Anasayfa Emek Ti Otomotiv işçileri, MESS Sözleşmesi öncesi örnek oldular

Ti Otomotiv işçileri, MESS Sözleşmesi öncesi örnek oldular

Paylaş

Ti Otomotiv işçileri, iradelerini sendikacılara bırakmadan imzaladıkları sözleşmeyle örnek oldular: Beklenti yüksek ama bekleyerek olmaz!

Bursa’da metal fabrikalarının gündemi MESS sözleşmesi ve referandum. Gelişmelere göre kimi zaman biri, kimi zaman diğeri öne geçiyor. Ancak tüm bu tartışmaların çerçevesini belirleyen dert aynı; Geçim derdi.

Evet-hayır tartışmasını da, MESS’ten alınması beklenen zam üzerine yapılan konuşmaları da enflasyon, kredi borçları, yoksunluklar ve ağır çalışma koşulları belirliyor. Kötüleşen koşullar işçilerin taleplerini yükseltirken, olası ekonomik durgunluğun tüm yükünü işçilerin sırtına bindirmek isteyen metal patronları hazırlıklara şimdiden başladı.

İşçilerde ise hazırlıktan ziyade beklenticilik hakim. İşte böyle dönemde Türk Metal üyesi Ti Otomotiv işçileri imzaladıkları sözleşmeyle, bekleyerek ve işçilerin iradesini sendikacılara bırakarak hak elde edilemeyeceğini gösterdi.

YARDIMA İHTİYAÇ DUYANLAR ARTIYOR

Coşkunöz’den bir işçiyle görüşüyoruz. 500 liranın altında zam tekliflerine gülündüğünü söyleyen işçi, bu talep için bir hazırlık yapılıp yapılmadığı sorusuna ise “İşçi şu an kabuğuna çekilmiş durumda. Kimisi Türk Metal kendini ispat etmek için yüksek zam alacak diyor. Yani beklenti büyük, ama bir araya gelmek gibi bir durum yok henüz” yanıtını verdi. İşçiler arasındaki genel gözlemi yoksulluğun ve geçim derdinin arttığı yönde. Buna örnek olarak sağlık sorunları yaşayan ve masraflarını karşılayamayan işçi sayısındaki artışı gösterdi: “Eskiden ayda yılda bir para toplanırdı bu işler için. Ama daha geçtiğimiz bir ay içinde iki kişi için para toplandı. İnsanlar sigortalı, tüm gün çalışıyor ama buna rağmen bir hastalık olduğunda masraflarını karşılayamaz halde.”

DAHA AZ İŞÇİYLE AYNI ÜRETİM

Bir başka işçi patronun boş durmadığına dikkat çekti. Geçen yıla göre işlerde biraz azalma yaşandığını dile getiren işçi, şöyle devam etti: “Kalıpların kimisi çalıştırılmıyor. Ama çalışanların randımanını da yüzde 25 artırdılar. 7500 mal çıkıyorsa bunu 10 bine yükselttiler. Bunun için de performans primini kullandılar. İzin almayan, patronun dediğini yapana 1400 liraya kadar ek para verildi. Böylece fazla mesai yapılmadan istenen sayıda üretim elde ediliyor. Yani daha az işçiyle, maliyetleri de kısarak aynı üretimi yapmayı hedefliyor. Patron 2017 sözleşmesine ve önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek olası bir durgunluğa böyle hazırlanıyor.”

MAKO’DA BEKLENTİ YÜKSEK

Türk Metal’in örgütlü olduğu Mako da 2015 direnişini yaşamış fabrikalardan. Mako’da 10 yıldan fazla bir süredir çalışan bir işçiyle konuşuyoruz. İşe yeni giren işçilerle aralarında fark kalmadığını söyleyen işçi, “Ben, benden 10 yıl fazla çalışmış işçiden 1500 lira eksik alıyorum. 10 yıl daha fazla çalıştığım işçiyle ise aramda sadece 50-100 lira fark var. Yani fark kalmadı. 2002 yılından sonra işe giren tüm işçileri neredeyse asgari ücrete yakın bir ücrette eşitlediler. Bu mevcut sendikal anlayışın bize verecek bir şeyi olmadığını gösteriyor” dedi. Geçim derdi anlamına gelen bu eşitlenme öfkeyi de tepkiyi de artırmış. Öyle ki Türk Metal temsilcileri, tepkiler nedeniyle işçilerin arasına çıkamaz hale gelmiş. Böyle bir ortamda imzalanan Ti Otomotiv sözleşmesiyle Mako’daki zam beklentisinin daha da yükseldiğini anlatan işçi, 800 hatta bin lira zamdan bahsedildiğini ifade etti.

