‘Süt İzni Yasası kadını eve hepsetme yasasıdır’

Paylaş

 “Süt İzni Yasası” diye bilinen torba yasanın kadınlara müjde olarak sunulmasını eleştiren kadınlar, yasayı “kadını eve hapsetmenin pratiği” olarak değerlendirdi.

İş ve Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle çalışan kadına ve onun iş hayatına yönelik düzenlenen maddeleri içeren torba yasaya kadınlar tepkili. “Kullanılmayan doğum öncesi iznin doğum sonrasına taşınması”, “Kadın istihdamının teşviki”, “Çocuk sayısına göre izne tabi tutmak” gibi maddelerin yer aldığı yasanın aslında kadınların geleneksel “cinsiyet rollerine hapsedildiği” belirtilirken, “müjde” olarak sunulan yasayı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim ve Kadın Emeği Platformu üyesi Fatma Şenden değerlendirdi.

‘Bu yasa ile ikiyüzlü politika yürütülüyor’

“Süt İzni Yasası” diye bilinen torba yasanın kadınlara müjde olarak sunulduğunu ve bu yasayla ikiyüzlü politika uygulandığını söyleyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim, kadınları sadece yarı zamanlı esnek çalışma koşulları ile çalıştırıp, güvencesiz çalışma koşullarının doğmasına neden olacak bir yasa olduğunu söyledi.

‘Yalıtma ve sömürme hareketidir’

Yasayla çalışan kadının çocuk sayısına bağlı olarak izne tabi tutulacağı durumunu da hatırlatan Ataselim, “Kadın, ilk çocuğunu doğurduğunda 2, ikincisinde 4, üç ve daha fazlası için 6 ay izin verileceğini vurguluyor. Üç yetmez beş çocuk yapın, sadece çocuk yapın demenin ve bunun teşvik edilmesinin bir parçası” diyerek, bu maddeyi de şu sözlerle eleştirdi: “Kaç çocuk yapacağına kadınlar karar verir. Bu teşvikle kadınları fabrikalardan, iş alanlarından kadınların kendisini daha güçlü hissedeceği ortamlardan yalıtma ve sömürme hareketi olarak görülüyor. Bunu kadın emeğinin sömürülmesi olarak görüyor ve kabul etmiyoruz. Kadınların iş hakkı yok olmasın deniliyor fakat bunun gerçekleşmesi böyle olmayacak. Kadınlar bir ya da ikinci çocuk doğurduktan sonra işyerlerine döndüklerinde kaldıkları yerden devam edemeyecek.”

‘Pembe rüya yok’

Kadın ve erkeklerin eşit görülmediği gerçekliğini ve izne çıkan kadının tekrar işe döndüğünde kaldığı yerden devam edemeyeceğini hatırlatan Ataselim, “Yasada eşit olarak gösterilse de işyerlerinde erkeklerle eşit çalışma koşullarında olmadığımız bir gerçek. Aynı eşit ücreti almıyoruz kaldı ki böyle bir durum söz konusu olduğunda geçerliliği olamaz. Böylece işverenler kadınları gözden çıkarmayı akıllarına çok çabuk getirecek. Kadınların regl sürelerini hesaplayan böyle bir kapitalist sistemde yarı zamanlı evde çalış sonra gel demek gibi pembe rüya yok. O yüzden biz kadınların uyanık olması lazım” dedi.

‘Kadını eve hapsetmenin pratiği’

Yasayla “Erkek çalışsın kadın evinde otursun” mesajının verildiğini ifade eden Ataselim, “Eve hapsetmeye yönelik uygulamalardır. Bunu da işte torba yasa altında bize sunuyorlar. Kesinlikle müjde değil. Haklarımız için direnmek zorundayız başka çaremiz yok” diyerek, hükümetin kadına yönelik politikalarını ve torba yasa altında kadını eve hapsetme pratiğinin işlerlik kazanacağı yönündeki uygulamaları da eleştirdi.

‘Güvencesiz çalışmayı doğuracaktır’

Süt iznine ayrılan kadının yerine geçecek olanın “kiralık işçi” uygulamasına yol açacağına dile getiren Kadın Emeği Platformu’ndan Fatma Şenden de, “Asıl işi yapan kadının yarım çalışması nedeniyle onun yerini dolduracak işçinin güvencesiz, ucuz, esnek bir şekilde çalıştırılması; özel istihdam büroları açıldıktan sonra ucuz gücü olarak sömürülmesi gündeme gelecektir. Özel istihdam bürolarına tanınacak işçi kiralama yetkisi ile kadın, göçmen kadın, genç kadın işçiliğinin her türlü sosyal haktan mahrum biçimde düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalıştırılmasını doğuracaktır. Üstelik bu ‘yedek’ işçilerin hiçbir iş güvencesi olmayacak, kıdem tazminatı hakkı olmayacak, bir işyerinde vadeleri dolduğunda hiçbir hak iddia edemeden o işi bırakmak zorundalar” sözleriyle değerlendirdi. İSTANBUL(DİHA)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here