirdiği söylenebilir.AKP yi destekleyen liberallerin büyük bir bölümü AKP karşısında yer aldı.AKP yi eleştirdiler ve desteklerini çektiler.Sayıları az olsa da kamuoyu oluşturmakta etkili olan liberaller bu seçimlerde HDP yi desteklediler.

HDP nin liberaller tarafından desteklenmesi konusunda da birkaç söz söylenebilir. Etkili siyaset yaparsanız, özgürlük alanlarının genişletilmesi için mücadele ederseniz liberaller sizi destekleyebilir,bunun sakıncası da yoktur.

Burada dikkat edilmesi gereken konu HDP’ nin liberal demokratik bir parti yapılmak istenmesine karşı önlem alınmasıdır.

Sol sosyalist hareket  özellikle  1980 sonrası  sürekli başka rüzgarların etkisiyle boğuşmak zorunda kalmış zaman ,zamanda kendi olmaktan çıkmıştır.ÖDP döneminde  iç tartışmalar ve ayrışmalar sonrası ortaya çıkan durumu gözlemlersek şimdi neler olduğunu daha iyi görebiliriz.İç tartışmaların hastalıklı kastlaşmalarında bunu belkide fark edemedik ,şimdi daha iyi anlaşılıyor.ÖDP den ayrılanlar olarak çok doğru sağlam fikirler ileri sürmemize  rağmen liberal rüzgarın etkisi altında  yeni bir durumla karşı karşıya kaldığımız gerçeğini  bugün söylemekten imtina edersek ,HDP sürecinde de  aynı yanlış tekrar edilir.ÖDP de kalanlar ise Ulasalcı bir noktaya savrulmalarının ne zaman farkına varırlar bilmiyoruz.  7 Haziran seçimleri belki biraz uyarıcı olur diye düşünüyorum.

28 şubat sürecinde ÖDP ye  kancayı atan Ergenekoncular  ve liberaller o dönemde başarılı olamamışlardı.Darbenin desteklenmesi için çok mesai harcandığını görüşmeler yaptıklarını biliyoruz.ÖDP  o dönemde ”Ne şeriat,Ne darbe ” sloganını üreterek kısmen durumu idare etmişti,daha sonraki süreçte  bunu sürdüremedi. Bu konuyu geçelim  dönüp eski defterleri karıştırmak için  söylemiyorum,bugün  yeniden tekrarlanmamasına katkı sunmak için  bir dip not olarak  hatırlatma ve öz eleştiri olarak ifade ediyorum.

HDP  organik bir parti mi olmalı,bileşenler kendi varlıklarını sona erdirmeli mi ,bu konu üzerinde  bildik tartışmaların dışına çıkılabilmiş değil.

Liberaller ve etkiledikleri kesimler HDP nin organik bir parti olmasını PKK nin silah bırakmasını Parlamenter mücadeleyi  esas almasını ve yoluna devam etmesini savunuyorlar.Bu düşüncenin epeyde alıcısı var.Solda başarılı olmayan partilerin taraftarları arasında etkili oluyor.

Bu görüşe  şimdilik söylenecek tek şey  HDP nin mücadelesinin parlamenter mücadeleyle sınırlandırılmasının yanlışlığıdır.

Çünkü bu HDP nin başarısının  yıllardır sokakta mücadele edenlerin birikiminin sonucu olduğunu unutmak olur.Bizim temel felsefemiz hep şu olmuştur,mücadele edenler her zaman kazanamazlar, ancak  kazananlar hep mücadele edenler olmuştur.Bu düşünce mücadelede başaramayanları umutsuzluğa düşürmemek için ifade edilmiş olsa da HDP bu düşünceyi kanıtlamıştır.

İkinci üzerinde duracağımız konu ise; barış ve demokrasi  adına elde edilecek kazanımları derinleştirmek için  var olan ilişkilerin homojen hale getirilmesi doğru değildir.Doğru değildir çünkü dağıtıcı olur.Benzemezlerin birliğinden organik parti çıkmaz.Benzemezlerin birlikteliğinden güçlü bir karşı koyuş ortaya çıkar,haziran direnişi ve HDP nin başarısını böyle okumak gerekiyor.

