Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 2.Olağan Konferansı Sonuç Bildirgesi

Paylaş

Partimiz Yeşiller ve Sol Gelecek, 2 Nisan 2016 tarihinde Olağan Konferansı’nı Ankara’da toplayarak ülkemizde ve bölgemizde yaşanan siyasal gelişmeleri değerlendirmiş ve aşağıdaki Sonuç Bildirgesi’nin kamuoyuna açıklanmasını kararlaştırmıştır:

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak yaptığımız değerlendirmeler ortaya koymaktadır ki, bir yandan Ortadoğu’da yaşananlar ve bunlarla bağlantılı olmakla birlikte ülke içi dinamiklerin de sonucu olan çatışma ortamının, diğer yandan giderek belirsizleşmeye başlayan ekonominin tüm toplumumuzu ciddi ve sonucu kestirilemeyen bir tedirginliğe sürüklediği bir dönemdeyiz. Toplumun fay hatları giderek derinleşirken, şiddet ve çatışma ortamı da hızla yaygınlaşmaktadır. Bütün bunlar iktisadi bir krizle karşı karşıya olan küresel ekonomik ortamda ve savaş içindeki Ortadoğu’da gerçekleşmektedir.

Uzun sayılabilecek bir süredir iktidarda olan AKP Hükümeti, birçok cephede geri tepen Ortadoğu politikaları, derinleşen çatışma ortamı ve yaklaşan iktisadi kriz karşısında hatalarını kabul etmek yerine, giderek genişleyen toplumsal tepkileri susturmayı tercih etmektedir.

Çözüm Süreci’nin yerini sindirme ve ağır devlet şiddeti yoluyla cezalandırma amaçlı politikalar alırken, en barışçıl muhalefet biçimlerinin üzerine büyük bir hınçla gidilmektedir. Akademisyenlerin barış istemesi, gazetelerde TIR haberi yapılması, Cerattepe’de doğanın korunması doğrudan devletin şiddet ve güç kullanımı ile cevaplanmaktadır. Terör tanımı yeniden yazılırken, dünyanın her ülkesinde en üst hukuk makamı olan Anayasa Mahkemesi kararlarının tanınıp tanınmaması tartışmaya açılmaktadır. Toplum, ya ben ya kaos diyen bir gücün baskısı altında sessizleştirilmeye, tek tipleştirilmeye ve iradesizleştirilmeye çalışılmaktadır.

Kadın cinayetleri dahil olmak üzere şiddet toplumun her alanında yaygınlaşmaktadır. Cinsiyet ayrımcılığı hükümetin yetkili ağızlarının günlük konuşmalarında her gün daha fazla yer almaktadır. İktidarın bu alanda attığı tek adım ana, bacı rollerine ilave olarak kadına fiilen dayatılan ikinci sınıf işçi rolünün bir de yasalarla pekiştirilmesi olmaktadır.

AKP iktidarı hukuku, sadece politik gelişmeleri engellemek ve muhalefeti susturmak için değil, doğayı tahrip etmek ve kapitalizmin kârlılığını artırmak için de çiğnemektedir. HES’lerin ve nükleer santrallerin kurulmasına engel olacak tüm yasal kararları yok saymaktadır. Hakkını arayan emekçileri sindirmek, sendikal özgürlüklerini kullanmalarını engellemek için hukuku keyfince değiştirmekten, bunu sağlayamadığı durumlarda hukuk dışı güç kullanmaktan kaçınmamaktadır.

Toplumumuzun yıllardır köklü bir demokratikleşme ve 12 Eylül Darbe Rejimi’nin yasal ve anayasal bütün baskıcı kalıntılarından kurtulmak amacıyla verdiği mücadele ve demokratik yeni bir anayasa talebi ortadayken, AKP iktidarı parlamento çoğunluğuna dayanarak sürdürdüğü antidemokratik ve baskıcı politikalarını daha da artırmak ve Türkiye’yi tek adam hükümranlığına sürüklemek için oldubittiyle Anayasa’yı değiştirmeyi hedeflemektedir. Ülkemizdeki çatışma ortamının derinleştirdiği ayrışma içinde, bu rejim değişikliğini hayata geçirebileceğini düşünmektedir. Buna olur vermek mümkün olmadığı gibi karşı çıkmamak da mümkün değildir.

