Anasayfa Ekoloji Tanay Sıdkı Uyar :Çağımız Yenilenebilir Enerjiye Değil % 100 Yenilenebilir Enerjiye Geçiş...

Tanay Sıdkı Uyar :Çağımız Yenilenebilir Enerjiye Değil % 100 Yenilenebilir Enerjiye Geçiş Çağıdır.

Paylaş
Nükleer Atık Isıdan Elektrik Üretim Çağı 1978 de Fosil Yakıtlardan Elektrik Üretim Çağı 1990 da kapanmıştır. Çağımız Yenilenebilir Enerjiye Değil % 100 Yenilenebilir Enerjiye Geçiş Çağıdır.

Nükleer silah malzemesi üretim tesislerinin atık ısısından enerji üretimi teknolojisi 1978 yılından başlayarak Dünyada terk edilmeye başlanmış ve nükleer enerjiden geriye doğru bir dönüş süreci yaşanmıştır. Örneğin 1978’den bu yana Amerika’da tek bir Nükleer Santral siparişi yapılmadı. Ayrıca 1973’ten 1978’e kadar yapılan siparişlerin de 100 tanesi iptal edildi. Nükleer santrallerin öngörüldüğü gibi dünyada beş bin tane kurulmayacağı, şu anda kullanılanlar kapatıldıkça artık terk edileceği ortaya çıktı.