Bileşenler özellikle sol sosyalist partilerin yapmaması gereken en önemli  konunun,HDP yi ‘’solculaştırmak’’ için harekete geçmeleri.Bu son derece yanlış olur,HDP nin yapısı gereği farklı toplumsal kesimlere dışarıdan akıl vermek,onları etkileme son derece basit ve etkisiz bir girişim olur,sonuçları da dağıtıcı olur.Yapılması gereken solun kaybettiği prestiji yeniden kazandıracak bir siyasi programı HDP nin sunduğu olanaklarla yeniden tartışmalarıdır.

Bileşenler  eski ilişkileriyle var olabilirler mi? Bence var olamazlar,olurlarsa da ne uzarlar ne kısalırlar iç sorunlarıyla  boğuşur dururlar.Siyaset askıya alınır küçük sosyolojik grupların kendini kanıtlama aracı haline gelirler. Bu durum ne kendilerine ne HDP ye katkı sunar, sadece kimlikleri ve tabelaları var olur  o kadar.

YSGP  bu süreçte  kendi iç tartışmalarını gerçekçi bir yöntemle aşmalı ve uzlaşma adına tükenmiş ilişkileri,siyaseti,açmazlarını bir süre daha erteleme durumuna gitmemelidir.

Parti adından başlamalıyım ben kendimi hiçbir zaman ‘’Yeşiller’ gibi bir kimlikle özdeştirmedim,bundan sonrada böyle bir şey yapmayı doğru görmüyorum. Kadınların, gençlerin,yeşillerin,Kürtlerin ,Alevilerin  mücadelesini önemserim  bunun için mücadele ederim ,mücadele ettiğim kimliklerle kendim özleşmem gerekmiyor.

Bu ülkenin Yeşiller mücadelesini yürüten yatay bir örgütlenmesinin olması gerektiğini düşünürüm.

Bir başka konu mevcut oluşmuş statüko asla korunmamalı parti programı işleyişi yeniden tanımlanmalı,özgürlükçü sol kesimlerle buluşmanın  ve tartışmanın zemini genişletilmeli. Parti HDP nin bileşeni statüsünden çıkmalı,  mücadelesini çalışma tarzını HDP nin Türkiye partisi olma  iddiasına göre yeniden tanımlamalı.Bu nokta  yeni bir durum ince bir geçişken özellik gösteriyor.HDP  içinde bireyler olarak dağılma doğru olmadığı gibi,YSGP nin şu anki halin de  sürdürmesi de gerekmiyor. Var olanla yetinmek,  tükenmeyi zamana bırakmak anlamına gelir.Bu konuda sıkı bir tartışmaya ihtiyaç var.tartışmanın sınırlarını YSGP ile sınırlı düşünmeden sürdürmek özgürlükçü solcular açısından önemli olduğunu düşünmekte yarar var.

Hararetli tartışma hepimizi yordu .Salonun kliması  can sıkıcı  ve nihayet toplantı bitti benim düşünceme katılmayan arkadaşlarımın var olduğunu bilerek,onların düşencilerinden de faydalandığımı söyleyerek bu konuyu nokta koyabilirim.

Kampta artık uzun zamandır birlikte olduğumuz simalar yabancı gelmiyor, sadece bizim arkadaşlarımız değil otelin çalışanlarını diğer müşterilerini de tanımaya başladık. Tebessümlü  selamlaşmalarda başladı.Bu durumun biraz insanları denetlediğini düşünüyorum.Yemek alırken , gezerken  ,inerken çıkarken insanlar  daha dikkatli daha özenli hale geliyor.tabi yapmacık gülücükler değil.

Kampa yeni taze vekillerimizden Mithat hoca ile Saruhan da katılacağı önceden planlanmıştı. Aksilik ya olmadı.Mecliste trafik karıştı,mazeretlerini anlasak da  ne yapalım DEM sağ olsun dedik.

Kampın en önemli oturumlarından biride Demokratik Emek Meclisinin kendisini değerlendirdiği,Emek hareketinin içinde bulunduğu süreç ile ilgili bölüm oldu.

