Anasayfa Forum Yeşil Sol’un “Bir hayır yeter” kampanyası başladı: Söz, yetki, karar halka!

Yeşil Sol’un “Bir hayır yeter” kampanyası başladı: Söz, yetki, karar halka!

Paylaş

Yeşil Sol Parti, Meclis’ten geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayına gönderilen ve partili cumhurbaşkanlığı sistemini öngören anayasa değişikliği teklifine karşı ‘Bir Hayır Yeter’ kampanyası başlattı.

Ufuk Uras: Bu uzun soluklu bir mücadele olacak

Toplantıda konuşan eski ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, özgürlükçü sol olarak şimdiye kadar bütün anayasa değişikliklerini desteklediklerini ifade ederken “Bu 19’uncu değişikliği desteklemiyoruz. Bir hayır yeter ama ikinci hedefimiz de hayırın güçlü olması” dedi.

Uras, kampanyanın nasıl yürüyeceğine dair şu önerilerde bulundu:

“AKP-MHP kökenli kararsız seçmenler bu seçimi belirleyecekse nasıl bir dil ile ilerleyeceğimiz önemli. Biz bir değerler sistemini savunuyoruz, karşımızda ise çıkarlar dünyasını savunan birileri var. OHAL’de referandumun adil olmayacağını anlatmamız gerekiyor. Kararın kimin değil, nasıl üretileceği meselesi önemli olduğu için demokrasiden yanayız. Bizim siyasette mevcudu savunmamız, rakibimizin en büyük başarısı olacaktır. Bu tuzağa karşı vicdanlarımızdan yana ses vermenin ve hiçbir şekilde ülkede kaosa neden olmayacağının altını çizmek gerekiyor. Bu uzun soluklu bir mücadele olacak.” 

Oya Baydar: Sandıktan hayır çıkarmamak için çaba harcayacaklar

Uras’tan sonra söz alan yazar Oya Baydar, Türkiye’de yaşananların distopyalara dahi uymadığını söylerken “Türkiye’de şu anda yaşanana ben ‘abukistan’ diyorum. Ütopyalar vardır, distopyalar var… Bizimki bunlara uymuyor” dedi.

“Bu ülkede her şey absürt” diyen Baydar, 15 Temmuz sonrası gazetecilere yönelik yapılan operasyonlarda gözaltına alınan kişilerin mal varlıklarına el koyulmasını “Biz üç buçuk darbe gördük, hiçbirinde mala mülke dokunulduğunu görmedik. Hilmi Yavuz, Şahin Alpay ve birçok arkadaşımızın evlerine, mallarına el kondu” sözleriyle eleştirdi.

Baydar, Oy ve Ötesi gibi grupların referandum sürecinde önemli rol oynamasının gerekliliğini ifade ederken, “Gidip sandık başında olmalıyız. Bu özellikle Doğu ve Güneydoğu’da büyük önem taşıyor. O bölgede insanların gidip özgürce oy kullanmasına izin imkân vermeyecekler” dedi.

Son günlerde Yunanistan ile yaşanan Kardak krizine değinen Baydar, “Sandıktan hayır çıkartmamak için çaba harcayacaklar. Yunanistan’a savaş mı açılır? Bilmiyorum. Bu tarz şeylerle referandum yaptırmayabilirler. Bunu göze alalım” ifadelerini kullandı. Oya Baydar, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonda gözaltına alınan eşi Aydın Engin‘i hatırlatarak “Kendime küçük bir çanta hazırladım, elbet bir gün gelecekler” diye konuştu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu kadar yolsuzluğa rağmen…

Baydar’dan sonra söz alan eski MAZLUM-DER Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, referandum sürecine ilişkin olarak ilk başta umutlu olmak gerektiğini ifade etti. “Neden hayır çıkmak zorunda? Çünkü teklifin hemen hepsi antidemokratik” diyen Gergerlioğlu, “Buna evet demek mümkün değil” diye konuştu.

Gergerlioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

Evet diyenlerde iki ana öge var. Birincisi Erdoğan, bu kadar yolsuzluğa rağmen bir popülaritesi var. İkincisi istikrar vurugu. “Memnunuz kardeşim, niye hayır” diyelim diyenler var.  “Memleket kötüye gidiyor” diyenlerin olduğu yerde oldukça önemli bir kesim “Hanlar, hamamlar yapılıyor. Memleket çok iyi” diyor. Bu iki argümanı hayıra çevirmek zorundayız. Evetçilerin istediği gibi keskin bir kutuplaşma olursa söyleyecek sözümüz kalmaz.

Gergerlioğlu, anayasa değişikliği teklifinin halka anlatılmadığını vurgulayarak “Yapılması gereken teklifin ne olduğunu konuşmak. Bunun üzerinden gündem yapmak” dedi. Gergerlioğlu, kimsenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kadar miting yapma imkânı olmadığını ifade ederken “Şu an antidemokratik bir teklif tartışılıyor. Haklı çıkması mümkün değil. Bundan dolayı bizim mantıklı bir kampanya yürütmemiz lazım” diye konuştu. Referandum sürecinde kutuplaşmamanın önemine dikkat çeken Gergerlioğlu, “En başta demokratik bir süreç yürütmemiz lazım. Farklılıkların bir arada yaşaması olarak süreç yürütmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

Deniz Türkali: Hayırdan, evetten sonrasına ne kadar hazırız?

Gergerlioğlu’ndan sonra söz alan sanatçı Deniz Türkali de sosyal medyada bazı “hayır” paylaşımlarını yanlış bulduğunu söylerken “Böyle bir itiraz dili olamaz. Böyle bir dünya için hayır demiyoruz biz duygusuna kapılıyorum bunları gördükçe. Muhalefeti hakaret ederek yapmayı biliyoruz” dedi.

ürkali, “Hayır demekten başka çaremiz yok” derken “Hayırdan, evetten sonrasına ne kadar hazırız, bilmiyorum” diye konuştu.

Bekir Ağırdır: Murat Belge’yi cumhurbaşkanı seçsek fena mı olur?

Türkali’den sonra konuşan KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, referandum sürecinde kutuplaşma üzerinden siyaset yapılacağını söylerken, “Herkes 1 Kasım’dan konuşuyor. Halbuki 7 Haziran’dan konuşmak lazım. 1 Kasım, ikinci tur gibi oldu. 7 Haziran’daki yüzde 41’i baz almak lazım” dedi. Ağırdır, referandum için yapılan anketlerle de değinerek “Eşit başlıyoruz. Üç adımlı bir kampanyaya ihtiyacımız var. Öncelikle bir süre kendi içimizde umutlanmalıyız. Daha sonra referandum, asıl önemli olan da referandum sonrasıdır. Diyelim ki 50,5 evet çıktı. Bu saçma sapan yetkilerle Murat Belge’yi cumhurbaşkanı seçsek fena mı olur?” dedi.

Ağırdır, korkutma üzerinden kampanya yürütülemeyeceğini ifade ederken “‘Erdoğan gelince o olacak, bu olacak.’ Bunlar hikâye. Önemli olan sadığa sahip çıkmak. O gün herkesin sorumluluk alması önemli” dedi.

Murat Belge: Bu sefer galiba çoğunluğun içindeyim

Ağırdır’dan sonra söz alan Prof. Murat Belge, başkanlık sistemi için her zaman “kötü” dediğini ifade ederken demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığının referanduma sunulacak olan anayasa değişikliği teklifiyle ortadan kaldırılacağını söyledi. Belge, “Biz demokrasiye alışık olmayan bir toplumuz. Başbakan ve cumhurbaşkanı vardı da başkan sistemi yok muydu? Başbakana verilmişti her yetki. Yürütme ile yasama iç içeydi, yürütmenin egemenliği altındaydı yasama. Anayasanın değişmesine gerek bırakmadan olmuş vaziyette şu an. Şimdi ona yargı da eklendi” dedi.

