Anasayfa Forum Yaşathak Aslan: . Biz bu kadar mı sağa savrulduk ve ırkçı olduk?

Yaşathak Aslan: . Biz bu kadar mı sağa savrulduk ve ırkçı olduk?

Paylaş

Devrimci Yol’cu Yaşathak Aslan: Kürtler için hiçbir şey yapmamışız, konuşma hakkını nasıl görüyoruz kendimizde?

Gazete Hayır’dan Pelin Daş söyleşisi

Güney Kürdistan’da gerçekleşen bağımsızlık referandumu Türkiye solundaki ‘ulusların kaderini tayin hakkı’ ilkesi tartışmalarını büyüttü. Ve denilebilir ki, referandumdan çıkan bağımsızlık kararı uygulansın ya da uygulanmasın, Kürtlerin ‘bağımsızlığı’ dile getirmesi bile Türkiye solunda ciddi kırılmalar yarattı. Bir kesim koşulsuz şartsız Kürt halkının geleceği hakkında vereceği kararı desteklerken solun bir kesimi de ‘ulus devlet eleştirisi’ üzerinden Kürtlerin bağımsız devlet kurması talebine karşı çıktı. Solun Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmasına hayır diyen kesiminden en çarpıcı çıkışı Özgürlük Dayanışma Partisi yaptı ve ’emperyalizmin bölgedeki planları’na vurgu yaparak, “Kuşkusuz ki bir halk nasıl istiyorsa öyle yaşamalı ve kendi kaderini özgürce tayin etmelidir. Ancak bu genel ilke koşullardan tümüyle bağımsız olarak da düşünülemez. Bugün, Irak’ta gerçekleşecek bağımsızlık referandumu bölge halkları arasındaki birliği güçlendirecek, emperyalizmin bölgeye yönelik müdahalesini sınırlayacak bir sonuç üretmeyecektir. Aksine, bağımsızlık referandumu Irak’tan başlayarak bölgesel düzleme taşınacak yeni bir iç savaşın tetikleyicisi olacaktır. Bu da bölgede Amerika’nın, büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin daha çok müdahale imkanına kavuşması sonucunu doğuracaktır” açıkamasında bulundu. Açıklama sol kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı ve ÖDP’nin ulusalcıların Kürt meselesine bakış açısıyla aynı yere düştüğü yorumları yapıldı. Ulusalcı basın ”Devrimci Yol’cu abiler geri döndü, ÖDP’den ‘Bağımsız Kürdistan’a karşı bildiri”’ şeklinde manşetler attılar.

Biz de bugünkü sosyalist hareketleri derinden etkileyen, 80 öncesinin en kitlesel devrimci hareketi olan Devrimci Yol’un Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne nasıl baktığını, 1984’te Diyarbakır Cezaevi’ndeki ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren Orhan Keskin’in Kürtlerin uğradığı zulmü Devrimci Yol’un gündemine sokma çabasını, ÖDP’nin referandum açıklamasını, 80 öncesi yayınlanan Devrimci Yol Dergisi’nin yazı işleri müdürü, Kürdistan Devrimci Yol örgütlenmesi yürütücülerinden, cuntaya karşı direniş sonrası yurtdışına çıkan, 90’ların başında tekrar yurda dönüp Devrimciler örgütlenmesinde yer alan, yakalanıp uzun cezaevi sürecinin ardından Avrupa’da siyasi mülteci olarak yaşayan Yaşathak Aslan ile konuştuk.

‘Devrimci Yol’un Kürt meselesinde bütünlüklü bir bakış açısı yoktu’

Devrimci Yol’un Kürt sorunundaki bakış açısı, Mahir Çayan’dan sonra derinleştirilmemiştir. Devrimci Yol Kürt sorununa bakışta bütünlüklü değildi. Batılı, Trakyalı arkadaşlar Kemalizm konusunda daha duyarlıydılar. Kürtlerle daha yakın ilişkisi olan arkadaşlar ise Kürt meselesine daha duyarlıydılar. Fakat Devrimci Yol orta sayfasında bu konular yer alıyordu ve yazılar bütün Türkiye’yi gözetiyordu. Benim de o dönem aklıma yatıyordu. Devrimci Yol Türkiye ortalamasıydı, güzelliği ve büyüklüğü buradadır. Orta sayfa yazıları yazılırken Kürt sorununa duyarlı arkadaşlar da itiraz etti, Batı’daki arkadaşlar da itiraz etti, Oğuz ağabey (Oğuzhan Müftüoğlu) orta yolu buldu. Ben Kürdistan’da bulundum ve Kürtlere yakın politikalar izledim. Buna merkezden elbette herkes karşı çıkmadı. Örneğin; Ali Alfatlı gibi arkadaşlar karşı çıkmadı. Devrimci Yol’un Kürt meselesine bakışı hiçbir zaman tamamlanmadı ve darbe geldi. Orhan Keskin arkadaşımız Devrimci Yol açısından Kürt meselesi konuşulurken önemli bir anekdottur.

