Anasayfa Demokratik Emek Meclisi ‘Gözümüzün içine bakarak savunma yapsınlar’

‘Gözümüzün içine bakarak savunma yapsınlar’

Paylaş

 

301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği facianın ilk duruşmasının görüleceği Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi önünde polis yoğun önlemler alırken, faciada çocuğunu kaybeden baba İsmail Çolak, can güvenlikleri nedeniyle korunan sanıkların gözlerinin içine bakarak savunma yapmasını istediklerini belirterek, “Adalete olan güvenimiz kalmamıştır. Adil yargılama bekliyoruz” dedi.

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği facianın ardından 8’i tutuklu 45 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Duruşma salonuna çevrilen Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi önünde yoğun polis önlemi alındı. Çevre illerden de getirilen polisler, mahkemenin görüleceği merkezin bir kilometre alanında konumlanırken, araçların giriş ve çıkışlarına izin verilmiyor. Ayrıca duruşmanın görüleceği mahkeme salonuna 200-300 metre kala polis barikatları kuruldu. Faciada yaşamını yitirenlerin aileleri ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekiler, birçok siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve çevre örgütü de duruşmanın görüleceği merkeze geldi.

Dışarıda bekleyen madenci aileleri üzerinde 301 madencinin isminin yazılı olduğu pankartın önüne gelerek ağıtlar yakıyor. Meydana gelen faciada çocuğunu kaybeden İsmail Çolak, tutuklu ve tutuksuz yargılanan şüpheli sanıkların can güvenliğine yönelik alınan tedbirlerin kendi çocukları için alınmış olsaydı bugün çocuklarının ölmeyip hayatta olacağını söyledi. Yargılananların gözlerine içini bakarak savunma yapmasını istediklerini söyleyen Çolak, “Bizde onların gözlerinin içerisine bakarak savunmamızı yapmak istiyoruz. Adalete olan güvenimiz kalmamıştır. Adil yargılama bekliyoruz” dedi.

Mahkeme salonunun önündeki bekleyiş devam ediyor. Yoğun ilginin olduğu duruşma için il dışından gelen yaklaşık 20 kişi, dün akşam saatlerinde adliyeye yakın Atatürk Parkı’nda çadır kurarak beklemeye başladığı ve gece saat 03.30 sıralarında parka gelen çevik kuvvet polislerinin çadırların kaldırılmasını istediği belirtildi. Polis ve grup arasında yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından çadırlara dokunulmazken, grubun parktan uzaklaştırıldığı aktarıldı.

8’i tutuklu 45 şüpheli, 487 madenci yakının da mağdur olarak yer alacağı duruşmada, Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan’ın oğlu ve şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri Genel Müdürü Ramazan Doğru, Akın Çelik, mühendisler Yalçın Erdoğan, Ertan Ersoy ile Emniyet Vardiya Amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, teknisyen Mehmet Ali Günay tutuklu olarak yargılanıyor.

İddianamede, tutuklu 8 şüphelinin, “Olası kastla öldürme” suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan öncekine göre bir artarak 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Tutuksuz 37 şüphelinin ise “Taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Bunlardan 25’inin cezalarının, “Bilinçli taksir” olduğu gerekçesiyle TCK’nin ilgili maddesi gereğince üçte birden yarısına kadar artırılması talebinde bulunuluyor.

Tutuklu bulunan 8 kişi can güvenliği gerekçesiyle duruşmaya getirilmeyerek, duruşmada bulundukları cezaevlerinden görüntülü olarak ifade verecek.

Soma Maden Şirketi’nde, iş güvenliği ve iş sağlığı hiçe sayılarak yapılan fazla üretim nedeniyle meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin açılan davanın birinci duruşması 13 Nisan’da görülecek. ILO’nun 176. maddesini imzalamayarak madencileri özel ve taşeron şirketlerin insafına mahkum eden devlet, 301 madenciyi ölüme sürükleyen sorumları, can güvenliği için bulundukları cezaevinden görüntülü olarak ifadelerini alacak.