Konuya ilişkin kolaylaştırıcı divan DEM yürütmesinden KESK MYK üyesi Fatma Çetintaş,Tacettin Durdu,Mehmet Emin,Arzu,Fatih çoktan yerini aldı bile ,11715959_10206257619253291_1123217154_n

Fatma’nın bilgilendirme ve genel değerlendirmesi emek hareketinin resmini ortaya koymaya bence yetmişti. Mehmet Emin kampla ilgili ve grupla ilgili bilgilendirmelerini yaptı. Mehmet  grubun doğal lideri pozisyonunu çoktan üstlenmiş,organizasyonun baştan beri  içinde  olduğu, en fazla emek harcadığını hepimiz biliyoruz. Özgüvene dayalı ilişkiler kura bilen bir arkadaşımız.Kampta başı ağrıyan  Mehmet ‘le sorunlarını çözer durumda.Samimiyet, içtenlik güven verici  ilişkiler  toplumsal yaşamımızda çok önemli,aklının arkası olmayan tertemiz bir insan .Aynı ortamda yaşamak   bazen sağlam kumaşa sahip insanları tanımanıza da neden olur.Tam tersine sosyal ortamdan yararlanan fırsatçılık yaratan, bencilliğini, gizleyemeyen insanları ,tanımanıza da .

Bu nedenle Mehmet’ i yakından tüm kamp sakinlerinin tanıması herkese iyi geldi diye düşünüyorum.

11019417_427972244057397_1149431541537765545_nElbette bu özelliklere sahip çok sayıda arkadaşımız var. Her birinin farklı özellikleri ve güzellikleri de.

DEM’in her toplantısında  Yürütme eğitimcilerin belirleyici olduğu diğer işkollarının etkisiz olduğu eleştirisine muhatap olur.Sağlıkçılardan Nuran bu eleştiriyi  daha önceki toplantılarda olduğu gibi yine tekrarladı. Faydası olurmu bilmiyorum, çözüm olarak sağlıkçılar bir araya gelecek ve yürütmeye bir arkadaş eklenecek.

11010287_427971294057492_972974127137074243_n

Ben sözü aldığımda farklı konuları not almıştım. Her zamanki gibi o an aklıma gelenlerle konuşmaya başladım. Aldığım notlar uçtu gitti.

Aklımda kalanlardan bazılarını kısaca paylaşmak isterim.

Sendikal hareket ve yeniden yapılanma meselesi,  son zamanlarda  herkes bahsediyor.Üretim ilişkilerinde ortaya çıkan değişiklikler,küresel şirketlerin  piyasayı yeniden düzenlemesi,kamusal alanın daralması,sendikal hareketin merkezi yapılanması,hantal bürokratik yanının güçlenmesi vs daha farklı nedenlerde sayılabilir.

Sonuçta emeğin haklarının korunması ve geliştirilmesi bu halimizle mümkün değil.Demokrasinin  olmadığı ülkelerde  baskıcı yasalar,azgın sömürü koşulları örgütlenme özgürlüğünü engellemeden  sağlanamaz.Siyasi iktidarlarda sermaye lehine kanunlarını düzenliyorlar zaten.Çalıma yaşamı çalışanların lehine  değil sermayenin lehine düzenlenmiş oluyor.Böylelikle Çalıştırma yaşamı düzenleniyor ve hiçbir kural tanımadan acımasızca,işçi güvenliği değil  işyeri güvenliği sağlanmış oluyor.İşçi cinayetleri,göçmen işçilerin kayıt dışı ucuz emeği, çocuk işçiliği, kadın emeğinin yok sayılması,kentlerde yoksul mahallelerin oluşması,işsizlik vs daha bir çok sorunu söyleyebiliriz.

Bütün bunların sistem içinde kısmi çözümü özgürce toplu pazarlık yapabilme hakkını elde etmek ve kullanmakla mümkün.

Konu demokrasi mücadelesini ve politik  direnişleri kapsar. Emekten yana etkili siyaset ortada olmaz ise  başarı şansınız zayıf demektir.Bugün için HDP nin  varlığı ve etki gücü emek hareketi açısından önemli bir avantajdır.

