Temelli: Master Planı’ndan projecilik çıktı

Paylaş

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Sezai Temelli, bütçenin yüzde 15’nin Kürdistan’daki savaşı derinleştirmek amacıyla kullanıldığını belirterek, Türkiye’nin savaşa en çok kaynak aktaran ülkelerin başında geldiğini söyledi. AKP’nin “Master Eylem Planı”nın Kürt halkının sorunlarını karikatürleştirmek amaçlı ve ciddiye alınmaz olduğunu dile getiren Temelli, “Master Planı’nda aslında bir projecilik çıktı. ‘Evinizi barkınızı başınıza yıktık, sizleri mağdur ettik, göçe zorladık, yoksullaştırdık. Şimdi size ev yapacağız, kredi vereceğiz. Sizi olabildiğince daha fazla sisteme bağımlı kılacak şekilde kredi pazarının içine çekeceğiz.’ Durum iktisadi ifadeyle tam da böyle” dedi.

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi ve eski HDP İstanbul Milletvekili Sezai Temelli, 2016 yılında savaşa ayrılan bütçeyi ve “Master Eylem Planı”nı değerlendirdi. AKP’nin 13 yıllık iktidarı süresince neoliberal sermaye yanlısı politikalarla bütçe hazırladığını belirten Temelli, 7 Haziran seçimlerinin ardından başlatılan savaş konsepti ile savaş bütçesinin derinleştirildiğine dikkat çekti. Temelli, 1 Kasım seçimlerinin ardından Kürdistan’da derinleştirilerek sürdürülen savaşta bütçe kompozisyonunun hem başkanlık sistemini hem de savaşı gözeten bir yerden düzenlenmekte olduğunu belirterek, “kamu düzeni” kamuflajıyla sırtını “güvenlikçi” politikalara dayayan AKP’nin savaşı arttıran araçları finanse ettiğini söyledi. Temelli, 2016 yılı bütçe hazırlıklarında da daha fazla silah, polis, özel harekat ve jandarma özel harekat istihdamı yarattığını kaydetti.

‘Bütçe harcamaları kaydırılabilir’

Savunma sanayinin en ciddi artışlarının 2016 yılı bütçesinde olduğunun altını çizen Temelli, bir de örtülü ödeneklerde de sınırları aşan ciddi bir artış olduğunu söyledi. Temelli, örtülü ödeneklerle bütçenin nereye aktığının şeffaf olmadığını vurgulayarak, “Örtülü ödeneklerin büyük bir kısmı rejime, inşa edecek olan savaş alanına, güvenlikçi alanına kaydırılıyor. Bununla da bitmiyor. Bütçe kalemlerinin içinde bütçe harcamalarının kaydırılma yetkisi çerçevesinde bazı kalemlerden elde edilen tasarruflar da yine savaş bütçesine kaydırılacak gibi bir kaygımız da var. Örneğin diyelim ki, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ayrılmış kaynaklar, Milli Eğitim tarafından kullanılmadığı zaman Maliye Bakanlığı’nın tasarrufuyla alınarak başka bir harcama kalemine kaydırılması söz konusu olabilir” diye konuştu.

‘Sayıştay işlevsizleştirilmiş’

Cari harcamaların güvenlikçi politikalara ayrıldığıyla ilgili endişelerin olduğunu belirten Temelli, önümüzdeki süreçte bu harcamaların daha da yoğunlaşarak devam edeceğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı harcamalarında da bir hayli artış olduğuna dikkat çeken Temelli, “Cumhurbaşkanlığı bütçesi deyimi yerindeyse saray harcamalarının ötesine taşmış durumda. Dolayısıyla saray bütçesini de aşan harcama var. Burada da yine bizi kaygılandıran şüpheye düşüren gelişmeler söz konusu. Çünkü hiçbir şeffaflık ve denetim yok. Örneğin, artık Sayıştay işlevsizleştirilmiş durumda. Denetim gücü olabildiğince azaltılmış durumda. Hele hele bazı alanlarda amiyane tabirle Sayıştay’ı takan bir akıl yok diyebiliriz” dedi.

‘AKP meşruiyeti savaşla sağlıyor’

İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve diğer güvenlik sanayinin alt alta toplandığında bütçenin yüzde 15’ine tekabül ettiğini belirten Temelli, bu rakamın çok ciddi bir oran olduğunu vurguladı. Temelli, “Bu rakam çok önemli bir kaynak kullanımı demektir. Bu kaynak kullanımının meşruiyeti bugünkü savaşla sağlanıyor” dedi.