Fikret Başkaya’ya Devrimci Yol’a dair bir analiz yap, Türkiye’yi dolaş, insanlarla konuş şeklinde bir öneride bulundum. Bizi bir öğretim üyesi yazsın diye düşündüm. Yetişemem dedi. Ama Birgün’deki yazısında genel bir çerçeve çizse de yaklaşımı doğruydu.

  1. Şunu da belirtmeden geçmeyeyim; Ana Fikir diye bir site var, Aydınlıkçıların alıntı yaptığı, onları saymıyorum bile. Geçmişte nerede yer alırlarsa alsınlar, onları Devrimci Yol dışı ve ulusalcı olarak görüyorum. Ana Fikir sitesini okurken midem bulanıyor. Biz bu kadar mı sağa savrulduk ve ırkçı olduk?

‘Orhan Keskin Devrimci Yol’un genel anlayışını Kürdistan özelinde derinleştiriyordu’

Orhan Keskin Kuzey Kürdistan’da yaşanan devlet zulmüne dair bir broşür hazırlamayı bana önerdi. Destekledim, redaksiyonunu da yaptım. Örneğin; sömürgecilik kavramı vardı, çıkardım, kimi değişiklikler yaptım. Broşürü yayınladık ve merkezden epey bir tepki aldık. Toplatmamızı istediler, toplatmadık. Bu olay merkezle aramızda bir tartışma olarak yaşandı ve ben bütün sorumluluğu üzerime aldım. 30 sayfalık bir broşürdü. Orhan Keskin Devrimci Yol’un genel anlayışını Kürdistan özelinde derinleştiriyordu, Kürt toplumuna daha somut öneriler sunuyordu. 1982’de cepheyi kurduğumuzda PKK bize ‘Bir parti haline gelelim, Devrimci Yol ile PKK tek parti olsun’ önerisi yaptı. PKK, o dönem Kürt ulusal hareketi içinde en az milliyetçi, ayrılıkçı olan hareketti. Süreç öyle gelişseydi ve biz savaşı devam ettirebilseydik ne olurdu, bunu bilemiyorum. Muhtemelen başka şeyler konuşuyor olurduk.

‘Sosyalistlerin önce içinde yaşadıkları devletle uğraşması gerekiyor’

Ezen ulusun sosyalistleri ile ezilen ulusun sosyalistleri keşke bu işleri birlikte kotarsalar. Ama şuanda böyle bir realite yok. Anti-emperyalizm vurgusu elbette önemlidir fakat emperyalizmin kuşatması altında olan ve NATO’ya bağlı olan bir devletin içinde yaşıyorsun. Sosyalistlerin içinde yaşadıkları devletle uğraşması gerekiyor.

Kürtlerin bağımsızlık hakkına milliyetçi cephe de hayır diyor, soldan eleştiri yapan kesimler de hayır diyor. Doğru tek değil. ÖDP’nin yaptığı yanlış şurada: Referanduma karşı çıkış için bağımsızlık, anti-emperyalizm argümanlarını kullandı. Zaten anti-emperyalist olmayan bir ülkede yaşıyorsun. Sen kendi devletinle uğraş, kendi ülkende anti-emperyalist mücadeleyi yükselt. Her tarafa söz söyle fakat o zaman ‘Kendi ülkende ne yapıyorsun” diye sorarlar insana. Eleştiriyi anlıyorum ama nasıl bir çözüm önerisi sunduğunu açıkça ifade etmen gerekir. Şununla görüşme, bununla birlik yapma diyorsan çözüm sunmak zorundasın, Kürt ile aynı kaderi paylaşmak zorundasın.

‘ÖDP bugüne kadar Kürt ulusal mücadelesi için hiçbir şey yapmamış, sadece barış demiş’

