Anasayfa Forum SOLUN TOPLUMLA İLETİŞİM ALGISI ve HDP-Mehmet Çiçek

SOLUN TOPLUMLA İLETİŞİM ALGISI ve HDP-Mehmet Çiçek

Paylaş

 

İttihatçı Kemalistlerin topluma bakış açısı şöyledir: “ Toplum,gericidir, kafası çalışmaz; kendileri ise donanımlıdır, birikimlidir, topluma üst perdeden bakar.’’ Bu bakış açısı jakobendir, kendince toplum mühendisliği yaparak, onu modernleştirmeğe çalışmaktır.

90 yıllık İttihatçı Kemalizm’in,en genel bakış açısı herhalde bu olsa gerek. Tabii bu tespit, Kemalistlerin tamamı için geçerlidir demek haksızlık olur.

Elbette ki burada, Kemalistler ile ittihatçı Kemalistleri aynı minvalde görmüyoruz.

İttihatçı Kemalizm’in 90 yılda kendini kaptırdığı bu iktidar sarhoşluğu gibi, genel hatlar farklı olsa da, AKP’nin de 13 yıldır kendini kaptırdığını görmekteyiz. Genel anlayış, bütün ötekileri düşman görme algısıdır.

Tam tersine toplumun algısı çok seçicidir. Diyalektik mantığı çok reel işler, onu takmayanı oda takmaz, onu anlamayanı oda anlamaz. Gerekirse kötünün iyisine tahammül eder. Toplumun kendisi bir atölyedir, zamanla, kendi tarihsel birikimiyle sentez yapar.

Bunu görmeyen hiçbir toplumsal yapının, toplumun geniş tabanıyla iletişim kurması mümkün değildir.

Kemalizm’in yine, bütün farklı inanç kesimlerine karşı, yasakçı laiklik anlayışı sorunludur.

Devletin laiklik anlayışında; bütün farklı inanç kesimlerine eşit mesafede olmaktan ziyade, bu farklı inanç kesimlerinin kendine hizmet ettiği oranda ona yaşam hakkı tanıyan yasakçı bir zihniyet vardır.

Batıda pratiği olan bütün farklı inanç kesimlerine devletin eşit mesafede olmayan, yasakçı laiklik anlayışı toplumun geniş kesimlerini hasım olarak gören, öteleyen bir zihniyete sahip olduğu için, toplumsal sorunlara da çözüm olamadığından iktidarını İslamcı AKP’ ye kaptırmış ve cumhuriyet tarihinin en zayıf durumuna düşmüştür.

Maalesef ülkedeki genel sol anlayışın, İttihatçı Kemalistlerin bu hasta bakış açısından, nasibini fazlasıyla aldığını görmekteyiz. Onlara göre;
‘’Toplum, cahil olduğu için onları anlamıyor, eğer dinsel bakış açısına da sahip ise, gericidir.’’

Bu bakış açısı, özellikle dindar toplumu, muhafazakarların kucağına itmiştir.
Onlara göre Erdoğan çok cahildir, sadece gericilere hitap ediyor.

Bunun doğru bir algı olmadığını yaşamın pratiği bize göstermiştir.

Tam tersine Erdoğan, ülke tarihinin en iyi ajitasyoncusu, analitik zekası gelişmiş, toplumun nabzını iyi çözen, damardan girip, toplumun çıkarını gözeten görünüp, kendi çıkarlarına göre yontan müthiş zeki ve pragmatist bir politikacıdır. Aynı zamanda iyi bir iletişimcidir ve kendi paradigmasına hizmet etmektedir.
Lakin Erdoğanın da çözümü yoktur. Çünkü milliyetçi, ecdad hayranı ve Osmanlı hayalleriyle tutuşan, sünni-Türk- İslam anlayışı toplum rüyasının öncülüğünü ve liderliğini yapmak hayallerini süslemektedir.