“Başkanlık sisteminin genellikle bir diktatörlüğün anayasallaşması” olduğunu ifade eden Belge, “Bunun bir istisnası ABD’dir. ABD, ciddi bir biçimde kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık örneği. En azından bizim cumhurbaşkanımız 3 gün sonra yüksek menfaatleri için Yunanistan’a harp açıyorum diyebilir. ABD’de böyle bir durum olduğunda Meclis onaylamıyorsa bunu yapması için bütçe vermez. Bütçesiz savaş açamaz” diye konuştu.

Belge, referandumdan ‘evet’ çıkması hâlinde Türkiye’de olabilecekleri bildiğini ifade ederken “Asıl hayır çıkarsa tahayyül etmek zor. Birinci adım hayır çıkması” dedi. Belge, şimdiye kadar Türkiye için ne istediyse tersi olduğunu ifade ederken “Bu sefer galiba çoğunluğun içindeyim” dedi.

Yeşil Sol Parti ‘nin Açıklamasının Tamamı:

#BirHayırYeter

Çünkü 12 Eylül Anayasası’ndan Daha Kötüsüne İhtiyacımız Yok!

Yeşil Sol Parti, “Bir Hayır Yeter” sloganıyla referandum kampanyasına başladı. Meclis’ten geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayına gönderilen ve partili cumhurbaşkanlığı sistemini öngören anayasa değişikliği teklifi için önümüzdeki süreçte hayır kampanyası yürüteceğini duyuran Yeşil Sol Parti Genel Merkezi’nin basına yönelik düzenlediği toplantı Bir Hayır Yeter Bildirisi’nin okunmasıyla başladı.

Parti Eş Sözcüleri Eylem Tuncaelli ve Naci Sönmez’in okuduğu bildiride Türkiye tarihinde OHAL’de referandum sürecine girmenin daha önce hiçbir dönemde görülmediği vurgusu yapıldı. Bildirinin satır başları şöyle: “İktidar, halkların demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, laik ve ekolojik bir anayasa ihtiyacını öteleyerek kendi meşrebince yeni bir rejim inşa etmeye çalışmaktadır. Yeşil Sol Parti olarak,
bugün Türkiye’de gerçek bir demokratikleşme için en acil ihtiyacın otoriter, baskıcı ve yasakçı niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan 12 Eylül 1980 Darbesi’nin ürünü anayasanın temelden değiştirilmesi olduğunu düşünüyoruz. İç barışı tesis edecek, toplumun farklı kesimlerinin özgürce bir arada yaşayabilmesini sağlayacak, demokratik siyaseti ve güvenceli bir yaşamı kurmaya yol verecek toplumsal mutabakat sağlanmalı ve bu mutabakat çerçevesinde yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.

“Hayır demek 12 Eylül Anayasasını kabul etmek demek değildir”

AKP hükümeti ve yeni rejim inşasındaki müttefiklerinin referanduma götürmeyi planladıkları değişikliklerin bu ihtiyaca yanıt vermediğini aşikârdır. İktidar, halkı sandığa çağırırken getirdiği sistem değişikliğini maskeleyen ve sanki mevcut anayasanın ilerisinde basit düzenlemeler yapıyormuş havasını yaratan, aslında hiçbir doğruluğu olmayan söylemler kullanmaktadır. AKP’nin 12 Eylül anayasasını değiştirmekte olduğu ve bunun karşısında muhalefet edenlerin 12 Eylül anayasasını kabullenmekte olduğu algısı oluşturulmak istenmektedir. Oysa bu değişikliklerin gerçekleşmesi mevcut darbe anayasasını daha otoriter, daha anti-demokratik hale getirerek kalıcılaştıracaktır. Bu nedenle mevcudu daha da geri konumuna getirecek bu değişikliklere itiraz ediyor ve “hayır” diyoruz.”

