Anasayfa Köşe Yazıları Saruhan Oluç yazdı:Anonim değil, şahıs şirketi istiyor…

Saruhan Oluç yazdı:Anonim değil, şahıs şirketi istiyor…

Paylaş
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elindeki bütün imkanları seferber ederek seçim kampanyasını başlattı. Şehir şehir geziyor, konuşmaya doyamıyor, AKP’nin oylarını artırma kavgasını veriyor. Nasıl bir Türkiye istediğini her gün biraz daha tarif ediyor.

Daha önce yasama, yürütme ve yargıyı, yani kuvvetler ayrılığını ‘ayaktaki prangalar’ olarak tanımlamıştı. Şimdi de, “Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen” diyerek yeni planını açıkladı. Anonim şirketlerde örneğin bağımsız denetim, sorumlu ve yetkili yönetim kurulları, belli aralıklarla yapılan genel kurullar, paydaşlarla birlikte karar alma mekanizmaları vardır. Ama bunlar Erdoğan’ın ‘ayağımızdaki prangalar’ diye tarif ettiklerindendir. O nedenle biz biliyoruz ki, Erdoğan ülkeyi bir ‘anonim şirket’gibi değil, tek kişilik bir ‘şahıs şirketi’ gibi yönetmek istiyor. Demokrasiden ise şirket yönetimini anlıyor, halklar müşteri, parası olana hizmet verilecek, olmayan başının çaresine bakacak… Erdoğan, Meksika’ya gittiğinde ‘Meksika tipi’, Malezya’yı ziyaret ettiğinde ‘Malezya tipi’, gece rüyasında Rusya’yı gördüğünde ‘Putin tipi’, aklına estiğinde ‘zavallı Obama’da olmayan yetkilere sahip bir iktidar istiyor. Hepsi aynı yere çıkıyor. Erdoğan, tek kişilik şahıs şirketinde kendi çalacak kendi oynayacak, istediğini yapacak, kimseye hesap vermeyecek, ‘genlerimizde, geleneklerimizde var’ dediği ‘Türk tipi padişah’ olacak.

Erdoğan, bu hedef için 400 milletvekili sipariş ediyor, hiç sıkılmadan, zerre kadar hukuk tanımadan meydanlarda 400 vekil talebini yineliyor. Çünkü biliyor ki, bu seçim onun için de Türkiye toplumunun tamamı için de ‘köprüden önceki son çıkış’tır. Erdoğan, bu sefer istediği sonucu elde edemezse, bu hedefine bir daha ulaşamayacak, bir daha anayasayı tek başına değiştirme şansını ve fırsatını elde edemeyecek. Başkan olamayacak.

O denli gözünü karartmış ki, 400 vekile ulaşmak için milliyetçi oyları elde tutmak ve arttırmak gerektiğini bildiğinden, ‘Kürt sorunu yok yahu’ lafını edebiliyor. “Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok. Neyin eksik senin? Başbakan çıkardın mı, bakan çıkardın mı, çıkardın. TSK’de var mısın varsın. Ne istiyorsun, daha ne istiyorsun?” diye konuşuyor. Bu sözler Kürt halkı ve Türkiye demokrasi güçleri için yeni değil. Onlarca yıldır ‘Bu ülkede Kürt yok’ diyenler de bu sözleri ederlerdi, bütün geleneksel devlet politikacıları da. Döndü dolaştı, o da kürkçü dükkanına geri geldi. Erdoğan, resmi söylemin onlarca yıl boyunca tekrarladıklarını şimdi yeni bir keşifmiş gibi kullanıyor. Çünkü artık Erdoğan devlet, devlet de Erdoğan’dır.

Ne yaptınız da Cumhuriyet tarihinin toplumsal ve siyasal sorununu çözdünüz diye sorulduğunda, AKP’li politikacılar ne anlatıyor? Efendim, cezaevlerinde Kürtler artık aileleri ile kendi dillerinde konuşabiliyorlarmış. Peki o insanlar cezaevine neden tıkılıyor? Ne yapıyorlar da suçlu ilan ediliyorlar? Bu soruyu sorma aklını ve zekasını da gösteremiyor musunuz? Hayır… İkinci söyledikleri ise yapılmış olan yatırımlar oluyor. Peki siz bu ülkeyi yönetirken, bu ülkenin çalışan, üreten, vergisini veren insanlarının yaşadığı Kürdistan coğrafyasına bölgesel eşitsizlikleri gidermek için yatırım yapma, bütün insanlara hizmet götürme mecburiyetinde değil misiniz? Kürt sorunu bir bölgesel yatırım sorunu muydu da, ekonomik adımlarla çözdünüz? Akıl tutulması dedikleri bu olsa gerek. Örnekleri artırmak mümkün, ama lafı uzatmaya gerek yok. Yıllar sonra dönüp dolaşıp ‘Kürt sorunu yok yahu’ noktasına geldiysek eğer, biz de kısaca diyelim ki, Kürt sorunu yoksa, sen de yoksun. Mesele bu kadar basit…(Ö.Gümdem)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here