Toplumun da savaş bütçesine ayrılan orana tepki göstermediğini ve haklarının talan edilmesinden kaynaklı tepki göstermesi gerektiğini söyleyen Temelli, “Toplum, ‘Neden bu kaynaklar savaşa aktarılıyor da benim en temel ihtiyaçlarıma harcanmıyor?’ diye sormuyor. Bunları üst üste düşündüğümüz zaman bugün dünyada en fazla savaşa kaynak aktaran ülkelerin başında Türkiye geliyor” diye konuştu.

‘AKP’nin bütçesi en çok Kürtleri etkiliyor’

Bütçenin orantılı bir şekilde dağıtımının yapılması durumunda hem ekonomik hem refahı hem de politik istikrarı beraberinde getireceğini söyleyen Temelli, şöyle konuştu: “Türkiye’de ne politik istikrar ne iktisadi istikrar ne de toplumda bir huzur var. Yoksulluk kalıcılaşmış, yaygınlaşmış. Tüm bunlara baktığımız zaman bütçe işlevsiz toplumun kaynakları bütçe marifetiyle olabildiğince kötü kullanılıyor. Bütçeden kaynaklı mağduriyeti yaşayanlar yine emekçiler, işçiler. Çok karamsar bir tablo var karşımızda ve daha da kötüye gidecek.”

Bütçe paylaşımlarının halklar nazarında en fazla Kürt halkını etkilediğini belirten Temelli, zaten savaşın olduğu Kürdistan’da bir yandan da sefaletin hüküm sürdürülerek rejime daha fazla bağlanması için ayrı bir çaba sarf edildiğini ifade etti. Temelli, “Bugün izlenen politikalar Kürt halkının omuzlarında çok daha ağır yükler yüklüyor. Hem savaş koşullarına bağlı hem de emek sömürü ve yoksulluktan alınan pay anlamında da en fazla bu bütçeye maruz kalan toplumsal kesim halklar nezdinde baktığımızda Kürt halkı olduğunu görüyoruz” dedi.

‘Master Planı’nın arkasında projecilik var’

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 10 madde olarak açıkladığı Master Planı’na dair de değerlendirmelerde bulunan Temelli, planın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu vurguladı. Temelli, “Master Planı’nda aslında bir projecilik çıktı. Evinizi barkınızı başınıza yıktık, sizleri mağdur ettik, göçe zorladık, yoksullaştırdık. Her türlü büyük bedelleri ödemek zorunda kaldınız. Şimdi size ev yapacağız. Şimdi size kredi vereceğiz. Sizi olabildiğince daha fazla sisteme bağımlı kılacak şekilde kredi pazarının içine çekeceğiz. Durum iktisadi ifadeyle tam da böyle” diye konuştu.

‘Başarılı olması mümkün değil’

Sanki Kürdistan’da bir deprem yaşanmış da bu depremin ardından afetin yaraların sarmak için bir Master Planı’nın hazırlanmasının ironik olduğunu söyleyen Temelli, “Orada bir deprem olmadı. Orada bir savaş var. Ortaya çıkan tablonun sebebi politiktir. İktisadi haklarda bundan bağımsız ele alınamaz. Dolayısıyla sivil, siyasal ve iktisadi hakları bütünlüklü olarak ele almak lazım. Bunları almadan sadece bir projeci zihniyetle yaklaşırsanız, Kürt halkının Kürt sorunun talepleri politik olarak dikkate alınmazsa iktisadi alanda yapılan bütün hamleler başarısız olur” dedi.

Master Planı’nın sahte bir teşvik politikası olduğunu ifade eden Temelli, son olarak şunları kaydetti: “Tüm bunları Kürt halkını kredi sisteminin içine çekerek daha fazla sisteme tabi tutarak güçlü dayanışmacı ruhu çökerterek merkezci bir politik anlayışın hakim olduğunu görüyoruz. Başarılı olması söz konusu değil. Master Planı’nın Kürt halkının sorunlarını karikatürleştirmek amaçlıdır. Bu anlamda ciddiye alınamaz. Dolayısıyla bugün Türkiye, eğer gerçekten bu alana büyük bir hamle yapacaksa dış politika ve ekonomi politikalarından ciddi geri adımlar atmalı.”diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here