yenilenebilir-enerji-45
1981’den itibaren, Petrol kriziyle birlikte endüstrileşmiş ülkeler ‘Enerjinin Etkin Kullanımı ve Yenilenebilir Enerji’ konularındaki çalışmalara başladı. Amerika Rüzgar Türbinlerini 1980 yılında kurmaya başladı,Güneş Enerjisini kullanmaya başlamıştı. Petrole olan o bağımlılıktan kurtulmak için tüm OECD ülkeleri, öncelikle ‘Enerjinin Etkin Kullanımı’ yani daha az enerji ile aynı işi nasıl yaparız konusunu araştırmaya başladılar. Sonra da ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları’ üzerinde çalışmalar izledi bunu.
1989 yılında TUBITAK da tamamladığımız rüzgar atlası çalışması ile Türkiyenin tüm elektrik enerji gereksiniminin rüzgardan sağlanabileceğini kanıtlamıştık
1990 lı yıllardan itibaren fosil yakıtların neden olduğu küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkması temiz kömür teknolojilerinin de enerjide çözüm olmadığını gösterdi 1992 yılında ‘Rio ve Kyoto Protokolu’ ve ‘BM İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması’ ile dünyada yepyeni bir süreç başladı. Fosil atıkların atmosferde oluşturduğu tahribatın insan ve doğa yaşamı konusunda ne kadar büyük tehdit olduğunun anlaşılması üzerine, dünyada fosil yakıtların neden olduğu karbondioksit emisyonlarını, yani kömür, doğalgaz, petrolden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarını nasıl ortadan kaldırılacağı konusu tüm dünyada enerji politikalarının gündemini oluşturdu. Sorun ‘dünyadaki iklim değişikleri’ ile oluşan ‘küresel ısınma’ sonucu atmosferdeki yaşamın tehdit altında olmasıydı.
Kongre Kütüphanesi için hazırlanan raporlara baktığınızda ABD’nin nükleer enerjiden öncelikle pahalı olduğu için vazgeçtiğini görüyoruz. Ayrıca atıkların depolanmasının mümkün olmaması, denetimlerinin zor olması ve de vatandaşlarının vergilerinin bunlara harcanmasını istememesi, tüm bunlar gelişmiş ülkelerin bu teknolojileri terk etmelerinin sebepleri. Fakat bu ülkeler bize bu teknolojileri pazarlarken, kendi sitelerinde yazılanların tam tersini savunuyorlar; yani bu teknolojiyi kullanmak size ucuza gelir, sizin yararınızadır vs. gibi. gerekçelerle pazarlıyorlar bunları bize ve kendi ülkeleri için iyi olanı yapıyorlar ve tüm kayıplarının bedelini bize ödettirmeye çalışıyorlar.
Benim önerim Türkiye’nin bu teknolojiye hiç bulaşmamasıdır. Eğer bulaşılırsa dünyanın tüm nükleer atıklarının Türkiye’de depolanması tehlikesi vardır.
Halen gelişmiş ülkeler öncelikle enerjinin etkin kullanımı konusundaki çalışmalarını hızlandırmış durumdalar. Dört ila on misli daha az elektrik tüketerek aynı işi yapan, aynı ulaşımı sağlayan, aynı aydınlatmayı yapan, aynı ısıyı sağlayan teknolojiler üretme yolundalar bu ülkeler. Yani buzdolabı, televizyon, bilgisayar ne gelirse aklınıza bunlar artık dört ila on misli daha az enerji ile çalışıyor eskisine nazaran. Kendileri bu yeni teknolojileri kullanırken, yani daha az enerji tüketen teknolojileri kullanırken, daha çok enerji tüketen teknolojileri ise çeşitli mekanizmalarla, ihracat kredisiyle, gümrük birliği anlaşmasıyla, ‘on yılın altındaki ürünler ithal edilebilir diyen’ anlaşmalarla bize ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelere pazarlıyorlar Böylece ülkemize ithal edilen her kirli ve verimsiz teknoloji yeni bir kömür santralinin ve nükleer santralin gerekçesi olarak sunuluyor.
Enerjide Çözüm: Enerjinin Etkin Kullanımı ve %100 Yenilenebilir Enerjidir
1970 deki petrol krizi ile birlikte dünya birinci çözüme yani enerjinin etkin kullanımına zorunlu olarak yönelmiştir. Enerjinin etkin kullanımı daha az enerji ile daha çok iş yapmak anlamına gelmektedir. Petrol krizi sonrası ABD başta olmak üzere endüstrileşmiş ülkeler yenilenebilir kaynak ve teknolojilerini gündemlerine aldılar. OECD ülkeleri biraraya gelerek yenilenebilir enerji araştırma projeleri oluşturdular.
% 100 Yenilenebilir Enerjiyi Çözüm Olarak Ortaya Çıkaran Gerçekler
%100 yenilenebilir Enerji dünya çapında bir gerçektir
Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’ya, Asya’ya ve Okyanusya’ya; yerel, bölgesel ve ulusal hükümetler %100 yenilenebilir enerjinin teknik açıdan mümkün, ekonomik açıdan tavsiye edilir, sosyal açıdan mecburi ve çevresel açıdan kaçınılmaz olduğunu gösterdiler. Ayrıca fosil yakıt tüketimini azaltmanın tamamıyla politik iradenin elinde olduğunun altını çizmiş oldular.

 