Kampanyanın basın toplantısında sosyolog ve yazar Oya Baydar, akademisyen ve insan hakları aktivisti Murat Belge, yazar ve iş insanı Bekir Ağırdır, akademisyen ve yazar Ömer Faruk Gergerlioğlu ile birlikte siyasetçi Ufuk Uras, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ve sanatçı Deniz Türkali konuşmacı olarak katıldı. Aynı zamanda toplantıya farklı yaş ve iş kollarından pek çok katılımcı destek verdi.

Ufuk Uras: “Bir Hayır Yeter ama mümkün olduğunca güçlü olmalı”

Özgürlükçü sol olarak şimdiye kadar bütün anayasa değişikliklerini desteklediklerini ifade eden Ufuk Uras, şöyle konuştu: “Bu önümüze gelen 19’uncu değişik ve bu defa desteklemiyoruz. Bir Hayır Yeter ama ikinci hedefimiz bu hayırın mümkün olduğunca güçlü olması. Bu süreçte AKP-MHP kökenli kararsız seçmenler bu referandumun sonucunu belirleyecek. Bu süreçte nasıl bir dil kullanacağımız çok önemli. Kararın kimin değil, nasıl üretileceği meselesi önemli olduğu için demokrasiden yanayız. Bizim siyasette mevcudu savunmamız, rakibimizin en büyük başarısı olacaktır. Bu tuzağa karşı vicdanlarımızdan yana ses vermenin ve hiçbir şekilde ülkede kaosa neden olmayacağının altını çizmek gerekiyor. Bu uzun soluklu bir mücadele olacak.”

Oya Baydar: “Türkiye’de yaşanana abukistan diyorum”

Uras’ın sözü devrettiği sosyolog ve yazar Oya Baydar, “Türkiye’de şu anda yaşanana ben ‘abukistan’ diyorum. Ütopyalar vardır, distopyalar var… Bizimki hiçbirine uymuyor. Bu ülkede her şey absürt. Biz üç buçuk darbe gördük, hiçbirinde mala mülke dokunulduğunu görmedik. Sonuçta bu darbeler kapitalist düzende oldular ve mülkiyet hakkının gaspı görülmüş şey değil. Bugün Hilmi Yavuz, Şahin Alpay ve birçok arkadaşımız neden suçlandıklarını bile bilmiyorlar, kimseyle bir ilgileri filan da yok ama gözaltındalar, ne kadar kalacakları da belli değil. Üstelik evlerine, mallarına bile el konmuş durumda.” Baydar, konuşmasında özellikle sandık başında görev almanın oldukça önemli olduğuna işaret etti ve sözlerini özellikle Doğu ve Güneydoğu’da insanların sandık başına gitmesini engellemeye çalışacaklarına işaret ederek son verdi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Hayır çıkmaz zorunda çünkü hepsi antidemokratik”

Baydar’dan sonra söz alan Ömer Faruk Gergerlioğlu, sözlerine hayırcıların umutlu ve motive olmaları gerektiğine dikkat çekerek başladı. Gergerlioğlu, “Neden hayır çıkmak zorunda? Çünkü teklifin hemen hepsi antidemokratik. Buna evet demek mümkün değil. Yapılması gereken teklifin ne olduğunu konuşmak. Şu an antidemokratik bir teklif tartışılıyor. Haklı çıkması mümkün değil” dedi.

Deniz Türkali: “Referandum sonrasına ne kadar hazırız?”

Deniz Türkali de sosyal medyada yürütülen hayır propagandasının doğru olmadığını anlattı. Türkali “Böyle bir itiraz dili olamaz. Hakaret ederek, küfürlerle iletişim kanalları ancak kapanır. Sosyal medyadaki tartışmaları gördükçe böyle bir dünya için hayır demiyoruz duygusuna kapılıyorum. Hayır diyenlerin de nasıl muhalefet edileceğini ve nasıl bir dil kullanılması gerektiğini öğrenmesi gerekiyor. Şu süreçte hayır demekten başka çaremiz yok ancak hayırdan, evetten sonrasına ne kadar hazır olduğumuzu bilmiyorum” şeklinde konuştu.

