Anasayfa Haber STK Temsilcileri: ‘Sınır politikalarınız ölümlere sebep oluyor’

STK Temsilcileri: ‘Sınır politikalarınız ölümlere sebep oluyor’

Paylaş

İZMİR (DİHA) – Bodrum’da geçtiğimiz günlerde savaş mağduru mültecileri, taşıyan botun batması ile kıyıya vuran minik Aylan Kurdi’nin bedeni bugüne kadar mültecilerin yaşadığı dramın adeta sembolü haline geldi. Sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Bodrum’da yaşanan faciada herkesin vicdani sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, yaşanan ölümlerden özellikle sorumlu buldukları Türk yetkililere ve AB’ye, “İki yüzlü yasalarınızı da tutumunuzu da değiştirmek zorundasınız. Akdeniz’i mülteci mezarlığı yapamazsınız. Bu sınır politikalarınızla insan kaçakçılığını teşvik ediyorsunuz ve ölümlere sebep oluyorsunuz” şeklinde seslendi.

Ortadoğu’da yaşanan savaş nedeniyle binlerce kişi ülkesini geride bırakıp göç yollarına düşerken, gittikleri ülkelerde açlık, yoksulluk gibi bir çok tehditle yaşamak zorunda kalıyor. Türkiye’ye göç eden mülteciler ise beslenme, sağlık, ilaç temini, giyim gibi sorunlar ile boğuşuyor. Yasal sorunlar, sığınma başvurusunda gecikme, Türkiye’de kalma sürecinin belirsizliği, statü alıp alamayacağı gibi konularda yaşanan belirsizlikler de mültecileri yeni bir umut arayışı ile başka ülkelere göç etmeye zorlarken, Türkiye’de her yıl insan tacirleri tarafından umut verilen yüzlerce mülteci çıktıkları bu “Umut yolculuğunda” yaşamını yitiriyor. Son olarak Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Akyarlar Mahallesi Aspat mevkii ve Alihoca yakınlarında Suriyeli mültecileri taşıyan 2 botun batması sonucu 12 mülteci boğularak yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren mültecilerin cenazeleri kıyıya vururken, yaşanan bu olay adeta bir “Katliam” olarak nitelendirildi.

Yaşanan faciada oluşan görüntü dünyayı sarsarken, 3 yaşındaki Kobanêli çocuk Aylan Kurdi’nin kıyıya vuran bedeni ise yaşanan insanlık ayıbını gözler önüne serdi.

‘Bodrumda yaşananlarda herkesin vicdani sorumluluğu var’

Halkların Köprüsü Derneği, Mültecilerle Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği ve Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticileri mültecilerin Türkiye’deki yaşam koşullarını ve yaşanan görüntüyü değerlendirdi.

İzmir Rojava Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği kurucularından Dr. Zeki Gül, Türkiye’nin iki milyona yakın mülteciye ev sahipliği yaptığını ifade ederek, devlet onlara kapılarını açsa da bu coğrafyada yaşanan mülteci ölümlerinin giderek değersizleştirildiğini söyledi. Bugün Ortadoğu’daki savaş ile birlikte Türkiye’de mülteci meselesinin insan hakları mücadelesinin bir “Turnusolü” haline gelindiğini belirten Gül, Ankara ve İzmir’de özellikle camilerin bile mültecilere kapatıldığını söyledi. Bugün Türkiye’de devlet tarafından göz yumulan insan kaçakçılığı sektörünün halen mültecileri katletmeye devam ettiğini vurgulayan Gül, son olarak Bodrum’da yaşanan olayda herkesin vicdani sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti. Gül, tüm duyarlı kesimleri sokakta yaşayan mültecilere sahip çıkmaya davet etti.

‘İki yüzlü yasalarınızı ve tutumunuzu değiştirin’

Halkların Köprüsü Derneği Yöneticisi Cem Terzi ise, Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne konulan coğrafi sınırlamayı kaldırılarak sadece Avrupa’dan gelen mültecilere değil, geçici koruma altındaki Suriyeliler de dahil olmak üzere savaş, zulüm ve insan hakları ihlallerinden kaçan ve uluslararası koruma ihtiyacı olan herkese kalıcı çözüm sunması ve mülteci statüsü vermesi gerektiğini söyledi. İnsanların eline “30 gün içinde ülkeyi terk etmelisiniz” yazılı belgeler verilerek, onları savaş, çatışma bölgelerine geri dönmek veya ölümü göze alarak başka bir ülkeye doğru yola çıkmaya mecbur bırakıldığına işaret eden Terzi, “Suriye’deki savaş şartları devam ederken bu insanlara ‘göçmen’ diyemezsiniz. Göçmen yaşam standartlarını yükseltmek için başka bir ülkeye giden insanlara denir. Canını kurtarmak için savaştan kaçanlara göçmen muamelesi yapamazsınız. İki yüzlü yasalarınızı da tutumunuzu da değiştirmek zorundasınız” dedi.