Eco City concept. Ecology Little tiny planets collection.
%100 yenilenebilir Enerji fosil kaynaklardan ucuzdur
Yenilenebilir enerji gün geçtikçe daha uygun fiyatlı olmaktadır: Yeni bilimsel çalışmalara göre, rüzgar türbinleri ve güneş panellerinden üretilen elektrik; kömür, nükleer ve gaz yakıtlı güç santralleriyle maliyet açısından yarışır halde olup petrol yakıtlı güç santrallerinden ise hatırı sayılır derecede ucuzdur. Fosil ve nükleer yakıtların iklim değişikliği ve sağlık üzerindeki etkileri hesaba katılmasa dahi, rüzgar ve güneşten elektrik üretiminin maliyetleri azalmaya devam ettikçe gelecekte en ucuz enerji kaynakları olacaklardır.
%100 yenilenebilir Enerji iklim krizinin çözümüdür
Fosil yakıtlar için yolun sonuna gelindiği bilim tarafından ortaya konulmuş bir gerçektir (IPCC 5. Değerlendirme Raporu – Sentez Raporu). İklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak istiyorsak, fosil yakıtların tüketimini kademeli olarak azaltma yoluyla sera gazı emisyonlarını düşürmek zorundayız. Yenilenebilir enerji teknolojileri, uluslararası platformlarda mutabakata varılmış iklim koruma hedeflerine ulaşma yolunda %100 sürdürülebilir ve verimli enerji sistemleri sunmaya hazırdır.
%100 yenilenebilir Enerji maliyetleri ciddi ölçüde düşürür
%100 yenilenebilir enerjinin olduğu bir gelecek hem vatandaşlara hem hükümetlere geniş yelpazede ekonomik faydalar sağlar. Bu faydalar fosil yakıt ithalatının azaltılmasından, dış etkilere bağımlılığın azaltılmasıyla enerji ve ekonomi güvenliğinin sağlanmasına kadar çok çeşitlidir.
%100 yenilenebilir Enerji insanlığın gelişimini teşvik eder
Yaklaşık 3 milyar insan elektriğe kısıtlı erişebiliyorken ya da hiç erişemiyorken ve yemek pişirmek için verimsiz ve çevreye zararlı katı biyokütle yakıtları kullanmak zorunda kalıyorken; %100 güvenilir, ulaşılabilir ve etkin kullanılan yenilenebilir enerji muhtaç durumdakilerin yaşam kalitesini artırmak için birincil tercihtir. Sürdürülebilir, hesaplı ve güvenilir enerjiye erişim yoksulluğun ortadan kaldırılabilmesi ve sürdürülebilir gelişme için ön koşuldur.
%100 yenilenebilir Enerji sadece zengin ülkeler için değildir
%100 yenilenebilir enerjiye ulaşma hedefinin sadece zengin ve sanayileşmiş ülkeler için olmadığını yetki alanları açıkça ortaya koyuyor; yenilenebilir enerji Afrika, Asya-Pasifik bölgesi ve Latin Amerika da dâhil yerkürenin tüm kıtalarında kök salmaktadır. %100 yenilenebilir enerji tüm dünyadaki hükümetlere gelişme konusunda yüksek önceliğe sahip bolca fayda sağlar.
%100 yenilenebilir Enerji çok amaçlıdır ve uyum sağlayabilir
Yenilenebilir Enerji Teknolojisi geniş bir yelpazedeki enerji taleplerimizi karşılayabilir – büyük şehirlerden herhangi bir elektrik şebekesine bağlı olmayan ücra yerlerdeki küçük yerleşimlere enerji teminine değin. Kullanıma hazır teknolojilerin çeşitliliği her topluluğa uygun bir teknoloji bulunabileceğinin ve bu teknolojilerin ihtiyaç duyulan yere inşa edilmesinin kolaylığının göstergesidir.
%100 yenilenebilir Enerji insanların ve ekosistemin sağlığını korur
Geleneksel enerji sistemi, yerkürenin doğal kaynaklarını yakarak ve tüketerek birden çok varlıksal krize sebebiyet verdi bile: İklim değişikliği, hava ve su kirliliği, okyanusların yıkımı, pek çok canlının soyunun tükenmesi tehlikesi, su ve yiyecek kıtlıkları, yoksulluk, nükleer radyasyon sorunları, nükleer silahların hızla yaygınlaşması, yakıt kıtlığı, jeopolitik gerilim… Fakat dünyadaki iklim ve enerji güvenliği sorunlarının kökeni enerji değil, kullandığımız yakıt türüdür. Neyse ki yenilenebilir enerji temizdir ve doğada bolca bulunur. Biokütle istisna olmak üzere ücretsizdir ve yenilenebilir dışı enerji türlerine göre daha az su tüketimine sebep olur.