Bekir Ağırdır: “Referanduma eşit başlıyoruz, hayır konusunda umutlu olmalıyız”

Türkali’den sonra konuşan Bekir Ağırdır ise referanduma giderken AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce olduğu gibi kutuplaştırıcı bir siyasi dil kullanacaklarına dikkat çekerek sözlerine başladı: “Herkes 1 Kasım seçimlerinden konuşuyor. Halbuki 7 Haziran’dan konuşmak lazım. 1 Kasım, seçimlerin ikinci turu gibiydi. 7 Haziran’daki yüzde 41’i baz almak lazım. Böyle düşününce eşit başlıyoruz ve referandumdan hayır çıkması konusunda umutlu olmalıyız. Bu süreçte kullanacağımız dil de oldukça önemli, kampanyayı korkutma üzerinden yürütemeyiz. Evet çıkarsa neler olacağına ilişkin insanları korkutmak iyi bir yol değil çünkü korku siyaseti konusunda karşımızdakilerle yarışamayız.”

Murat Belge: “Referandumdan hayır çıkarsa olacaklara hazırlıklı olmalıyız”

Murat Belge, başkanlık sistemi için demokrasinin olmazsa olmazının kuvvetler ayrılığı olduğunu kaydetti. Referanduma sunulacak olan anayasa değişikliği teklifiyle kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılacağını vurgulayan Belge Türkiye’de yürütme ile yasamanın iç içe olduğuna ve yasamanın yürütmenin egemenliği altında olduğunu belirtti. Bu süreçte yargının da yürütmenin egemenliği altına girdiğini anlatan Belge şöyle dedi: “Başkanlık sistemi genellikle bir diktatörlüğün anayasallaşması şeklindedir. Bunun tek istisnası ise ABD’dir. ABD, ciddi bir biçimde kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık örneği. ABD’de başkan bir karar aldığında Meclis onaylamıyorsa bunu yapması için bütçe vermez. Referandumdan ‘evet’ çıkması hâlinde Türkiye’de olabilecekleri üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz, asıl hayır çıkarsa tahayyül etmek zor. Birinci adım hayır çıkması ama uzun soluklu düşünmek zorundayız.”

Erol Katırcıoğlu: “Bu süreç daha iyi bir demokrasi inşa etmenin yolu olabilir”

Son konuşmacı olarak söz alan Erol Katırcıoğlu, “Bugün referandum sadece Türkiye’de siyasi bir kadronun farklı bir yönetim sistemi getirmek üzere yola çıktığı bir olay gibi gözüküyor ama öyle değil.  Daha önemli bir arka planı var” diyerek sözlerine başladı. Tüm dünyada esen rüzgarların küreselleşmenin tersine döndüğünü  ve dünyanın daha milliyetçi ve korumacı bir yöne döndüğünü aktaran Katırcıoğlu “Ulus devletlerdeki çoğunluk olan egemen kimliklerin kendi ulus devletlerinde her şeye hakim olmak istedikleri yeni bir sürece hazırlanıyor. Türkiye’de de kendini İslami kimlikle tanımlayan İslamcı ve milliyetçi bir çoğunluk var. Bu referandumda İslami kimliğin bütün ağırlığıyla iktidarı ele geçirmeye çabalayacağı düşünüyorum. Bu sadece bir referandum değil. Tüm dünyada kimlikler savaşının başladığı bir tarihte egemen kimliklerin kendi ulus devletlerinde açtığı bir savaşın başında olduğumuzu bir dönem. Bu süreç daha iyi bir demokrasi inşa etmenin yolunu da açabilir, ben o yolun başında olduğumuzu düşünüyorum.”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here