Yavaş yiyerek şişmanlık ve insülin direncini önleyebilir miyiz?

Paylaş

Şişmanlık ve başta diyabet olmak üzere şişmanlığa bağlı hastalıklar çağımızın en önemli halk sağlığı sorunu haline gelmiş ve ABD gibi bazı ülkelerde şişmanlıktan ölenler, açlıktan ölenleri geçmiş durumda. Öte yandan şişmanlık uzun zamandır ülkelerin en önemli gündem maddesi ve bir çok ülke Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerileri doğrultusunda ulusal programlar hazırlıyor. Ülkemizde de son yıllarda yapılan araştırmalar erişkinlerin yüzde 30’dan fazlasının, çocukların ise yüzde 20’sinin fazla kilolu ve şişman olduğunu gösteriyor. Şişmanlık sorunu son 30-40 yılda belirginleşen bir sorun ve ABD bu sorunu bütün dramatikliği ve en geniş boyutları ile yaşayan ülkelerin başında geliyor.

Çocuklar şişman olmalarından kendileri mi sorumlu ?

Hastanelere şişmanlık yakınması ile getirilen çocuklar, şişman olmaktan derin bir çaresizlik duyuyorlar, kilo vermek istediklerini ama ne yapacaklarını bilemediklerini, her yerde “abur-cubur” besinlerle karşılaştıklarını ve bu besinleri görünce acıkma hissedip yemekten kendilerini alamadıklarını söylüyorlar ve kendilerine sıkça söylenen “ şişman olmak için yaratılmışsın” sözüne tepki duyarak “Bu doğru değil” diyorlar. Aynı çaresizliği aileler de dile getiriyor ve evde önlem alsalar bile her yerde yüksek kalorili besinlerle karşılaşan çocuklarının yeme davranışlarını kontrol edemediklerini belirtiyorlar.

Gerçekten de çocukları nefislerine hakim olamadıkları için suçlamak doğru değil. Şişmanlığa bakıştaki klasik model, enerjinin sabitliğine dayanır ve insanların çok yemeyi seçtiği için şişmanladığını varsayar. Bu durumda şişmanlık, şişman kişinin patolojik bir davranışı olarak kabul edilir. Bu bakış, kişinin sorumluluğuna vurgu yapar ve hükümetlerin/endüstri toplumunun günahlarının bağışlanmasına izin verir. Oysa çocuklar şişman olmayı seçemez. Şişman çocuklar çoğu zaman yaşıtları tarafından dışlanır ve yaşam kaliteleri en az kemoterapi alan çocuklar kadar bozulmuştur. Bunların ötesinde çocuklar besin seçimlerinden sorumlu değildir, ayrıca kişisel sorumluluk kapasiteleri henüz gelişmemiştir. Günümüzde bir çok araştırmacı, çocuklardaki şişmanlığın artışından kızarmış patates, şekerli içecekler, dondurma, patlamış mısır, hamburger vs. gibi “Junk Food” (abur cubur besin) tüketiminin çocuk menülerini istila etmesinin yattığını kabul etmektedir.

Yavaş yemek ve doyma hissi

Şişmanlama sürecinde insülin direnci geliştiğini (insülin salgısının arttığını) ve yüksek insülin düzeylerinin ise beyinde doyma hissinin oluşmasını engellediğini biliyoruz. Buna “beyinsel açlık” diyebiliriz. Bu durumda insanlar doysa bile aç olduğundaki gibi “kötü”, “yorgun”, “miskin” hissediyorlar. Tekrar yiyorlar ama bu hisler geçmiyor. Bir kaç yıl önce yayınlanan ve Avrupa Çocuk Endokrinoloji Kongresi’nde en iyi klinik araştırma ödülü alan bir çalışma bu konuya yeni bir bakış getirdi ve hızlı yemek yemenin doyma hissini sağlayan “Ghrelin” hormonu düzeylerindeki azalmayı engellediğini gösterdi. İsveç, İngiltere ve Avustralya’dan araştırmacıların bu ortak çalışmasında adolesan döneminde kik grup çocuk incelendi. İlk grup çocuk eski hızları ile yemeye devam ettiler, diğer grup ise “mandometer” isimli bir araç yardımıyla (tabaktaki yiyeceğin azalma hızına göre uyarı veren bir alet) yavaş yemeye yöneltildi. Bu iki grup çocuğun 12 ay sonraki değerlendirmelerinde yavaş yiyen çocukların “Ghrelin“ düzeylerinin belirgin olarak düşük olduğu ve bu çocuklarda ilk bulgulara göre obezite ve insülin direnci sıklığında anlamlı bir azalma meydana geldiği gösterildi. Standart şekilde yiyen çocuklarda ise 12.ayın sonunda Ghrelin düzeyleri ve vücut kitle indeksi değişikliği saptanmadı. Yine bu çalışmada yavaş yemeye yöneltilen gruptaki Ghrelin düzeyindeki azalmanın neredeyse “gastrik bypass” ameliyatı geçirenler kadar olduğu gösterildi. Dolayısıyla şişmanlığın önlenmesinde besi tercihleri kadar, yeme davranışın ne kadar önemli olduğu kanıtlanmış oldu.

Sonuç olarak çocuklardaki ve erişkinlerde şişmanlığın önlenmesi için en etkili girişimlerden birisinin yavaş yeme davranışı olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir davranışın kazanılması için çocuklara ana okullarından başlayarak aynen diş fırçalama gibi eğitim yapılması yararlı olacaktır. Bunun ötesinde “adım sayar” gibi yeme hızını ölçen ve yavaş yeme için kişiyi uyaran cihazların geliştirilmesi ve şişman bireylerde bu cihazların kullanılması yeni bir tedavi imkanı olarak görünmektedir.

t24

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here