En temel iş sağlığı, iş güvenliği ve madencilik ilkelerinin hiçe sayılarak çeşitli çıkarlar doğrultusunda davranılması sonucu Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde 91 yılın en büyük faciası yaşandı. Madenlerin özelleştirilmesi, taşeronlaştırma, rödövans gibi uygulamaların ve kamusal denetimin yeterince yapılmamasının en acı sonucu Soma’da ortaya çıktı. Tarım ve hayvancılık açısından oldukça verimli olan ancak kurulan Hidroelektrik Santraller ve maden ocakları nedeniyle coğrafyası talan edilen Somalılar, neredeyse maden işçiliğine mahkum edilmiş durumda hayata tutunmaya çalışıyor. İnsanlar her an ölümün kendi kapılarını çalacağını bile bile yaşamlarını idame edebilmek amacıyla madenlere inmeye devam ediyor.

Helen Soma’da nüfusun yaklaşık 15 bini maden işçisi olarak çalışırken, çalışanların yaklaşık 13 bin 500’ü özel sektörde, bin 500’ü kamu madenlerinde çalışmakta ve bu işçilerin yaklaşık 12 bini yeraltı çalışanı olarak yaşam mücadelesi veriyor. Neredeyse her ay işçi ölümlerinin yaşandığı bölgede bu ölümlerinin tümünün özel sektöre ait madenlerde olduğu görülüyor.

Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmakla övünen Türkiye’nin iş kazaları ve işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada ise 3. sırada geldiği bilinirken, kazadan sonra dönemin Başbakanı Tayip Erdoğan’ın 19. Yüzyıl İngilteresinden ve 20. yüzyıl başı Fransasından kaza örnekleri vererek yüksek can kayıplı kazaların madenciliğin yapısında olduğu şeklinde yaptığı açıklama hükümetin işçilere yönelik yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi. Erdoğan iş cinayetlerini “Fıtrat” olarak nitelendirirken, Başbakan Danışmanı Yusuf Yerkel’in Erdoğan’ı protesto eden bir madenci yakınını yerde tekmelediği görüntüler, faciadan sonra izlenecek seyrinde ipuçlularını veriyordu.

İhmaller zinciri faciaya davet çıkardı!

Bir anda tüm ülkeyi yasa boğan olayın sebebi kömür madeninde çıkan yangın olarak kayıtlara geçerken, Türkiye’de en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik faciası olarak tarihe geçti. Faciaya davetiye çıkaran ihmaller zinciri Maden Mühendisleri Odası’nın (MMO) Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, gözler önüne serilirken, faciaya anında müdahale etmek yerine maden girişlerinin tuğlalarla örülmesi ve günler sonra madene inilmesi faciada can kaybının artmasına neden oldu.

Sahayı ilk alan firmanın 2006 yılında 50 bin ton, 2009 yılında 300 bin ton kömür ürettiği, ancak ocağın devir işleminin ardından yeni yüklenici firma olan Soma Kömür A.Ş kömür üretimini 10 kat arttırarak 2012 yılında 3,8 milyon ton kömür ürettiği ve bu yükselişin bu kadar kısa sürede olmasının maden sahasının fiziksel dengesini olumsuz etkilediği bilimsel raporlarda belirtildi. Ayrıca, ocakta, üretim zorlaması ve yoğun çalışma nedeniyle panolardaki işçi sayısını giderek artması da kaza riskini arttırırken, ocağın ana havalandırmalarının yetersizliğinin yardımcı vantilatörlerle giderilmeye çalışıldığı ve bu nedenle çok sayıda vantilatör kullanılarak, panoların birbirinden bağımsız olarak havalandırılması ilkesinin uygulanmadığı da ortaya çıktı.

Maden sahibi Gürkan kimler tarafından neden korundu!

Özellikle bu tür maden ocaklarında bulunması gereken “Yaşam Odaları”nın bu madende bulunmaması ölümleri arttırırken, Soma Holding’in Sahibi Alp Gürkan, 29 Nisan 2013 tarihinde bir gazeteye verdiği röportajında, “Soma’daki madenimizde de patlama riski bulunan metan gazını sürekli kontrol altında tutuyoruz. Herhangi bir kaza anında 500 işçinin 20 gün süreyle yeraltında yeme-içme ihtiyacını karşılayacak, dışarıyla oksijen bağlantısının kurulduğu ‘yaşam odaları’ oluşturduk” açıklamasında bulunmuştu. Gürkan’ın, facianın yaşandığı ve arama çalışmalarının sürdüğü günlerde pek ortaklıkta görünmemesi ve onunla ilgili bazı medya kuruluşlarında haber yapılmaması, neden ve kimler tarafından korunduğu sorgulanarak tepkilere neden oldu.

