Anasayfa Emek Üçlü Danışma Kurulu; İşçi Sınıfını sermayeye boğdurma kurulumu?

Üçlü Danışma Kurulu; İşçi Sınıfını sermayeye boğdurma kurulumu?

Paylaş

Üçlü Danışma Kurulu toplantısında AKP’nin emeğe dönük saldırı programı ortaya çıktı. Kıdem Tazminatını fona devretmeyi, Özel İstihdam Bürolarını etkin hale getirmeye çalışan AKP sermaye ittifakına itiraz DİSK’ten geldi

uclu-calisma-toplantisi

Çalışma hayatına dair düzenlemelerin tartışılması için işçi, işveren ve hükümet temsilcilerini bir araya getiren Üçlü Danışma Kurulu dün ( 6 Ocak) toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun başkanlık yaptığı toplantıda AKP’nin uzun süredir gündeminde olan emeğin güvencesizleştirilmesine dönük hedefler “Reformlar ve İcraatlar” başlığı altında işçi ve işveren kesimi temsilcilerinin tartışmasına sunuldu.

Toplantıda hükümetin gündeme getirdiği konular arasında uzun süredir sermaye örgütlerinin temel taleplerinden birisi olan “Güvenceli Esneklik” uygulamalarının hayata geçirilmesi, Kıdem Tazminatı’nın fona devri, Özel İstihdam Büroları’nın açılması, kadınlar için doğum izni ve doğum sonrası yarı zamanlı çalışma düzenlemesinin içinde yer aldığı 15 başlık bulunuyor.

Hükümetin çalışma hayatında köklü ve sermaye lehine değişiklikler öngören  kısa ve orta vadeli hedeflerini sunduğu toplantıya Çalışma Bakanlığı bürokratlarının yanı sıra işçi kesimi adına DİSK, Türk İş, Hak İş katılırken, işveren kesimi adına ise TOBB, TİSK ve Kamu İş katıldı.

DİSK bugün yaptığı yazılı açıklamayla toplantıda dile getirdiği görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Hak İş ve Türk İş’in AKP ile kurduğu yandaşlık ilişkisi göz önüne alındığında DİSK’in hükümetten ve sermayeden bağımsız çizgisi Üçlü Danışma Kurulu’nda önem kazanıyor. Yapılan açıklama, sermayeyi ve AKP’yi memnun edecek düzenlemelerin emeğin güvencesizleştirilmesine hizmet edeceğine vurgu yapıyor.

DİSK yaptığı açıklamada, hükümetin gündeme getirdiği “Güvenceli esneklik” kavramının güvencesiz çalışmanın önünü açtığını belirtti, Hükümet tarafından da güvenceli esneklik konusunda sıkça örnek verilen Güney Avrupa ülkelerine değinerek, sendikalaşma oranının daha düşük olduğu bu ülkelerde “güvenceli” esneklik uygulamalarının işçi sınıfı açısından ağır sonuçları olduğunu hatırlatarak, ülkemizde bu sonuçların daha da ağırlaşacağına dikkat çekti.

“Kıdem tazminatı ara başlığı”

Toplantının en önemli gündemlerinden birisi  Kıdem Tazminatı’nın bireysel fona devri adı altında gasp edilmesiydi. Hükümet temsilcileri işten çıkan işçilerin yüzde 86’sının kıdem tazminatını alamadığı verisini ortaya koyarak kıdem tazminatının bireysel fona devrinin işçilerin tazminatsız işten atılması mağduriyetini ortadan kaldıracağını söyledi. DİSK yaptığı açıklamada  kendileri açısından kıdem tazminatı tartışmasının ana eksenin iş güvencesi olduğunu belirterek hükümetin sunduğu gerekçeyi eleştirdi. Açıklamada bu gerekçe şu sözlerle çürütüldü: “Her ne kadar kamuoyunda, kıdem tazminatına dair değişikliklerin gerekçesi “tazminat alamayan işçilerin alabilmesi” olarak sunulsa da hükümetin ve sermaye temsilcilerinin hazırladığı birçok belgede kıdem tazminatının “iş güvencesi” sağlaması eleştirilmekte, kıdem tazminatı nedeniyle işten çıkarma maliyetlerinin yüksek olduğu ifade edilmekte, kıdem tazminatından “yük” olarak bahsedilmektedir.”