TEPKİ SÖZLEŞMEDEN ÖNCE GÖSTERİLMELİ

Mako patronu ise hem sözleşmeye hem de işçilerin olası tepkilerine karşı hazırlığa şimdiden başlamış. Patronun 2015 direnişini takım liderlerinin çoğunun dik durması nedeniyle kıramadığını anlatan işçi, takım liderlerine 400’er lira fazla verildiğini dile getirdi. İşçi, “Bunun etkisi olur mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Hayır, işçinin yanında olan zaten işçinin yanında. Patronun ve sendikanın yanında olan ise yine aynı yerde. Ama asıl sorun her yerden haber alacak bir ağ kurmaya çalışıyorlar. Kendilerine yakın belli kişiler yoluyla işçiler ne konuşuyor, ne planlıyor öğrenmeye çalışıyorlar.” Daralma söylentilerine ilişkin de konuşan işçi, “Mako hem çok farklı büyük firmalara üretim yapıyor, hem de farklı ürünler üretiyor. Genelde bir daralma izlenimi var ama Mako’da böyle bir durum yok, çeşitlilik nedeniyle hissedilmezde” dedi. Coşkunöz’deki hızlandırmayı aktardığımızda ise şunları söyledi: “Hız zaten hep isteniyor. Hızlansan da yetmiyor hep daha hızlı üretim ve daha fazla parça isteniyor.”

İşçi, son olarak beklentilerin beklenerek alınamayacağına dikkat çekerek “Sendikacılara olan tepkimizi ve taleplerimizi sözleşme imzalandıktan sonra değil önce göstermeliyiz. Fabrikaya geldiklerinde kararlılığımızı görmeliler” diye konuştu.

ZORLANMAKTAN BASUR OLDUM!

2015 metal direnişinin öncüsü olan Renault’da baskı giderek artıyor. Fabrika yönetimi işten atma ve daha zor bölümlere sürgün edilme tehditleriyle işçileri Birleşik Metal-İş’ten istifa ederek Türk Metal’e üye olmaya zorluyor.

Yeni giren işçiler de “Fabrikanın tercihi bu” denilerek Türk Metal’e yönlendiriliyor. Yeni işçilerin hemen hiçbirinin 2015 direnişine ilişkin bilgisi yok. Öyle ki “Birleşik Metal-İş fabrikadaki eski sendika” diyen işçiler var.

Birleşik Metal-İş yönetiminin tutumu ise bu baskıları karşılamaktan çok uzak. Birleşik Metal üyesi bir işçi “Telefon mesajıyla olmaz bu işler. Ne yapacağız yol yöntem gösterilmesi gerekiyor” derken, Birleşik Metal-İş’in örgütlenmesinde bulunmuş bir başka işçi ise “İlgisiz kaldılar. Ben sonunda istifa ederek Türk Metal’e geçmek zorunda kaldım. Bir Allah’ın kulu da yanıma gelip neden diye sormadı” diye konuştu.

Fabrikada hemen herkesin yakındığı en temel konu ise 2015’te sağlanan birliğin bozulması ve işçiler arasındaki bölünme.

56 SANİYEDE 1 ARABA

İşçilerin birliğinin derin yara alması ve Türk Metal’in yeniden fabrikaya girebilmesi, ilk etkisini çalışma koşullarında göstermiş. Şimdiye kadar 57 saniyede 1 arabanın üretilen fabrikada bu süre 56 saniyeye, kimi zaman bunun bile altına düşüyormuş. Daha 1 yıldır fabrikada çalışan genç bir işçi yaşadıklarını şöyle anlattı: “Çalışma koşulları çok ağır. 25 kişi gittik ama sadece 3 kişi kaldık. Benim verildiğim bölüme daha önce 6 kişi gelmiş, hepsi bırakmış. Düşünün 8 saatte en az 1000 kere eğilip kalkıyorsun. Fazla mesaiye kaldın mı bu rakam 1500’e çıkıyor. Çay molası 7 dakika. Ne içtiğin belli ne dinlendiğin. İlk aylar ben de bırakmayı düşündüm. O kadar ağır geldi ki 8 saat çalışıp eve gittiğimde direk sabaha kadar uyuyordum. Rüyamda Renault’nun bantlarını görüyordum. Affedersin zorlanmaktan basur oldum. Ama şimdi alıştım.”

