Anasayfa Köşe Yazıları Saruhan OLUÇ yazdı:Abdülkadir Selvi ne istiyor?

Saruhan OLUÇ yazdı:Abdülkadir Selvi ne istiyor?

Paylaş

Çözüm ve barış sürecinde yeni bir sorunlu dönem yaşanıyor. AKP, süreci bir ‘politik kazanç’ meselesi olarak görmekten hiç vazgeçmedi. Sürece AKP gözlüğünden bakanlar da doğal olarak konuya bu anlayışla yaklaşıyorlar. AKP, 2013 başından bu yana, bu konunun seçim malzemesi olarak kullanılmaması gerektiğine dair uyarılarımıza kulak asmıyor ve bir kez daha bu doğrultudaki tutumunu sürdürüyor. AKP, bir ‘başarı hikayesi’ yazarak seçimlere gitmek isterken, HDP’yi yıpratmak, siyasal alanda muhatap bırakmamak amacıyla davranıyor. Abdülkadir Selvi de bunu yapanların başında geliyor. Selvi’nin “…HDP, Öcalan’ın silahsızlanma çağrısını kamuoyuna açıklamamak ve Kandil’in silahlı mücadeleye devam eden tutumunun yanında saf tutmakla tercihini İmralı’dan yana değil, Kandil’den yana yaptı. Böylece, kendisini silahlı mücadeleyi tercih eden bir siyasi parti konumuna düşürdü…” cümlesinin neresi ciddiye alınabilir? HDP, her fırsatta ve anda barıştan, çözümden, eşitlik ve demokrasiden yana olduğunu vurgulayan, bütün politikalarını bu anlayış çerçevesinde geliştiren bir parti oldu. Selvi bunu bilmiyor mu? Biliyor, ama böyle yazmak işine geliyor. Selvi, sayıları 50 civarında olan hasta hükümlüler, İmralı’daki mahkumların değişimi ve İzleme Kurulu’nun oluşturulması konularında anlayış birliği oluşmuştu diyor. Peki soruyoruz: Bunlar yapıldı mı? Hayır. Hasta tutsaklar pazarlık konusu değil, insani bir ihtiyaçtır denmesine rağmen, bu konuda adım atıldı mı? Hayır. Aylardan beri İmralı’daki mahkumların değişimi gerçekleşmedi. Bunun cevabı var mı? Yok. İzleme Kurulu’nu oluşturmak çok kolayken, adım atılmamasının nedeni var mı? Yok.

Peki ‘Barış ve Demokratik Müzakere Taslağı’ndaki takvimlemeye uyuldu mu? Hayır. Ocak ayı başından bu yana müzakerelere resmen başlanmamasının cevabı var mı? Yok. Son 1.5 aydır İmralı’da yapılan oyalamanın bir tek cevabı olabilir: AKP iktidarının samimiyetsizliği. Selvi devam ediyor: “Peki o zaman 2 yıldır PKK hareketi ile hükümet ne görüşüyor? Çözüm süreci PKK’nın silahlı mücadeleyi bırakması, hükümetin ise demokratik mücadelenin önünü açacak yasal zemini oluşturması ve Kürt sorunun çözümünün silahlı değil, sivil siyasetle yapılması gerçeği üzerinden yapılmıyor muydu?” Eğer böyleyse, Kürt sorununun çözümü için AKP sivil siyaset alanında ne yaptı? Koca bir hiç. Ortada laf kalabalığından başka birşey yok. 2 yıldır hükümetin, demokratik mücadelenin önünü açacak yasal zemini oluşturma adımlarını sıralamak mümkün mü? Var mı böyle bir girişim? Yok. Onun yerine ‘İç Güvenlik Paketi’ adı altında, polise ve valilere yargı yetkisi verecek korkunç bir tasarı karşımıza çıkıyor. Polis devletinin son adımları atılıyor. Peki bu gerçekler ortadayken, Abdülkadir Selvi’nin HDP ile uğraşmasının nedeni ne olabilir? Siyasal alanda, AKP’nin istediklerini yapabilmesini engelleyecek tek gerçekçi alternatifin HDP olması mı Selvi’yi bu kadar saldırgan kılıyor? Selvi, “Sen hem silahı bırakmıyorsun hem ben Türkiye Partisi olacağım diyorsun. Samimiyet bunun neresinde? O zaman sormazlar mı adama, elinde silahı tutarak mı Türkiye partisi olacaksın?” sözlerini nasıl sıkılmadan, utanmadan edebiliyor? Selvi, “Kandil, HDP’nin barajı aşmasını istemiyor” diyor. Halbuki, HDP’nin barajı aşmasını istemeyen Selvi’nin kendisi. Derdi, çözüm ve barışın sağlanması olsa, HDP’yle uğraşır mı hiç? Selvi, AKP için seçim kampanyasını çoktan başlattı. Gerçek olmayan iddiaların arkasına sığınarak Kürt halkından AKP’ye daha fazla oy devşirmeye çabalamak, asla çözüm ve barış için uğraşmak anlamına gelmiyor. İçi boş umut pompalama taktiği ile ne güven sağlanabilir, ne de çözüm ve barış sürecinde ilerleme gerçekleşebilir. Selvi’nin başlangıç cümlesi ile yazıyı bitirelim: “Çözüm süreci açısından önemli günlerden geçiyoruz. Kimin gerçekten çözüm istediği, kimin çözümü engellediğinin anlaşılması için ibret verici gelişmeler yaşanıyor.” Gerçekten öyle…(Gündem)

 

Paylaş

1 Yorum

  1. Dinci, muhafazakar bir sağ parti ile barış yapmanın zorluklarını biliyoruz.. AKP bir bakıyorsunuz özgürlükler diyor, Bir bakıyorsunuz tek dil, tek din ve tatbiki yek millet diyor. Kısacası hem özgürlükçü, hem faşist olunur mu? Oluyor, asıl tehlikeli olan bu durumdur. Akp ye güvenilmez. Barış masasına otursalar bile çok dikkatli olmak gerekiyor. Ortadoğu’da ki durum, konjonktür AKP yi zorluyor. Her durum da kazanan olmak için, barıştan vazgeçmemek gerek.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here