Anasayfa Haber Tanıl Bora Yazdı:HDP ve Beyaz Türkler

Tanıl Bora Yazdı:HDP ve Beyaz Türkler

Paylaş

HDP’yi izlemenin, HDP’yi dinlemenin, HDP’yle küçük küçük temasların, ‘Beyaz Türk’ tabir edilen sosyolojik profil üzerinde pekâlâ terbiyevî bir etkisi var

__aa_tanilbora

AKP sözcülerinin ve kanaat operatörlerinin gözde suçlamalarından biri, bu: HDP’yi Beyaz Türkleşmekle itham ediyorlar. Böylesi yorumlara bakılırsa HDP, gözü AKP düşmanlığıyla kararmış Beyaz Türklerin bu kör nefretine hitap ediyor, hatta ödünç oy alabilmek için şımarıyor Beyaz Türkler’e. Beyaz Türkler de AKP’nin parlamentoda kahredici bir üstünlük kurmasını önleyecek çare olarak HDP’ye denize düşen yılan misali sarılıyorlar. Hatta, bu karalamaya bakılırsa, ‘yumoşlaşmış’ bir HDP imajına bayağı kendi

Her temas iz bırakır.

ni kaptıranlar da var Beyaz Türkler arasında. (Bunların çoğu, bu anlatıya göre zaten hep Beyaz Türkler arasından çıkan solcular, sosyalistlerdir.) Beyaz Türklüklerini perdahlayan oryantalist-folklorik bir Kürt sempatisiyle sevindirik oluyorlar, “Kandil” de onların saflıklarına kıs kıs gülüyor: AKP’li yorumcuların çizdikleri karikatür, budur.

Nedir peki, yani ne olmuş oluyor?

“Beyaz Türk”, şöyle böyle yirmi yıldır kullanılan bir tabir. Sosyolojik cephesiyle, tahsilli, şehirli, Batılı hayat tarzına yatkın orta sınıfları tarif ediyor. Siyasî cephesiyle, bu zümrenin seçkinci ve ırkçı yönelimlerine işaret ediyor: Hem kültürel ırkçı (köylüyü, taşralıyı, dindarı aşağılayan), hem sınıfsal ırkçı (garibanı, okumamışı, yoksulu aşağılayan), hem etnik ırkçı (Kürdü aşağılayan), hem siyasî ırkçı (seçmen çoğunluğunu, muhafazakâr çoğunluğu aşağılayan)… Sosyolojik ve siyasî cephesi üst üste binince, küstah ve çirkin bir Beyaz Türk imgesi çıkıyor ortaya. Ulusalcı çevrelerde, bu robot resme cuk oturan bir Beyaz Türk tipinin varlığı da aşikâr.

Beyaz Türk, uzun süre, gıyaben kullanılan, eleştirel ve alaycı bir tabirdi. Sonraları, bir dizi köşe yazarının göğsünü siper etmesiyle, AKP iktidarında aşağılandığını söyledikleri Beyaz Türkler adına

Elbette önyargılar iki afişle yıkılmaz, ezberler bir halayla rüzgâra savrulmaz, kolay değil. Yine de, çatlaklardan içeri sızan bir şeyler oldu

sahiplenildi. Kimisi “en Türk” ve en kral bir “İzmirlilik” gurur ve şuuru çıkarttı buradan; kimisi “İzmirli”ye de bu memleketin flora ve faunasının bir endemik bitkisi olarak hürmet talep eden bir dili benimsedi.

Derken, “Beyaz Türk” lafı iktidar mahfillerinde de popüler olmaya başladı. AKP iktidarını pekiştirip toplumun kılcal damarlarına yaymaya girişirken, halihazır sevimsiz “Beyaz Türk” imgesi, suyu çıkarılarak işlenmeye başladı. Alay edilmek ve taşa tutulmak üzere büyütüldü, sanki. Batı hayranı, “milletimizin değerlerine” yabancı, kimliksizleşmiş, yozlaşmış alafranga züppe tiplemesi hakkında yüz küsur yıldır birikmiş nefret edebiyatı, Beyaz Türk tiplemesinin üzerine boca edildi. Beyaz Türk tarifine uysun uymasın, milli-muhafazakar ortalamadan sapan herkes, bu aşağılayıcı, karalayıcı sıfatın menziline girer, onunla yaftalanır oldu. Alabildiğine genellenmiş bir Beyaz Türk imgesi, “dini ve milli değerlere yabancı” ilan edilen herkesin tepesine indirilebilen bir kültürel ırkçılık baltasına dönüştü.