Alışmış olmasına karşın, bu çalışma sisteminin sadece 7 ayda önce bel olmak üzere çeşitli sağlık sorunu yarattığını biliyor. “Ama sonra daha kolay bölümlere veriyorlarmış” diyen işçiye, işe girerken nasıl üretim yapacağıyla birlikte daha rahat bir yere gitmesinin ‘yolu’ da fabrika yöneticileri tarafından gösterilmiş: “Fabrikanın sendikası Türk Metal dediler. Türk Metal’e üye olmayanlar işten atmalarda ilk tercih edilenler olur, daha zor bölümlerde çalışır dediler. Ben de bu nedenle Türk Metal’e üye oldum.” 2 bin lira ücret alan işçi, geçen ay verilen 500 lira MESS ikramiyesinin 2015 Mayıs direnişinin ürürünü olduğunu bilmiyor. İşçilerin direnişin ardından Türk Metal’den istifa ederek üye oldukları Birleşik Metal-İş’i ise eski sendika olarak biliyor.

YOLLA KARIN MI DOYAR?

Metal fabrikalarında sözleşme kadar referandum da konuşuluyor. Evet ve hayır diyen işçilerin fabrikalarda yarı yarıya olduğu söyleniyor. Hayır ve eveti destekleyen işçiler arasındaki tartışmalar ise geçim derdi ve işçi hakları konularında yürüyor. Zira evet diyen işçiler de hayır diyen işçilerde geçim derdinde, kıdem tazminatının kaldırılmasına karşı olma gibi konularda aynı düşünüyor.

Hayırı desteklediğini söyleyen bir Ti Otomotiv işçisi, kıdem tazminatının AKP’li bir işçi arkadaşının fikrini değiştirdiğini söyledi: “Araştırmayı da seven bir arkadaş. Ona evet çıkması halinde kıdem tazminatının fona devredileceğini söyledim. Bakacağım dedi. Hakikaten bakmış ve doğru olduğunu görmüş. Bana ‘Haklısın, ben de hayır diyeceğim’ dedi. Ama parti seçimi olsa yine AKP’ye oy verir çünkü başka alternatif göremiyorlar.” Söz MHP’li işçilere geldiğinde yanıtı net: “Yüzde 90’ı hayır diyecek.”

Hollanda ve Almanya geriliminin fabrikalarında etkili olduğunu söyleyen Coşkunöz işçisi, “Ama tüm bunlara rağmen hayıra yönelik bir değişim var. 2004-2005 yıllarında en pısırık AKP’li işçi bile savunurdu. Bugün çoğu sessiz kalıyor. Destek veremiyor. Kimi yol yaptı, tünel yaptı diyor. Yolla karın mı doyar? Hemen itiraz ediliyor” dedi. Sağlık alanının da AKP’ye oy istemek için kullanılan konulardan biri olmaktan çıktığını dile getiren işçi, “Tepki çeken konulardan biri istihdam seferberliği. İşçinin parasını patrona veriyorlar. Patron yeni işçi alacak, ücreti yüksek işçileri işten atacak. Bir de kıdem tazminatını kaldırınca işten atmanın önünde hiçbir engel kalmayacak” dedi.

Mako işçisi ise Hollanda krizinin etkisiz olduğunu düşünüyor. “İnsanlar doydu artık. Bilerek, oy için yapıldığını herkes biliyor. Bu gerilimin bizim fabrikada çok etkisi yok” dedi. Referandumla ilgili AKP’li işçilerin bile birbirleriyle tartıştığını aktaran işçi, “Ben kaç kez şahit oldum. AKP’li işçi ama bu maddelere oy verilir mi diyor değerine. Diğeri de cevap veremiyor. AKP’li olup da hayır diyecek işçiler var. Ama destek veren de çok. Desteğin çoğunluğu da Erdoğan’a” dedi.