Türkiye’de sendikal harekete geleneksel olarak yön veren Türk İş’in siyasetler üstü sendikal kültürü yerleştirmekte  başarılı olduğunu görüyoruz. Devlet sendikacılığı, yada sarı sendikacılık,işlevi gereği emekçileri siyasetten uzak tutmayı hep başarmıştır.Partiler üstü sendikacılık,bağımsız… evet bu yanılsama  KESK içinde bile zaman zaman yandaş bulmuştur. KESK ‘i siyaset yapmakla eleştiren üyelerimiz olmuştur. Bu durum özellikle Kürt meselesinde sendikalar barıştan yana  müdahil olduğu zaman daha çok ortaya çıkmıştır. Ve hatta giderek öyle bir kanat oluşturuldu ki Kürt özgürlük hareketinin mücadelesi sınıf mücadelesinin önünde engel olduğu tartışmalara bile yansımıştı.

Gelelim meselenin özüne  Yeni Türkiye  Ortadoğu ve Avrupa birliği arasına sıkışık bir şekilde yapılandırılırken, emek örgütleri  ne yapacaklar? Demokratik Özerkliğin Kürt sorunun çözümünde önemli bir başlık olduğu ülkede  merkezi, hantal, emek örgütlerine ihtiyaç var mı?

Büyümeden pay almayı  esas alan toplu sözleşme dönemi devam etmeli mi? Nasıl üretirse  üretsin ben aldığım paya bakarım mı diyeceğiz? Üretim için kullandığı enerjiyi ve ekolojiyi sorun etmeyecek miyiz?

Sermayenin ve küresel şirketlerin programına karşı emeğin bütünlüklü programını savunan emek örgütlerinin sadece işkolu düzeyinde mücadele etmeleri yeterli mi?

Toplumsal sorunlardan yalıtılmış bir sendikal hareket olabilir mi?

Bu sorular  çoğaltılabilir,eminim üreteceğimiz yanıtlar  emek hareketini geliştirecektir. KESK bu konuda öncü görevini yapmaya en yatkın harekettir. Zaten KESK ‘in doğuşu klasik sendikal harekete eleştirel yaklaşımın ta kendisidir.

KESK açısından   yeni bir toplu sözleşme dönemi başlıyor. Emekçi kesimleri umutlandırmadan gerçekleri dile getiren bir  tutum almalıyız.Yeni kurulacak hükümetin savaş hükümeti olmamasına karşı mücadele esas olmalı,barış  olmadan demokrasi gelişmez,demokrasi gelişmeden  gerçek bir toplu pazarlık hakkı kullanılamaz, bunu emekçi kitlelere yeniden bıkmadan usanmadan tekrar, tekrar anlatmak lazım.

Birkaç gündür tembellik hakkımı kullanarak ahaste ,ahaste klavyeye dokunurken  gözüm sondakia haberine ilişti.Suruç’ta katliam .

Bu korkunç katliam haberi beynimi uyuşturdu,genç insanların planlı öldürülmesi çok zoruma gitti.Gerildim of puf  demek de çözüm değil.Ve en çokta katliamdan  siyasi olarak sormlu olnaların ‘’Terör nerden gelişirse gelsin ‘’samimiyetsiz haince sözde başsağlığı dilekleri.

Terör  devrimcilerin ,sosyalistlerin,özgürlük mücadelesi verenlerin baş buracağı bir yöntem asla değildir.Terör  her yerden gelmez ,tek yerden gelir.

Ortadoğuda  son on yılda 2 milyondan fazla insan öldürdünüz,yarattığınız kukla örgütlerle masum sivilleri katletmekten çekinmediniz.Hangi hakla  üzgün olduğunuzu söyleyerek ,sahte matem demeçleri yayınlıyorsunuz.

Sinir sistemim bozuldu galiba,Kampla ilgili  bundan sonra yazı yazman çok zor gözüküyor, yazıya burada son verirken katledilen gençlerimizin her birini yürekten ,yürekten ,bütün duygusallığımla yaşlı gözlerimle saygıyla selamlıyorum.

sami evren

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here