‘Sınır politikalarınızla ölümlere sebep oluyorsunuz’

Devletlerin insan yaşamını hiçe sayarak insan kaçakçılığını teşvik ettiğini ifade eden Terzi, Avrupa Birliği’ne, “Buradan uluslararası topluma özellikle Avrupa Birliği’ne bir kez daha sesleniyoruz. Türkiye’de ve İzmir Basmane bölgesinde yaşanan mülteci yoğunluğunu dikkate almak zorundasınız. Avrupa’ya iltica talepleri bulunan insanların ülkeler tarafından mülteci olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Mültecileri insan kaçakçılarının eline terk edemezsiniz. Akdeniz’i mülteci mezarlığı yapamazsınız. Bu sınır politikalarınızla insan kaçakçılığını teşvik ediyorsunuz ve ölümlere sebep oluyorsunuz. İnsanlık sayenizde insan haklarından uzaklaşıyor” şeklinde seslendi.

‘Yaşananlardan Türkiye sorumludur’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Yöneticisi Caner Canlı ise, Bodrum’da yaşanan katliamda bir çok konuda olduğu gibi bu konunun da özellikle Türkiye devletinin hatası olduğunu ifade ederek, yıllardır Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirdiklerini ve bu politikanın bu şekilde felaketlerle sonuçlanacağını defalarca vurguladıklarını aktardı. Bütün sınırların açıldığını ancak sınırlardan içeri giren mülteciler için yeterince koruma önlemi alınmadığını söyleyen Canlı, barınma, beslenme, sağlık ve daha bir çok konuda bu insanların kaderine terk edildiğini söyledi. Hem kendi ülkelerinde hem de Türkiye’de yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle mültecilerin Avrupa’ya “Ölüm yolculuğuna” çıktıklarını vurgulayan Canlı, son olarak Bodrum’da yaşanan katliamın tüm kesimleri bir kez daha düşünmeye sevk ettiğini söyledi. Mültecilere sahip çıkılması gerektiğini kaydeden Canlı, şöyle devam etti: “Hükümetin yapacağı bir şey değil çünkü hükümet zaten savaştan besleniyor. Rant sağlıyor. Bu bütün barış severlerin ve insan hakları savunucularının ortak paydası ile gerçekleştirilebilecek bir faaliyet. Amacı savaş olan bir hükümet daha çok mülteciyi ve insanı katleder. Bizler mültecilere sahip çıkmalıyız.”

‘Bu sektörün nasıl oluştuğunu sormak lazım’

Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci Der) Yöneticisi İrem Somer, özellikle savaş nedeniyle Türkiye’ye göç eden Suriyeli mültecilerin geri gönderme merkezlerinde çok çirkin uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını ifade ederek,Türkiye’nin bir geçiş noktası konumunda olması nedeniyle birçok mültecinin şartlar nedeniyle Avrupa ülkelerine geçmeye çalıştığını söyledi. Mültecilerin bu nedenle de insan tacirlerinin eline düştüğünü belirten Somer, “İnsan ticareti çok büyük bir meslek dalı. Çok büyük ülkelere yayılmış ve büyük bir sermayesi olan bir network durumunda. Şunu sormak lazım bu sektör nasıl oluştu. Bunu yaratan tamamen devletlerdir. İnsanlara sınır koyarsan sen şuradan şuraya geçemezsin dersen, şatlar koşarsan maalesefki insanlarda başka alternatifler aramaya başlıyorlar. Burada da kaçakçılar devreye giriyor. Mültecilerin hayalleri kurdukları hayata götürecek kişiler oluyor kaçakçılar. Burada devletin konumu da çok karışık. Bakarsanız tüm ölümlerden kaçakçılar sorumlu ancak sınırlar insanları buraya sürüklüyor” diye konuştu.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here