İşte, HDP’ye yöneltilen “Beyaz Türklerle flört ediyor” ithamı, bu yeni ayrımcılığın mekanizmasını çalıştırıyor. Beyaz Türklük alameti gibi kodlanan eşcinsellik, “yumuşaklık”, “karışıklık” imgeleri, HDP’yi yozluğun, bu topraklara yabancılığın, züppeliğin boyasına boyamak üzere işe koşuluyor. HDP’ye yamanan “terörist, bölücü” vs. şeytanilikler üzerinden de, Beyaz Türk şemsiyesi altına doluşturulan bütün “marjinallik” alametleri bir kat daha ziftlenmiş oluyor.

HDP’yle Beyaz Türklerin ülfeti nedir, gerçekten?

“Siyasî Beyaz Türkler”, diyelim; yani şehirli tahsilli laik orta sınıf Türk kimliğini, her nevi “kro”ya karşı ırkçı-ayrımcı bir sancak olarak sallayanlar, HDP’ye hâlâ nefretle bakıyorlar. Tamamen oportünistçe, AKP’nin ocağına incir dikilsin diye barajı geçmesini isteyenler yok değil aralarında; onlar da kendileri oy vermecesine değil, birileri verirse versin diye kerhen söylüyorlar bunu.

Bu kimliği bir sancak gibi sallamayan, lakin sosyolojik anlamda Beyaz Türk olduğunu söyleyebileceğimiz mahfilerde ise, evet, bir HDP sempatisi gözlemek mümkün. Evet, bu sempatinin bir kısmı da faydacıdır, pragmatisttir… Elleri titreyerek verecekleri bir ödünç oy için bin bir teminat istiyorlar.

Fakat bundan ibaret değil galiba. HDP’yi izlemenin, HDP’yi dinlemenin, HDP’yle küçük küçük temasların, Beyaz Türk tabir edilen sosyolojik profil üzerinde pekâlâ terbiyevî bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Elbette önyargılar iki afişle yıkılmaz, ezberler bir halayla rüzgâra savrulmaz, kolay değil. Yine de, çatlaklardan içeri sızan bir şeyler oldu, gibime geliyor. Sadece tam teşekküllü “kötü”yü temsil eden “Kürdü” tanımak (diplomatik tanıma ve biraz da sahiden tanıma) bakımından da değil… CHP’nin alkış tutmakta kullandığı ellerin, birbirine uzanmaya, el ele tutuşmaya da yarayabileceğini ve bunun çok mutlu edici, çok heyecanlı bir şey olduğunu, HDP biraz olsun, bazılarına olsun, sezdirebildi gibime geliyor.

Özellikle genç seçmenler üzerinde gözleniyor bu etki. 90’lı yılları bilmeyen, “terör örgütü” ezberinin folkloruna nispeten uzak kuşaklar üzerinde… Sadece Beyaz Türk karikatürüne uygun kibar muhit çocukları değil, apaçiler, “düz liseliler” de, HDP’yi öncelikle modern bir parti olarak görüyorlar. Sadece programında ve açıklamalarında hayvan haklarından ciddiyetle bahsettiği için HDP’ye sempati duyan çıkabiliyor. Gençler orada mavrası bol, şen bir “ortam” görüyorlar. Genç yüzlü görüyorlar HDP’yi. “Tatlı” buluyorlar. (bkz. Şekil 1.) Diğer liderlerin kravatsızlığı “genç, dinamik, sivil, samimi, halktan” imajı çizmek için tasarlanmışken, Selahattin Demirtaş’ın zaten genç, zaten dinamik, zaten samimi, zaten sivil, zaten halktan olduğunu görüyorlar. Onun fıtraten kravatsız olduğunu görüyorlar. Öfkeyi çoğaltmak yerine sahiden neşelendiren bir mizahı HDP’de görüyorlar. Gençlere de –hele genç kadınlara- iyi geliyor bu. Kendilerini daha rahat ifade edebildikleri bir siyaset meydanının açılabileceğini sezdiriyor.

HDP’ye bakabilen, onu dinleyebilen, onu “beğenen” (kâh ‘like’ eden kâh sahiden hoşlanan) Beyaz Türkler, sınıfsal-kültürel kibirlerinden, hınçlarından arındılar mı birdenbire? Tabii ki hayır. Ama olsun, önemli bir açılım bu (Türk açılımı!). Bir manevî köprübaşı. Hem malûm, her temas iz bırakır.

*Meraklısı için: Beyaz Türk tartışmasını Milliyetçiliğin Kara Baharı kitabımın son baskısında yer alan “Kirli Beyaz” adlı makalede ele almıştım. Muhafazakâr ve İslâmcı söylemdeki Beyaz Türk imgesi üzerine, Birikim’in 305. Sayısında (Eylül 2014) bir makale yazmıştım.

yazı yüzdeon.5

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here