Faciayı protesto edenler gözaltına alındı

Tüm ülkeyi ayağa kaldıran facianın sorumlularının yargılanıp cezalandırılması için sokaklara çıkarak eylem ve etkinlikler gerçekleştiren halka yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesinde birçok kişi gözaltına alınarak tutuklandı. Olayı protesto eden yurttaşlar gözaltına alınırken, sorumluların hala gözaltına altına dahi alınmaması ise ayrıca dikkat çekiciydi.

ILO’nun 176. maddesi imzalanmıyor

Başbakan ve hükümet sorumluluğunu kabul etmezken, Soma’daki facia maden standartlarını ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Türkiye tarafından imzalanmayan 176. maddesini bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye’nin imzalamadığı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi, hükümet ve işverene önemli sorumlular yüklüyor. 1995 yılında yürürlüğe giren ve 28 ülkenin imzaladığı yükümlülüklerden bazıları şöyle:

* Yerin altındaki tüm kişilerin isimlerinin ve konumlarının bilinmesi için bir sistem kurulmalı.

* Yeraltındaki iş yerlerinin tümünden iki çıkış sağlanmalı.

* Yangınların başlaması ve yayılmasıyla patlamaları önleyecek, tedbir ve önlemler alınmalı.

* İşveren, tüm endüstriyel ve doğal afetler için acil müdahale planı hazırlamalı.

* 24 maddeden oluşan sözleşme, hükümetleri de teknik kılavuzların hazırlanması, denetimlerin düzenlenmesi ve kazaların etkili soruşturulmasıyla yükümlü tutuyor.

301 canın bedeli 8 tutuklama

Kamuoyundaki tepkiler nedeniyle Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda başlatılan soruşturmada, TCK’nın 85/2 maddesi gereğince “taksirle birden fazla insanın ölümüne sebebiyet vermek” suçlamasıyla 25 kişi gözaltına alındı. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan’ın oğlu ve şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri Genel Müdürü Ramazan Doğru, Akın Çelik, mühendisler Yalçın Erdoğan, Ertan Ersoy ile Emniyet Vardiya Amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, teknisyen Mehmet Ali Günay tutuklanarak cezaevine gönderildi. Başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, eksik olduğu gerekçesiyle iade edilmesinin ardından tekrar düzenlenerek Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, tutuklu 8 şüphelinin, “Olası kastla öldürme” suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan öncekine göre bir artarak 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Yine tutuksuz 37 şüphelinin ise “Taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Bunlardan 25’inin cezalarının, “Bilinçli taksir” olduğu gerekçesiyle TCK’nın ilgili maddesi gereğince üçte birden yarısına kadar artırılması talebinde bulunuluyor.

8 tutuklu can güvenliği için duruşmaya getirilmeyecek!

Sorumluların cezalandırılması için yargı sürecinin bu kadar ağır işlemesi, ailelerin bir nebzede olsa acısını dindirecek adil bir yargılama sürecinin yaşanıp yaşanmayacağı konusunda kafalarda soru işareti bırakıyor. Daha fazla kâr elde etmek amacıyla 301 işçinin can güvenliğinin hiçe sayıldığı ülkede, tutuklu 8 sanığın aileler ile yüzleşeceği duruşmaya can güvenliği gerekçesiyle getirilmemesi ise ayrıca irdelemeyi gerektiren bir husus.

Facianın birinci yılını doldurmasına bir ay kala yani 13 Nisan günü 8’i tutuklu 45 şüpheli sanık, 487 madenci yakınının da mağdur olarak yer alacağı ilk dava duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak. 13 Nisan’da başlayacak olan ve 27 Nisan’a kadar kesintisiz süreceği belirtilen duruşmaya, tutuklu 8 sanık ise can güvenliği gerekçesiyle getirilmeyecek. Tutuklu sanıklar bulundukları cezaevlerinden görüntülü olarak ifade verecek. diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here