İşçi sınıfını daha da güvencesizleştirecek fon veya benzeri bir modelin kabul edilemez olduğunu söyleyen DİSK işçilerin kıdem tazminatını alabilmesinin garanti altına alınabilmesi için “fona devir “seçeneği yerine şu önerilerde bulundu:

  • Mevcut yasaya (1475 sayılı yasanın yürürlükteki 14. Maddesi) bir cümle koyarak,  hak ettiği halde kıdem tazminatı ödenmeyen işçilere tazminatlarının devlet tarafından ödenerek işverenlerden geri tahsil edilmesi ve bir yılın altında çalışanlara da kıdem tazminatı ödenmesinin sağlanması

 

  • İflas nedeniyle ödenmeyen kıdem tazminatını devletin ödemesi ve işverenden haciz yoluyla tahsili

 

  • İflas halinde bankaların, devletin değil işçilerin alacaklarının ödenmesi öncelikli ve imtiyazlı hale getirilmesi

 

  • Kıdem tazminatı ödemeyen işverenlere ağır yaptırımlar getirilmesi

 

  • 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan “kıdem tazminatı tavanı”nın kaldırılması

 

  • Sendikalaşma önündeki engeller/barajlar kaldırılarak, örgütlenen işçilerin haklarını savunabilmesi sağlanması

‘İşçi simsarlığına yasal koruma getiriliyor’

Toplantıda AB standartları bahane edilerek özel istihdam bürolarını yasal statütüye kavuşturarak aktifleştirecek düzenlemeler de gündem oldu.

DİSK yaptığı açıklamada Özel istihdam bürolarının kölelik olduğunu ifade ederek, işçi simsarlığına yasal koruma getirildiğini vurguladı. DİSK, bu düzenleme ile işçilerin köle gibi bürolarda satılacağını ifade etti. Büroların çağdışı kölelik koşullarının dayatılması olduğuna değinen DİSK, “Böylece işçi simsarlığına yasal koruma getirilecek, işçiler köle satar gibi bürolardan satılacaktır” dedi.

‘Taşeron işçilere ayrımsız, kayıtsız, şartsız kadro’

Hükümetin 1 Kasım Genel Seçimleri öncesi taşeron işçilere kadro vaadi vermesine rağmen bununla ilgili bir düzenleme yapmadı. AKP hükümeti konu ile ilgili düzenleme yapmadığı halde toplantıda ise konu DİSK tarafından gündeme getirildi. Seçim sürecinde verilen sözlerin ve mahkeme kararlarının belli olduğunu belirten DİSK, “Taşeron işçinin var olan haklarını kullanması engellendiği bu düzene son verilmelidir. Daha da ötesi, tüm taşeron işçilere ayrımsız, kayıtsız, şartsız kadro verilmeli, taşeron düzeni ortadan kaldırılmalıdır” dedi.

Diren işçi

Üçlü Danışma Kurulu’nda gündeme gelen 64. Hükümet 2016 Yılı Eylem Planında çalışma hayatı ile ilgili yer alan reform ve icraatların, işçi sınıfının kazanılmış haklarını yok ederek emeği güvencesiz çalışmaya daha da mahkum edecek düzenlemeler içerdiğin belirten DİSK hükümetin planı karşısında tavrını şu sözlerle dile getirdi:

  • İşletmelerin karlılık oranlarına baktığımızda, sürekli olarak örnek gösterilen AB’ye kıyasla “azami” kârlar elde edilen ülkemizde, işçi sınıfının en “asgari” hakları bile çok görülmektedir. Sendikaların önünde bir “mayın tarlası” gibi duran işkolu barajları ile, grev yasakları ile, hak aramanın önünün tıkandığı antidemokratik düzenlemelerle işçi sınıfının eli kolu bağlanmış durumdayken, sürekli olarak sermaye “mağdur” olarak gösterilmekte, hükümetin eylem planı da sermayeye işçileri kölece çalıştırma “özgürlüğü” tanımayı hedeflemektedir.
  • Bu koşullar altında DİSK’in çağrısı üyesi olsun olmasın tüm işçi sınıfınadır.uclu-calisma-toplantisi

Sendika.Org

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here