Anasayfa Haber Sebze halinde çalışan kadınlar şiddetin durmasını ,cinsiyetçi ücretlendirmelerin ortadan kalkmasını istiyorlar.

Sebze halinde çalışan kadınlar şiddetin durmasını ,cinsiyetçi ücretlendirmelerin ortadan kalkmasını istiyorlar.

Paylaş

Nurcan Yalçın-Filiz Zeyrek / JINHA

ADANA – Seyhan’da sebze halinde cinsiyetçi ücretlendirmeye tabi tutulan zor şartlar altında çalışmak zorunda kalan emekçi kadınlar 8 Marttan,  cinsiyetçi ücretlendirmelerin ortadan kalktığı ve barış içinde şiddetten uzak bir yaşam diliyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri dünyanın birçok noktasından yoğun etkinlik programı ile devam ederken kadınlar 8 Marta ilişkin taleplerini alanlarda haykırıyor. JINHA olarak mikrofonumuzu Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı sebze halinde çalışan emekçi kadınlara uzattık. İşçi kadınlar, devlet baskısının yoğun yaşandığı 1990’larda köyleri yakılan ve aileleri ile birlikte zorunlu göçe maruz kalan kadınlar, metropollerde ucuz işgücü olarak çalışmaya zorlandıklarını anlatı.

‘Sağlık güvencemiz yok’

Şırnak’tan Adana’ya zorunlu göçe tabi tutulan 25 yaşındaki Necla Bayar, zorunlu göç mağdurlarının metropollerde ayrımcı politikalara tabi tutulduğunu belirterek özellikle kadınların ucuz iş gücü olarak çalıştırıldıklarını ifade etti. “Üzerimizdeki baskılar olmasaydı, şimdi köylerimizde kendiişlerimizi yapacaktık. Kendi hayvanlarımız, bağ ve bahçelerimizle ilgilenip hayatlarımızı sürdürecektik” diyen Necla, büyük kentlerde kentin öbür yüzü diye tabir edilen dar sokaklarda yaşam mücadelesi verdiklerini söyledi. Necla, “Şuan kamyonun üstünden bir işçi düşse bile kimseye bir şey deme hakkı yok. Gücümüzü aşan ağırlıkları yüklemek zorunda kalıyoruz. Bunun sonucunda ciddi sağlık soru yaşıyoruz. 8 Mart’tan talebim ve dileğim barışın gelmesidir, bu topraklara ölümlerin bir daha yaşanmamasını ve özellikle kadınlara uygulanan şiddetin, işkencelerin ve katliamlarının önüne geçilmesini umut ediyorum” diye konuştu.

‘Eşim Kürt olduğu için işten çıkarıldı’

Mardin’in Mazıdağı ilçesinde 1990’larda askerler tarafından köyleri yakıldıktan sonra Adana’ya göç etmek zorunda kalan 44 yaşındaki Kibar Şen, göçün ardından Çukurova’da yıllarca zor koşullar altında tarım işçiliği yaptıklarını söyledi. Yıllarca verdikleri emekle elde ettikleri birikimle Adana merkeze yerleştiklerini söyleyene Kibar, “Eşim Adana Büyükşehir Belediyesi’nde işe girdi. MHP yerel seçimleri kazandıktan sonra eşimi Kürt olduğu için işten attı. Adana gibi bir yerde 5 çocukla mağdur edildik. Eşimin işten atılmasının ardından ben yine bir iş arayışı içerisine girdim.  Sebze  halinde işe başladım. Burada her türlü üş yapılır. Biz kadınlar sabaha karşı 03.00 sıralarında işe gelir daha gün doğmadan işe başlarız.  Çok düşük yevmiye ile çalışıyoruz, karşı çıkamayız çünkü o paraya ihtiyacımız var.  Bu yetmezmiş gibi eve gittikten sonra çocuklara bakıyor, yemek yapıyoruz.  Bilindik kadına dair tüm belirlenen işeri de yine evde yapıyoruz” dedi. “Bu ülkede kadın olmak çok zor” diyen Kibar, o gün dahi çalıştıkları ve kutlayamadıkları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tüm kadınlara kutlayarak, “Eşitlikçi ve özgür bir dünya diliyorum” dileğinde bulundu.

‘Erkeğin hazırladığı sisteme göre çalışıyoruz’

Bingöl’den 25 yıl önce Adana’ya göç etmek zorunda kalan 37 yaşındaki Sultan Savar ise yaşadıkları sıkıntıların benzer olduğu belirterek şu sözlere yer verdi: “Kadınların çalışma imkanları çok kısıtlı. Erkeğin kendine göre düzenlediği çalışma şartlarına uymak zorunda kalarak çalışıyoruz.  Biz kadınlar iş olanaklarının çoğaltılmasını ve kadınların çocuklarının da göz önünde bulundurarak, çalışabileceği iş ortamları sağlanmasını istiyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tüm kadınların şiddetsiz bir dünyada yaşamalarını umut ederek barışa vesile olmasını diliyorum” dedi.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here