Anasayfa Köşe Yazıları Sami Evren: Selahattin Demirtaş  HDP kongresine mazereti nedeniyle katılamayacak..!

Sami Evren: Selahattin Demirtaş  HDP kongresine mazereti nedeniyle katılamayacak..!

Paylaş

 sami evren   

 HDP kongresi Türkiye siyasetinin en çetrefilli döneminde Gerçekleştirilecek. HDP Her türlü ablukaya, baskıya, tutuklamalara, ve istisnasız her gün yapılan operasyonlara rağmen  dimdik ayakta durabilen bir siyasi partidir. Toplumun farklı kesimleri tarafından da sempati duyulan Eş Genel Başkanlarından  Selahattin Demirtaş   Bu kongreye ‘’mazereti ‘’nedeniyle katılamayacak. HDP Afrin operasyonu  desteklemeyen, mecliste grubu bulunan partilerden farklı davranan tek parti.Ulusal televizyonlarda akademisyeni,üyesi vekili konuşturulmayan tek taraflı eleştirilen,söz hakkı verilmeyen fakat üzerine en çok konuşulan  partidir HDP.Yapılan anketlerde  barajda henüz boğulamamış gözüken parti HDP’dir.Solcusu ,sağcısı,bileni bilmeyeni ,doğru söyleyeni yalan söyleyeni  bir cümle her kesimin gözü üzerinde olan parti.

Partinin bileşenleri var,farklı sol sosyalist gruplardan oluşuyor. Bileşen hukuku diye tarif edilen ,yada edilemeyen pamuk ipliğine bağlı  bir ilişki ,belirsizliklere, sorunlara , bitmeyen tartışmalarla bile terk edilmeyen parti dir.

Bazı sol ve sosyalist kesimlerde HDP bileşeni olmayı hiç kabul etmemişlerdir. Bu kesimlerin temel gerekçesi HDP ‘nin sınıf temelli bir siyaset değil kimlik siyaseti yaptığı eleştirisidir. Bu eleştirinin geleneksel solda bir karşılığı da elbette vardır. Fakat anlaşılamayan mevzu bu kesimlerin CHP ile daha yakın temasta olmaları bir türlü anlaşılmamıştır. CHP hangi sınıfın partisi? Kimlikle ilgili soru sormaya sanırım gerek yok.

AKP  genel kurulunu il il Erdoğan’ın katılımıyla gövde gösterisi ile gerçekleştiriyor. MHP unu eledi eleği AKP’nin kapısına astı bile. İttifaka yasal kılıflar hazırlanıyor. Erdoğan’ın 2019 hamlesi her cephede devam ediyor. Mevcut AKP ona yetmiyor.  Hürriyetten  Abdulkadir selvi’nin yazdığına göre Yapılan son ankette toplumun yüzde 15 Afrin savaşını desteklemiyormuş.Yüzde 85’ i destekliyormuş.Erdoğan  bu yüzde 85 talip olmuş politikaları  stratejik olarak devreye sokmuş durumda.

Bu durumda saflar sağda devlet olanakları ile birlikte daha kolay ve dizaynın ediliyor. Solun elinde bir birine benzemez kocaman bir hayır cephesi var. Toplumun yarısını kapsayan bu geniş kesim bir yere gitmedi bu ülkede yaşıyor nefes alıyor ve tedirgin.

CHP bu tedirginliği giderebilecek umut olacak politikalarla genel kurulundan çıkamadı. Bundan sonraki  gelişmeler neyi gösterecek birlikte göreceğiz.

Bu hafta HDP kongresinin nasıl sonuçlanacağını, hangi tartışmalara sebep olacağını birlikte izleyeceğiz. Demirtaş’ın aday olmaması  toplumsal siyasete nasıl yansıyacak bir bakacağız. Yazının başında tarif etmeye çalıştığım HDP’nin bu sorunları aşamaması söz konusu bile olmamalıdır.

HDP nin umut olabilmesi için bileşen hukukundan parti üyelerinin inisiyatif aldığı hukuka geçmesi gerekiyor. Sorumluluk güçlü olan bileşene yüklenirse söz hakkı da doğal olarak onda oluyor. Diğer bileşenlerin üretkenlikleri giderek tükeniyor  yada  büyük bileşene tabi olma eğilimleri başlıyor. Bunun kimseye faydası yoktur. Bunu yerine HDP ‘ye destek veren  çok sayıda aydın, demokrat kesim vardır. Özellikle batıda HDP içerisinde politika yapma kanalı bulamayan bu kesimlere kapılar açılmalıdır. Kendini bileşenler dışında bağımsız olarak tarif eden çok az sayıda kişinin dışında aktif siyaset yapanlar nereyse yoktur.’’Bağımsız’’ siyasetçi komik bir tanımlama her neyse.

Bu konu başka bir yazının tartışma konusu olmakla birlikte kısaça şöyle söyleyerek HDP kongresi ile ilgili ilkyazımı sonuçlandırmış olayım.

Partide eksik olan farklı çizgilerin oluşamamasıdır. Bunun önünde en büyük engel bileşenlerin kendisidir. Özgürlükleri, demokrasiyi, ekolojiyi, sosyalizmi, emekçileri yok sayılanları savunan parti bünyesinde aslında var olan özgürlükçü bir sol yapılanmanın politik olarak sahneye çıkması gerekmektedir. Böyle bir yapılanma partide ve toplumun çok geniş kesimleri içinde olumlu yansımalara neden olabilir. Parti içi hiyerarşiyi kıracak olan doğrudan demokrasinin önünü açacak olan güçlü bir siyasal aktörün kendisini örgütlemesidir. Bu tartışmayı yürütmenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Kürt partisi olarak tanımlanmak istenmiyorsa demokrasinin vaz geçilmez siyaseti olacaksa, konjektürel bir siyaset olmak istemiyorsa bu görev HDP nin önünde duruyor demektir.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here