%100 yenilenebilir Enerji enerji sistemini demokratikleştirir
Merkezileştirilmiş enerji sisteminde yeni bir devrim kaçınılmaz ve yoldadır. Bireysel vatandaşların ve küçük işletmelerin de dâhil olduğu yeni aktörler ve paydaşlar sisteme dahil oluyorlar, haklarını talep ediyorlar ve doğrudan etkide bulunuyorlar. Yeni hak sahipliği modelleri ortaya çıktıkça farklı paydaşlar dönüşümde doğrudan rol sahibi oluyorlar. Dünya çapındaki vaka çalışmaları topluluk destekli çözümlerin enerji üretimimizin evriminde ve sanayiyi gerekli hız ve ölçekte desteklemekte toplumun etkisini ortaya koyuyor.
%100 yenilenebilir Enerjiye geçiş riskleri azaltıp ülkeleri güçlendirir
%100 yenilenebilir enerjiye geçiş artan fosil yakıt fiyatları gibi dış etmenlerin etkisini azaltarak ülkelerin ekonomilerinin direncini artırır. Bu, jeopolitik gerilim ve iklim değişikliği dönemlerinde hükümetleri harekete geçmeye teşvik eden temel elementlerdendir.
%100 yenilenebilir Enerjiye geçiş ekonomik etkinlik yaratır, yeni işler doğurur ve yaşam kalitesini artırır
Maliyetleri düşürmesinin yanında %100 yenilenebilir enerji yeni ekonomik aktiviteler doğurup yaşam kalitesini artırır. Vaka çalışmaları yenilenebilir enerjiye geçişin yeni iş olanakları, yeni iş modelleri, yeni fırsatlar ve yeni iç gelir kaynakları oluşturmadaki faydasını göstermektedir.
%100 Yenilenebilir Enerjiyi güç, ısıtma/soğutma ve ulaşım sektörlerine entegre etmek mümkündür
Dünyanın her yerinden örnekler elektrik, ısıtma/soğutma ve ulaşım alanlarında sektörler arası ve bütünleşmiş bir yaklaşım için %100 yenilenebilir enerjinin uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Vaka çalışmaları önümüzdeki yıllar içinde ısıtma ve ulaşımda elektriğin payını artırmanın politik bir öncelik olması gerektiğinin kanıtıdır.
%100 yenilenebilir Enerji bir adalet meselesidir
Fosil kaynaklara olan bağımlılığımız eşitlikten, çeşitlilikten ve güvenlikten uzak, halkımızın sağlığını tehdit eden, dünya ikliminin dengesini tehlikeye atan ve gelecek nesilleri temiz havadan, temiz sudan, enerji bağımsızlığından mahrum bırakan bir sistem yarattı. Bugün %100 yenilenebilir enerjiye geçerek etrafımızı saran bu olumsuzlukları bertaraf edebiliriz. %100 yenilenebilir enerji bugünün ve geleceğin nesilleri için bir adalet meselesidir. Atalarımızdan miras aldığımız ortak kaynaklara eşit erişim meselesidir. %100 yenilenebilir enerjiye geçiş ahlaki ve etik bir zorunluluktur.
%100 yenilenebilir Enerji daha barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya düzenine ulaştırır
%100 yenilenebilir enerjiye geçiş jeopolitik krizleri çözme ve gelecekte iklim dengesizliği ve kaynak yetersizliği sebebiyle yaşanabilecek olası savaşlardan kaçınma fırsatı sunar. Yerel yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanarak yönetimler politik ve enerjisel bağımsızlıklarını artırabilirler. %100 yenilenebilir enerjiye geçiş için gereken yerel ve uluslararası işbirliği, ortak hareket etmeyi gerektiren diğer uluslararası güvenlik tehditlerinin çözümünde katalizör rolü oynayabilir. Nükleer güç üretiminin azaltılması, nükleer silah sektöründeki potansiyel gelişmeleri ve yıkımı engeller.

Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar
Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği (EUROSOLAR Türkiye ) Başkanı
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
Kongre Başkanı, IRENEC 2016- 6. Uluslararası % 100 Yenilenebilir Enerji Konferansı (www.irenec2016.com)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here