Anasayfa Forum Uygar Gültekin : Alacakaranlık kuşağında bir dava: Hrant Dink…

Uygar Gültekin : Alacakaranlık kuşağında bir dava: Hrant Dink…

Paylaş

İSTANBUL- Dink cinayeti davası 4-5 ve 6-7 Aralık tarihlerinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam edecek. Duruşmalarda aralarında cinayet yaşandığı dönemde Trabzon İl Jandarma Komutanı olan Ali Öz ve Trabzon Jandarma İstihbarat Şubesi görevlileri dinlenecek.

Türkiye’nin yakın tarihi siyasi cinayetlerle ve bu siyasi cinayetlerin bitmeyen davalarıyla dolu. Hemen her cinayetin ardından gerçek sorumluların ortaya çıkartılmayacağı bilinir. Yapılmayan etkin soruşturmalar, uzun süren yargılamalar ve mahkeme salonunda kaybolan gerçekler.                                                                                                                 Uygar Gültekin

Hrant Dink cinayeti de memleketin yakın geçmişindeki en önemli siyasi cinayetlerden biri. Cinayetin ardından hemen herkes diğer siyasi cinayetlerde olduğu gibi  burada da hakikatlerin mahkeme salonlarında kaybolup gideceğini düşünüyordu.

Bundan neredeyse 10 yıl önce ilk yargılama başladığında genel kanı bu yöndeydi. İlk yargılamanın sonrasında ‘örgtütü bulamayan’ mahkeme kararı da bunun en büyük göstergesi olmuştu.

 

dink anma 

Dink davasının da ‘bitmeyen davalar kervanına’ katılacağına dair kaygıları güçlendirmişti. Türkiye’nin siyasi ikliminde yaşanan çalkantılar, bu çalkantıların açtığı çatlaklar, Dink davasındaki sis bulutunu biraz da olsa araladı.

Dink cinayetinde dahli veya cinayetin önlenmesinde kusuru olduğu iddia edilen bazı kamu görevlileri bugün yargı önünde. Ancak Milli İstihbarat Teşkilatı gibi bazı kurum ve kişiler soruşturmanın dışında tutuldu.
‘Vur’ emrini kimin verdiği de halen bilinmiyor.

Bu nedenle davada sis perdesi biraz olsun aralansa da aslında perde halen olduğu yerde duruyor. Bunca yılın ardından birkaç adım atılmış olmasına rağmen halen bazı gerçekler Ankara’nın karanlık dehlizlerinde.

Dink cinayeti davasındaki gelişmeler, siyasi arenada yaşanan çatışmaların, çekişmelerin en çok görünür olduğu alanlardan biri oldu. Hükümet ile FETÖ arasında başlayan ayrışma, darbe girişimi, Dink cinayetinin dava dosyasına da yansıdı.

Bazı polis şefleri ve jandarma görevlileri sanık sandalyesine oturulabilirdi. Polis ve jandarmalarla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmesi gerektiği 2 Temmuz 2007’de yapılan ilk duruşmada dile getirilmişti. Bu soruşturma cinayetten yıllar sonra yapılabilirdi.

 

dink davası 

Dink’in öldürüleceğine dair, cinayetten önce polis ve jandarmanın haberi olduğuna dair istihabrat raporları ortaya çıkmıştı.

Polis muhbiri Erhan Tuncel vasıtasıyla Emniyetin, azmettirici Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci vasıtasıyla ise Jandarma cinayetten haberdar olmuştu. Bu bilgiler sanıklar tarafından da mahkeme salonunda dile getirildi.

Cinayete ilişkin şu ana kadar üç temel iddianame hazırlandı. Tetikçi Ogün Samast, azmettirici Yasin Hayal dışında önce aralarında dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Trabzon İl Emniyet Müdürü Reşat Altay, İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’ün aralarında bulunduğu polis görevlileri sanık olarak dosyaya eklendi. Ardından da dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Trabzon ve İstanbul Jandarma İstihbarat görevlileri sanık oldu. Dava bugün toplam 85 sanıkla devam ediyor.

