Anasayfa Köşe Yazıları Saruhan Oluç yazdı: Suruç Katliamı

Saruhan Oluç yazdı: Suruç Katliamı

Paylaş

680x680nc-urfa-giden-gencler-patlama3335 Haziran’da Amed’de başaramadıklarını şimdi Suruç’ta gerçekleştirdiler. Onlarca genç, pırıl pırıl, mücadele ve dayanışma coşkusu ile dolu insanımız yaşamını yitirdi, onlarca yaralımız var. Kobanê ile dayanışmak için, kreş, çocuk parkı, kütüphane yapmak, yeniden inşa sürecinde katkılarını sunmak için yola çıkmış gençler öldürüldü. Peki amaç ne? Bu saldırıyı planlayanların hedefleri ne? Mesele IŞİD’in Rojava, Tel Abyad ve Kobanê’de aldığı yenilgilerin intikamı mı? Yoksa bu saldırıları planlayan ‘akıl’ farklı amaçlara sahip mi? İkinci varsayım üzerinden gidelim.

Ne istiyorlardı 5 Haziran’da Diyarbakır’da? Onlarca, hatta yüzlerce insan yaşamını yitirsin, toplumda ve ülkenin her tarafında bir infial yaşansın. Öfke patlamaları ile her yerde büyük gösteriler yapılsın ve kontrolsüz bir durum ortaya çıksın, nihayetinde ya seçimin yapılamayacağı bir ortam yaratılsın ya da AKP’nin bu kaotik durumu düzeltebilecek tek güç olarak sandıktan çıkması sağlansın… Ama bu plan tutmadı. Tam tersine bir koalisyon ihtimali doğdu, AKP ve Erdoğan tek başına iktidar imkanını yitirdi.

Peki bugünkü ortam nasıl şekilleniyor? Tartışmalar, “Yeniden ve apar topar bir seçim mi? Yoksa en azından orta vadeli bir koalisyon mu?” soruları etrafında gelişiyor. Erdoğan ve yakın çevresi için hedef AKP’nin tek başına iktidar olacağı bir ortamın sağlanmasıdır. Bu çok açık ve tartışmasız.

Gerginlik, kutuplaşma, kaotik durum bu anlayışta olanlar için son derece elverişlidir. Çatışmasızlık bozulsun ve çatışmalar başlasın, ülkenin her yerine cenazeler gitmeye başlasın, böylelikle koalisyon süreci akamete uğrasın veya AKP’nin istediği gibi yönlendirilebilsin. Kaotik ortamın ancak güçlü bir tek parti iktidarı ile aşılabileceği algısı yaratılsın ve AKP’nin tek parti iktidarı için yeterli oy oranına ulaşması. Elbetteki Erdoğan’ın başkanlık hedefinin yeniden ısıtılması.

Peki bir IŞİD hücresinin bu kadar detaylı bir değerlendirme yaparak adım atacağı beklenir mi? Elbette hayır. Ama zaten bu kararın bir hücre tarafından alındığı nereden belli? Suruç’ta ya da daha önce Diyarbakır’da, Adana ve Mersin’de bombalı saldırılar yapılacak ve istihbaratın, emniyetin hiçbir şeyden haberi olmayacak. Bu saldırıları küçük hücreler kendi imkanları ve araçlarıyla, kendi akıllarıyla düzenleyecekler… Bu da pek hayalci bir yaklaşım. Hepimiz biliyoruz ki, işin içinde devletin şu ya da bu kurumu veya ilişkisi olmaksızın bu tür saldırılar ne planlanabilir ne de başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Peki bizler bu oyuna gelecek miyiz? Elbette hayır. Bu tuzakları birkaç kez atlattık, şimdi de atlatacağız. Ama elbette kendimizi daha fazla koruyacağız, önlemlerimizi daha disiplinli alacağız. En önemlisi ise barışın, çözümün, eşitlik ve demokrasinin gerçekleşmesi için siyasi mücadelemizi ve irademizi güçlendireceğiz. Oyunlarını ancak geniş halk iradesi ve desteği ile bozabileceğimizi biliyoruz. Öyle de yapacağız.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here