Bu bakış açısı, toplumun yarısı olan, bütün ötekileri düşman görür. Bu bakış açısı da hasta bir bakış açısıdır.
Sol siyaset, yukarıda belirttiğimiz gibi, topluma tepeden bakan İttihatçı Kemalist bakış açısını mutlaka terk etmelidir, yoksa Sol olamaz, hasta kalır. Çünkü İttihatçı Kemalistlerin topluma bakış açısı hasta bir bakış açısıdır. Bu hastalık bugün toplumla iletişim algısında bir kanserleşmeyi yaşamaktadır.
Toplumun farklı inanç kesimlerine, toplum mühendisliği yapmaktan ve onlara tepeden bakma açısından vazgeçmediği sürece, en dipte olan geniş emekçi halk kitlelerine, Güngören’e, Bağcılar’a giremez; sadece buraları muhafazakarlara terk eder.
Tabi Erdoğan’ın kendisi de ben merkezci, pragmatist bir bakış açısına sahip olmasına rağmen, bu durumdan iyi istifade ediyor.
Dünyanın en mükemmel fikirlerini de savunsanız, eğer o toplumla sağlıklı bir iletişim kuramıyorsanız, toplum nazarında fikirlerinizin, kibrit çöpü kadar değeri yoktur. Burada fikirlerinizin doğru olması bir şey ifade etmemektedir.
Toplumla sağlıklı iletişim kurmak içinde, doğallığına ve değerlerine müdahale etmemek gerekir.
Aslında sol geçinen de, Erdoğan da bu İttihatçı Kemalist hastalığa bulaşmıştır.

İkisi de toplum mühendisliği yapar, toplumun doğallığına müdahale eder.

KSH’nin sanırım en büyük başarısı; sol bir mayanın Kürt coğrafyasında tutma şansı zayıf olmasına rağmen, kendi içinde sürekli mutasyona uğrayarak toplumsal yaşamla kurduğu pratik ve diyalektik bağ kurma becerisidir. Böylelikle kendi öznel- evrensel paradigmasını oluşturmayı başarmıştır.

Bu anlamda HDP projesi, sola müthiş bir alan açtı. KSH’nin Türkiye soluna göre, bu farklı inanç kesimleriyle iletişim konusunda birçok eksiklerine rağmen çok ileri bir noktada olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün KSH ile iletişim kuran ve HDP projesi içinde yer alan Türkiye sol akımı bu anlamda farklı inanç kesimlerine iletişim konusunda bir mesafe kat etmesine rağmen, KSH ile iletişimi biraz daha zayıf olan BHH’ nin bu anlamda farklı inanç kesimlerine iletişim konusunda daha katı olduğunu çok rahatlıkla görebiliyoruz.

Tabi bu konuda KSH’nin çok çok iyi olduğunu ifade etmiyoruz. Özgürlükçü paradigmasına rağmen kadronun bu anlamda geri tavrı ve birçok sıkıntı yaşaması, paradigmasının içselleştirilmemesiyle doğru orantılıdır. Ama Türkiye soluna göre çok daha ileri bir konumdadır.

Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigması gereği, bu konuda; etnik, dinsel, mezhepsel sorunlarda özgürlükçü bir tutum alması, toplumun kaynaklarının paylaşımında emekten ve emekçiden yana tavrı, kapital toplumun yeni neoliberal politikası gereği, yarattığı doğa ve çevre tahribatına karşı ekolojik dengeye sahip çıkması, erkek egemen devlet zihniyetine karşı kadın özgürlüğünü referans alan özgürlükçü cinsiyet politikası bütün sol için yeni bir alan açmaktadır.

İletişim kuramadığın her anlayış, sistemin sana karşı silah olarak kullanacağı bir anlayışa dönüşür. KSH bu anlamda çok mesafe kat etti. Umarım Türkiye solu da bundan istifade eder.

Mehmet ÇİÇEK

rohat30@hotmail.com
 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here