Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli ile Mersin’de Onur yürüyüşünü konuştuk

Paylaş

Özgürlükçü Sol :Birçok yerde yasaklanan Onur yürüyüşü Mersin’de gerçekleşti.Yeşil sol Parti olarak  bu konudaki duyarlılığınızı biliyoruz meselenin sizce özü nedir?

Türkiye’de ezilen bir toplumsal kesimin parçası olmak, Kürt olmak, Alevi olmak, Ermeni olmak ne kadar zor ve ağır bir yükü beraberinde taşıyorsa, belki de daha fazlası LGBTİ’ler için söz konusu oluyor. Gündelik yaşam içerisinde, sessiz sedasız, ailede, işyerinde, kampüste inkârla, yok sayılmayla, homofobik ve transfobik baskıyla, şiddetle karşılaşan LGBTİ’lerin sorunu köklü bir sistem meselesidir.

Tekliği dayatan egemen sistemin heteroseksist karakteri, Türkiye toplumunda da LGBTİ’leri yok sayıyor, görmezden geliyor. Kürtleri eşit yurttaş olarak kabul etmeyen, Alevileri hor gören, Ermenileri “kafir” olarak kodlayan zihniyet ile LGBTİ’leri ahlaksız, sapkın olarak adlandıran, dışlayan zihniyet bize göre ortaktır. Oysa toplumsal yaşamın içerisinde muazzam bir çeşitlilik vardır. Dinsel, etnik, cinsel tüm çeşitliliklerimizle birlikte varız ve bu hakikati ortak bir sözleşme etrafında, eşitçe ve özgürce yaşayabilmeliyiz.13335934_10153804293887815_5357686959497975996_n

Özgürlükçü Sol : Yeşil Sol Parti olarak LGBTİ’lerin yıllardır sürdürdükleri mücadeleyi nasıl degerlendiriyorsunuz?

Ankara Eryaman’dan, Avcılar Meis Sitesi’nden, Ülker Sokak’tan iyi biliyoruz ki LGBTİ hareketi on yıllardır var oluş mücadelesi veriyor. Yeşil Sol Parti olarak LGBTİ’lerin özgürlüğü mücadelesini temel mücadele alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. LGBTİ’lerin yaşam haklarının güvence altına alınması ve toplumsal yaşama aktif katılımlarının sağlanması için istikrarlı ve ısrarlı bir politik sürecin örülmesi noktasında kararlıyız.13332936_10153804292492815_4488304263255437984_n

Özgürlükçü Sol :Savaşın derinleştiği dönemlerde farklı talepleri dile getirmek, gündeme taşımak zor olmuyormu? Farklı mücadelelerin birliğine demokratik siyaset nasıl yaklaşmalı ?

İçinde bulunduğumuz çatışma ve şiddet ortamında LGBTİ haklarını savunmak çok daha zor. Türkiye’de ayrımcılığın, zorbalığın ve şiddetin tüm ötekiler üzerinde artarak devam etmesi anlamına gelen savaş, aynı zamanda LGBTİ’lere karşı açılmış bir savaştır. Barış yoksa Kürtler için de, Türkler için de, kadınlar, gençler ve LGBTİ’ler için de yoktur. O nedenle birlikte öreceğimiz bir barış ve özgürleşme siyasetine ihtiyacımız var.

Savaş ve şiddet ataerkil zihniyetle, militarizmle beslenir, erkekliği kutsar, nefret söylemini güçlendirir. Bugün LGBTİ’ler ile birlikte erkekliğin savaşını reddetme günüdür. LGBTİ toplumunun ve barıştan yana olan tüm kesimlerin ortak barış çığlığı ölümleri durdurabilir.

Ülkenin metropollerinde bombalar patlatılırken, korku ve sindirme yoluyla tüm muhalif kesimler sokaktan çekilmeye, susturulmaya çalışılırken Anadolu kentlerinde düzenlenen bu onur yürüyüşlerinin anlamı oldukça büyüktür.

İnadına “biz varız” demenin onurunu taşıyanlar sokakta oldukça, demokrasiden ve özgürlükten yana olanlar kazanacak. İzmir’de Valilik onur yürüyüşünü yasaklamış. Gezi’de birlikte söylediğimiz gibi, yasak ne ayol! diyoruz. Bugün burada bulunanlar Gökkuşağı bayrağının dalgalanmasını istemeyenlere izin vermediği için  büyük bir alkışı hak ediyor.13332834_10153804294497815_6380464546472292200_n

Özgürlükçü Sol :Son söz yerine  ne söylemek istersiniz

Helak olması gereken homofobiden, transfobiden medet uman bu zihniyettir.

Nefretle beslenenlere cevabımız, bütün marjinallerin, yok sayılanların ortak mücadelesini geliştirmek olacaktır.

Adana’da, Mersin’de, İzmir’de, Diyarbakır’da, İstanbul’da her yerde gökkuşağı bayrağının altında hep birlikte özgürlüğü haykıralım.

Özgürlükçü Sol : teşekkürler

Alışın, buradayız! Gitmiyoruz!, ..Sağ olun ben teşekkür ederim.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here