Tİ OTOMOTİV’DE İŞÇİLERİN BİRLİĞİ KIDEM ZAMMINI ALDI

ABD ve İspanyol sermayeli Ti Otomotiv, dünya genelinde 200’ün üzerinde fabrikası bulunan bir tekel. Türkiye’de 200 işçiyle başladığı fren ve yakıt borusu üretimini, bugün 200’ü kadın olmak üzere 600 işçiyle sürdürüyor. Yakın zamanda sayının 1000’e çıkacağı söyleniyor.

Türk Metal’in 2014 yılında yetki aldığı fabrikada yapılan ilk sözleşmenin yürürlük süresi geçen yıl sona erdi. Patronun yeni üye olduğu MESS sözleşmesine ise bir yıl var. MESS sözleşmesine kadar olan bir yıllık süre için Türk Metal ve patron ikinci kez sözleşme masasına oturdu. Anlaşma sağlanamayınca işçiler geçtiğimiz pazartesi günü için grev kararı almıştı. Bir gün önce yani pazar gecesi sözleşme imzalandı.

Sözleşmeyle saat ücretine 90 kuruş zam ve her kıdem yılı için saat ücretine 10 kuruş zam alındı. Yani 5 yıldır çalışan bir işçinin saat ücretine 90 kuruşun üzerine 50 kuruş daha zam yapılacak. Yıllık ikramiye sayısı 3’ten 4’çıkarıldı. Şu an Renault ve TOFAŞ dahil diğer metal fabrikalarında yeni giren bir işçi tüm haklar dahil 2 bin liraya yakın bir ücret alırken, Ti Otomotiv’de bu rakam yeni sözleşmeyle birlikte 2 bin 240 liraya çıktı.

KIDEM ZAMMI ALINMASAYDI FABRİKAYA SOKMAYACAKTIK

Sözleşmeyle ilgili görüştüğümüz işçiler, herkesin memnun olduğunu söyledi. Bu kazanımın arkasında işçilerin birliğinin yattığına dikkat çeken bir işçi, şunları anlattı: “Sözleşmeyle ilgili vardiya vardiya toplantılar yapıldı ve herkes katıldı. Burada saat ücreti zammı konuşuluyordu. Kıdem zammını biz işçiler önerdik. Sendikacılar önce olmaz dedi, ama biz kararlı durunca taslağa alındı. Başından sonuna kadar da talebimizin arkasında durduk. Sözleşmenin sonuna gelindiğinde bize iyi zam verdiler, ama kıdem zammı yok dediler. Ama kabul etmedik. Slogan da üretildi bununla ilgili ‘Başkan kıdem zammını almadan gelme’ diye. Bu konuda da kararlıydık. Eğer kıdem zammı alınmasaydı fabrikaya sokmayacaktık onları.”

BİRLİK OLURSAK KAZANIRIZ

Fazla mesaiye kalmamaktan, üretimi yavaşlatmaya kadar kararı alınan her eyleme tam katılım sağladıklarını anlatan bir başka işçi, “Greve de hazırdık. Nöbet çizelgelerimizi bile hazırlamıştık. Başka türlü bu zammı alamazdık. Biz talebimizin arkasında durmasak ne sendikacıların ne de patronun umuru olmazdı. Ama biz sahip çıkınca sendikacılar da taleplerimizi savundu” diye konuştu.

Daha önce Türk Metal’in örgütlü olduğu başka bir fabrikada çalışan bir işçi ise iki fabrikada aynı sendika olmasına karşın tablonun farklı olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “O fabrikaya sendikayı patron getirmiş, temsilcilerin seçilmesine izin vermemiş, kendine yakın kişileri temsilci seçmiş. Orada tam anlamıyla patron sendikasıydı. Burada bunu söyleyemem. Temsilcimizi de biz seçtik. Ama bunu sağlayan işçilerin birliği oldu. Pek çok yerde çalıştım ama böyle bir birlik görmedim.”

Bu başarıda patronun MESS üyesi olmamasının da etkisi olduğunu düşünen işçi, MESS’le devam edilecek yeni dönemin daha zor olacağının farkında: “Taslağı görecek miyiz, sözleşmenin imzalandığından haberimiz olacak mı? Hepsi belirsiz. Burada Renault, TOFAŞ gibi öncü fabrikaların rolü önemli. Ama bir şeyi biliyorum, ancak birlik olursak kazanırız.”

evrensel Muzaffer ÖZKURT
Bursa

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here