Fethullah Gülen, Zekeriya Öz gibi isimler de davanın sanığı durumunda.Soruşturmayı yürüten Savcı Gökalp Kökçü, cinayete ilişkin ‘FETÖ’nün ilk kurşunu’ tespitini yapıyor. Davada şu anda jandarma görevlilerinin yargılaması yapılıyor.

 

dink davası 

Dönemin bazı İstanbul ve Trabzon Jandarma görevlileriyle ilgili önemli iddialar var. Cinayet anında tetikçi Ogün Samast’ı bazı İstanbul Jandarma görevlilerinin takip ettiği iddiası var.

Tetikçi Ogün Samast, daha önce ifadelerinde, 19 Ocak 2007’de olay yerinde takip edildiğini söylemişti.
Samast, bunun üzerine ankesörlü telefonla Yasin Hayal’i aradığını Hayal’in kendisine ‘Onlar bizden merak etme’ dediğini söylemişti. Bu ifadeler üzerine Savcılık, olay yeri görüntüleri üzerinden Ogün Samast’a teşhis yaptırdı.

Samast, görüntülerdeki bazı kişileri ‘kendisini takip edenler’ olarak teşhis etti. İddianamede, İstanbul Jandarma istihbarat görevlisi Yusuf Bozca’nın cinayetin işlendiği gün olay yerinde bulunan jandarma görevlilerinin Emre Cingöz, Yavuz Karakaya, Bekir Yokuş, Ali Barış Sevindik olduğunu teşhis ettiği belirtildi.

Savcılık söz konusu jandarmaların telefon sinyallerinin de olay günü Agos gazetesi çevresinden sinyal verdiğinde dair belgeleri dosyaya ekledi.

Mahkeme görüntüleri Adli Tıp Kurumuna göndererek teşhis yapılmasını istedi. Adli Tıp Kurumu, Emre Cingöz’ün olay yerindeki kişilerden birine benzediğini rapor etti.

Diğer jandarmalar için ise tespitte bulunmadı. İddianame Jandarmaya ait iki aracın olay günü Agos gazetesi önünde olduğunu iddia ediyor. Söz konusu jandarmalar ise mahkemede verdikleri savunmalarında Samast’ı takip ettikleri iddialarını yalanladı.

Savcılığın İstanbul Jandarma görevlilerinin yanı sıra bazı Trabzon Jandarma görevlileriyle ilgili de iddiaları var. Trabzon Jandarma görevlilerinin Alay Komutanı Albay Ali Öz dahil olmak üzere pek çok görevlinin cinayeti önceden bildiği ortaya çıkmıştı.

Hatta cinayet silahı yakalanmadan Trabzon Jandarma görevlilerinin tuttuğu bir tutanakta silahın bilgisi yazılıydı. Savcılık iddianamesi, cinayete ilişkin bilgi sahibi olmasının yanı sıra cinayet öncesinde Dink’in Bakırköy’deki evi ve Beyaz Adam Kitabevi etrafında keşif yaptıklarını iddia ediyor.

İddiaya göre, 7 Ağustos 2006 tarihinde yani cinayetten beş ay önce, Trabzon İl jandarma görevlileri olan Okan Şimşek, Ergun Yorulmaz ve Gazi Günay keşif yapan isimler. Savcılığın delili ise Jandarma görevlilerinin telefon sinyalleri.

Jandarmaların telefonlarının keşif günü Bakırköy’den sinyal verdiği belirtiliyor. Jandarma görevlileri savunmalarında, Trabzon’daki bir olayda firari olan bir kişinin yakalanması için İstanbul’da olduklarını, Küçükçekmece’de operasyona gitmeden önce Bakırköy’de yemek yediklerini ve araç kiraladıklarını söylüyorlar.

Ancak savcılık resmi görev kağıtlarının olmadığı için bu savunmalara itibar etmiyor.

Hem Trabzon hem de Jandarma görevlileri için odakta olan bir isim ise Muharrem Demirkale. Demirkale dönemin İstanbul Jandarmasında TİM komutanı.

Savcı iddiasına göre keşif yapan Trabzon Jandarmasının Demirkale’yle sık telefon irtibatı var. Samast’a eşlik ettiği iddia edilen İstanbul Jandarma görevlilerinin Demrikale’yle sık telefon irtibatı var. Demirkale, 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesi tutuklandı.