ÖDP, bugüne kadar Kürt ulusal mücadelesi için hiçbir şey yapmamış, yalnızca ‘barış’ demiş. Barış demişsin ama bölgede bir realite var. Bölünmüş Kürt coğrafyasının doğrudan adının konmasından yanayım, onlar; Kuzey Kürdistan, Batı Kürdistan, Doğu Kürdistan ve Güney Kürdistandır. Kürtler mezalime uğramış, sen sadece ‘barış ‘ demişsin. Barış demekle barış gelmiyor. Güney Kürdistan’da Goran Hareketi ”Eğer bu bağımsız ve demokratik Kürdistan ise biz ‘evet’ diyoruz” şeklinde açıklama yaptı. Sonuçta ‘evet’ demek zorunda kaldılar. Barzani kendi iktidar çıkarları için yapmış olsa da, Kürtler için tarihte küçük de olsa bir adımdır bu referandum. Kürt halkı bağımsızlığa evet diyor. Bunu kabullenmek zorundasın. İşin içinde olmuş olsan, mücadele etmiş olsan Goran Hareketi gibi söz söyleme hakkın da olur. Biz tabi ki ‘bağımsız, anti-emperyalist, demokratik bir Kürdistan’ı arzu ediyoruz. Fakat Kürt halkı tarihinde ilk defa böyle bir referanduma gidiyor, biz buna hayır diyemeyiz.

‘ÖDP, şimdiye kadar Öcalan’dan hiç bahsetmiyordu, neden şimdi hatırladı?’

Açık konuşmak gerekiyor, biz bu işin sahibi değiliz, hiçbir şey yapmamışız Kürtler için. Önce Kürtler için bir şeyler yap, bir umut ver sonra konuşma hakkını kendinde gör. ÖDP’nin bu politikası o nedenle yanlıştır. ÖDP’nin yerinde olsaydım önce Kürt meselesi nereye oturuyor, sorusuyla birlikte Kürt meselesinin tarihsel geçmişinin değerlendirmesini ortaya koyardım. Devrimci, ilerici güçlerin Kürt halkıyla dayanışma içinde olmadığını da ifade ederdim. Tüm dünyanın bu referandum sayesinde Kürt realitesini gördüğünü söylerdim ve Goran Hareketi’nin açıklamasına atıfla sözümü ortaya koyardım. ÖDP, şimdiye kadar Öcalan’dan hiç bahsetmiyordu, neden şimdi hatırladılar?

‘Cizre yanarken, Sur yanarken susarsan olmaz’

Cizre yanarken, Sur yanarken susarsan olmaz. Bir sürü insan oralara gitti. Peki ÖDP’li kaç kişi gitti, ne yaptı Sur için, kaç kişi tutuklandı oraları savunduğu için? Bir yığın aydın gitti Sur’a. Zülfü Livaneli UNESCO Türkiye Temsilcilği’nden çekildi. Sen ne yaptın? Bu meseleleri daha derin eleştirebilmek için taraf olabilmeliydik. Taraf değiliz ki…Sur’da yoktuk, Cizre’de yoktuk, Silopi’de yoktuk, Nusaybin’de yoktuk, Yüksekova’da yoktuk.

Biraz duygusal da konuşabilirim, Sur’da bir süre kaldım ben, çok fazla arkadaşımız vardı. Hepsinin içi yanıyordur şimdi. Bir kısmını da kaybettik onların. Herkes Sur’u gözü gibi severdi, orayı yok ettiler. Kürdistan’ı ağır ağır yok ediyorlar. Sen buna ses çıkarmıyorsun, ondan sonra Güney Kürdistan’daki referanduma ses çıkarıyorsun. Hangi hakla?

‘Eğer Batı’da demokrasi mücadelesini yükseltirsen, Doğu nefes alır’

Bölgede emperyalistlerin etki alanı dışına çıkabilmiş bir güç yok. Şunu düşünebiliyor musunuz; Batı Kürdistan’a devrimciler gidiyor ve Amerikan silahları ile savaşıyorlar. Burada bir şeyi ölçüyoruz. Ortada IŞİD gibi tehlike var ve öyle bir vahşet geliyor ki sana doğru, Amerikan silahlarına razı olabiliyorsun. Öyle berbat bir durumdur. PKK, ABD ile görüşüyor. Bolşevikler devrimden sonra ABD ile görüşmedi mi? Bu PKK’nin bağımsız olmadığı anlamına mı geliyor?

Türkiye sosyalist hareketi bugün bir alternatif değil. Gündem yaratan bir hareket değil. Bu susalım anlamına gelmez, bağırabildiğimiz kadar bağıracağız. Bugün Türkiye daha tehlikeli bir parçalanmanın eşiğine doğru gidiyor. Örneğin; laikliğin olmadığı bir toplumda birey olmaz. Bir toplumu en geri noktaya çekmek istiyorsanız eğitim politikalarını param parça edersiniz. İktidar bunu yapıyor. Türkiye için en yakıcı sorunun Orta Doğu sorunu olduğunu düşünmüyorum. Laiklik, demokrasi, eğitim sorunu çok önemli mücadele başlıklarıdır. Eğer Batı’da demokrasi mücadelesini yükseltirsen, Doğu nefes alır. Biraz büyürsen elini uzatma şansın daha fazla olur

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here