Anasayfa Haber Yenikapı şifreleri (Analiz)

Yenikapı şifreleri (Analiz)

Paylaş

ANKARA (DİHA) – Türkiye’deki egemen siyasi güçler, yakın siyasi tarihinin en önemli gelişmelerinden biri 15 Temmuz darbe girişimi nihayetinde dün Yenikapı’da yapılan miting ile rotalarını belirlemiş oldu. Yenikapı’da ortaya çıkan en temel görüntü, farklı isimler altında bir araya gelen devlet partilerinin tek çatı altında birleşmesi ve buna karşılık da HDP’nin o görüntüde yer almayarak ya da yer verilmeyerek, sistemin ana muhalefet partisi olduğunun teyit edilmesi oldu.

15 Temmuz başarısız darbe girişimi ardından AKP’nin Türkiye’de kendisini hegomonik yeni bir kurumsal güç olarak tahkim etmesine yönelik çalışmalar hızlanarak devam ediyor. Darbe girişimi gerekçe yapılarak uzun süredir AKP siyasi çizgisi lehine yapılmak istenen sistem dönüşümü de tamamlanmak üzere. Bir süredir tek kişiye dayalı Başkanlık sisteminin inşa edilmesi, bu sisteme söz düzeyinde karşıtlık gösteren CHP ve MHP desteği ile nihayet meşrulaştırılmış ve toplum nezdinde kabul edilebilir seviyeye çekildi.

Teklik görüntüsü

Özellikle dün Yenikapı’da AKP tarafından organize edilen ve Erdoğan’ın öncülüğünün öne çıkarıldığı miting, tam anlamıyla bir teklik mitingine dönüştü. Epey zamandır, Erdoğan’ın milliyetçi, kemalist kesimi de sisteme eklemeye yardımcı olan “Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan” görüntüsü pekiştirildi. Bununla birlikte “tek sistem, tek lider” görüntüsü de ön plana çıkarıldı. Erdoğan yeni sistemin “tek kurucu öncüsü” olarak mitingle birlikte iyice kodlandı. Buna karşılık, Erdoğan’ın başkanlığında kurulacak Başkanlık sistemi ve bu sistemin dayanacağı iki partili sistemin de temellileri atıldı. Buna göre, MHP, AKP’ye eklemlenerek sistemin sağ kanadında yer alırken, Erdoğan’ın Başkanlığını peşinen kabullenmiş görüntüsü sergileyen CHP’de sistemin solunda konumlandırılmış oldu.

Muhafazakâr baskıcı sistem

Ancak kurulan sistem, HDP’nin dışlanması ve mevcut teklik yapısı dışında kendisini tanımlayan hiç bir kesimin o görüntüde yer almaması ya da yer verilmemesi yeni sistemin de teklik ve baskıcı karakterini de ortaya koydu. Böylece siyasi anlamda “milli muhatabakat” uzlaşması olarak öne çıkan yeni yapılanmada, sistem Ortadoğu tipi bir baskıcı yönetim olarak şekilleneceği de şimdiden ilan edildi. Sistemin referansının da, bir yanıyla Suriye ve Irak’ın Baas tipi partileri oluştururken, öte yandan İran’ın ruhani ve dini liderine denk düşen bir ağırlığın yeni lidere atfedilmesiyle sağlanmaya çalışılıyor.

Muzzafer kurucu lider

Erdoğan’ın buradaki baskın belirleyiciliği ile 15 Temmuz darbe girişiminden sonra cemaate yönelik içine girdiği katı mücadele hattı oldu. Erdoğan bu mücadele ile gerçekleştirilen darbe ile meşrulaştırdığı mücadelesinde cemaate karşı zaferini de Yenikapı mitingi ile açıkladı. Aslında Erdoğan bu zaferi Kürt sorununda başlattığı saldırılar ile ilan etmeyi tasarlıyordu. Kentlerin yıkılması sonrasında kılınan fetih namazlarına rağmen Kürtlerin iradesi kırılamayınca ve hatta sistem bu savaşta yenilince, yenilginin faturası darbe girişimi olarak ortaya çıktı. Bu durumda Erdoğan pozisyonunu revize etti, ortaya çıkan yeni durum üzerinden bu kez cemaate karşı zafer ilan etti. Ancak cemaate karşı ilan edilen zafer ile birlikte yürütülen propaganda sonucu, aynı zamanda batıya karşı ilan edilmiş bir zafer görüntüsü ortaya çıkarıldı.

Önceki dönemlerde kurulan sistemlerin tamamı Kürtleri asimile ederek, sisteme eklemleme ve sistem içerisinde eritme arayışı ortaya çıkarken, kurulmak istenen yeni sistemde Kürtler sistemin dışında tutuldu. Belki de en büyük farklılık ve yeniliklerden biri olarak kabul edilebilecek bu durum aynı zamanda sistemin Kürtleri kaybetmesinin ilanı oldu. Ancak, sistem Kürtleri kaybetmeyi kabullenmediği gibi, cemaatle de ilişkilendirme çabasına girerek, karşıdan Kürtler düşman cephesine yerleştirilmiş oldu. HDP’nin burada Yenikapı mutabakatının dışında kalmasının bir kaç açıdan önemi bulunuyor:

* Bu krizde payı olan CHP, MHP ve AKP gibi ana unsurların yeni bir mutabakatı ile aşmaya çalıştığı için, sistemi değiştirmeyi, eşitlikçi ve özgürlükçü bir kimliğe kavuşturmayı amaçlayan HDP bunun dışında kalmış oldu.

* HDP bu görüntüye dahil edilmeyerek, farklı isimler altında hareket eden ve özellikle de Kürt sorunu konusunda her biri ayrı bir devlet partisi olduğunu gösteren AKP, CHP ve MHP bunu bir kez daha teyit ederek, bu sistemin ana muhalefet gücünün de HDP ve bileşenleri olduğunu teyit edildi.

* Eğer Yenikapı mitingi sistemin yeniden dizayn edilmesine yönelik bir ‘Yeni Kapı’ olarak kodlanacaksa, bu kapıdan sistem dışı muhalif güçlerin geçmesine izin verilmedi. Sistem dışı güçlerin de bu kapıdan geçmek yerine, özgürlük ve eşitliğe ulaşacak yeni bir kapı açmak dışında bir şansları kalmadı.

* Kurulmak istenen yeni baskıcı sistemin ideolojik gücüne Erdoğan öncülük ederken, bu sistemi değiştirerek eşitlik ve özgürlük üzerine kurulacak olan bambaşka bir sistemin öncülüğünü de PKK Lideri Abdullah Öcalan yapıyor. O yüzden Erdoğan ne kadar görünür kılınıyorsa Öcalan o kadar sessizleştiriliyor.

Bütün bu paradigmalar üzerinden değerlendirildiğinde çıkarlar üzerinde kurulan, siyasi güçlerin tekleştirildiği ve farklılıklara tahammül edilmeyen bu yeniden yapılanmanın da kendi içinde yeni kriz ve kaosları barındırdığını ön görmek zor değil.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here