Öte yandan davanın sanıkları arasında Jandarma İstihabratın en tepesinde olan isim Hamza Celepoğlu da var. Celepoğlu, MİT tırları davasının da sanığı durumda.

Celepoğlu, cinayet işlendiği dönemde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Değerlendirme Ve Analiz Merkezinin(İDAM) başındaki isim. Savcılık, Celepoğlu’nun bulunduğu konum itibariyle cinayete ilişkin gelen bütün bilgilere vakıf olduğunu iddia ediyor.

Celepoğlu’nun dil kursu için İtalya’ya gittiğini ancak cinayetten bir ay önce 2006 Aralık ayında Türkiye’ye gelmiş ve on gün kadar kaldıktan sonra İtalya’ya geri döndüğü, bu süre içinde de cinayet hazırlıklarını gözden geçirdiği iddia ediliyor.

Celepoğlu yaptığı savunmalarda başında bulunduğu birimin böyle bir görevinin olmadığını söyledi, cinayetle ilgili bütün iddiaları ise reddetti.

Dink ailesi avukatları her fırsatta cinayete ilişkin bütünsel bir sorumluluk olduğunu dikkat çekiyor. Avukat Hakan Bakırcıoğlu, yaptığı açıklamalarda sık sık cinayet davasının devlet içindeki bir iç çatışmanın aracı haline gelmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Dink ailesi avukatları dava devam ederken bir yandan soruşturmanın genişletilmesi için dilekçe verdi. Aralarında dönemin İstanbul Jandarma Komutanı Ünal Karaosmanoğlu’nun da aralarına bulunduğu 13 jandarma görevlisi hakkında soruşturma yapılması için İstanbul 14. Sulh Hakimliğine başvuruda bulundu.

Söz konusu Jandarma görevlilerinin Dink cinayetinden haberdar olduğunu ve Dink’i korumakla yükümlü olduğuna dikkat çekti.

Sanıklar kimler:

1.iddianame

Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Ogün Samast, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Zeynel Abidin Yavuz, Tuncay Uzundal, Osman Hayal, Coşkun İğci.

2. iddianame

Engin Dinç, Özkan Mumcu, Celalettin Cerrah, Ali Fuat Yılmazer, Ramazan Akyürek, Reşat Altay, Ahmet İlhan Güler, Hamdi Egbatan, Mehmet Ali Özkılınç, Şükrü Yıldız, Ali Poyraz, Sabri Uzun, Faruk Sarı, Hasan Durmuşoğlu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Osman Gülbel, Mehmet Uçar, Onur Karakaya, Tamer Bülent Demirel, Coşgun Çakar, Yunus Yazar, Yılmaz Angın, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan, Ömer Faruk Kartın.

3. iddianame

Fethullah Gülen, Ekrem Dumanlı, Zekeriya Öz, Faruk Mercan, Adem Yavuz Arslan, Halil İbrahim Koca, Ali Öz, Hamza Celepoğlu, Metin Yıldız, Muharrem Demirkale, Yavuz Karakaya, Ecevit Emir, Ali Barış Sevindik, Eyüp Temel, Metehan Kadir Yıldırım, Ercan Gün, Veysel Şahin, Tefik Cantürk, Önder Araz, Ahmet Fark Aydoğdu, Adem Sarıgöl, Ergün Yorulmaz, Ahmet Çetiner, Atilla Güçlüoğlu, Birol Ustaoğlu, Metin Balta, Murat Bayrak, Yakup Kurtaran, Yüksel Avan, Muhammer Ay, Volkan Şahin, Ünsal Gürel, Şeref Ateş, Okan Şimşek, Hüseyin Yılmaz, Gazi Günay, Cevat Eser, Adnan Acar, Rahmi Özer, Mustafa Küçük, Musa Yıldırım, Mikdat Özbek, Emre Cingöz, Yusuf Bozca, Abdullah Dinç, Bekir Yokuş, Hacı Şefik Şimşek, Niyazi Malkoç, Resul Kütükoğlu, Metin Canbay.

kaynak Ahval

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here