AKP’yi destekleyen kimi kesimler de dahil olmak üzere ülkemiz nüfusunun en az yarısı bu politikalara karşı olduğunu her kritik eşikte ortaya koymuştur. Toplum olarak geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bu karşı çıkışı örgütlü bir muhalefet hareketi haline getirmek önümüzdeki en acil görev olarak durmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden 7 Haziran seçimlerine kadar geçen dönem bu görevin gerçekleştirilebileceğinin ve toplumun bu umudun etrafında toplanabileceğinin göstergelerini ortaya koymuştur. Bugün zayıflamış gözükse de bu umudu yeniden canlandırmak mümkündür. Anayasa değişikliği tartışmalarıyla birlikte bu görevi yerine getirmek için gerekli adımların atılabileceğine inanıyor ve parti olarak elimizden geleni yapacağımızı ifade etmek istiyoruz.

Bu toplum AKP tarafından dayatılan türde bir Anayasa değişikliği etrafında saflaşmak ve tartışmak zorunda değildir. Var olan Anayasa’nın toplumsal ihtiyaçlara cevap vermediği aşikârdır. YSGP’nin kuruluşundan bu güne kadar savunduğu dört adalet yaklaşımı, içinde bulunduğumuz sürecin sorunlarını aşabilmek için yol göstericidir. Türkiye coğrafyasında yaşayan tüm kesimler, tüm bileşenleriyle birlikte iktisadi adalet, tanınma adaleti, çevre ve iklim adaleti ile katılım adaletine ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaçlara cevap vermeyen, bu ihtiyaçların sahiplerini tatmin etmeyen bir Anayasa, sorunları da çözemeyecektir.

Yeşil Sol Parti, bu ihtiyaçlara yanıt verecek yeni bir Anayasa’nın oluşturulması için en geniş kesimlerle birlikte çalışma yapmayı önüne bir görev olarak koymaktadır.Bütün yurttaşları ve toplumsal dinamikleri son derece yakından ilgilendiren böylesi bir çalışmanın yapılması esas olarak demokratik bir ortam içinde gerçekleşebilir. Ülkemizde yaşanan savaş ortamı içerisinde, her yanda bombalar patlarken ve insanlarımız ölürken yapılacak bir Anayasa değişikliğinin toplumsal taleplere cevap vermesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle yeni dönemin en temel görevi acilen silahların susturulmasıdır. Yeşil Sol Parti, tüm kesimlere açıkça bu çağrıyı yaparken, Anayasa değişikliği sürecinin kalıcı barışın sağlanması bakımından önemine bir kez daha dikkat çeker. Bu süreç içinde bugüne kadar birlikte olduğumuz HDP ve diğer toplumsal güçlerle olan ilişkilerimizi bu amaçla sıkılaştırmayı ve yeni kesimlere açılabilmeyi hedeflediğini duyurur. Bu sürecin kurumsal, eşit haklı ve ortaklaşılmış kararlarla yürüyen bir şekilde örgütlenmesi için üzerine düşenleri yapacağını ifade eder.

Bu şiddet ortamının kadınlar, LGBTİ’ler, gençler ve emekçiler gibi kesimlerin mağduriyetlerini daha da artırdığının bilinciyle, söz konusu kesimlerle birlikte mücadelenin yoğunlaştırılması yeni dönemin temel ihtiyaçlarından birisidir.Yeşil Sol Parti, hayatın her alanında bu mücadelenin içinde olacaktır. Kadına karşı nerede şiddet ve ayrımcılık varsa, nerede gençlere karşı şiddet ve ayrımcılık varsa, emekçilerin hakları nerede gasp ediliyorsa Yeşil Sol Parti üyeleri orada olacaktır.

Yeşil Sol Parti üyeleri emek hareketinin kamu emekçisi, işçi vb. biçimde ayrıştırılmasını engellemek amacıyla sendikal mücadelenin ve örgütlenmenin ortaklaştırılması için azami çabayı gösterecektir.Sınır, yasa ve değer tanımaz bir kalkınma uğruna doğanın katliamının dayanılmaz boyutlara vardığı ülkemizde bu katliamın karşısına çıkmak, yerellerdeki mücadelelere destek olmak, bu mücadeleleri ülke gündemine taşımak toplumsal muhalefetin asli görevlerinden birisidir. Tarım topraklarını tahrip eden, küçük çiftçiliği tasfiye ederek yoksulluğa mahkûm eden bu tür politikalar yaşanan eşitsizlikleri daha da arttırmaktadır. Yeşil Sol Parti çevre ve iklim adaleti mücadelesinin toplumun her hücresine taşınması için çaba harcayacaktır.

Partimiz Yeşiller ve Sol Gelecek sayıları hızla artan savaş muhacirleri ile ülkemizdeki mevcut işsizliğin ve yoksulluğun etkilediği geniş kesimlerin yaşamsal sorunlarının acil çözümlerine yardımcı olabilmek amacıyla gerekli mücadeleyi ve dayanışmayı tüm üye ve dostlarıyla gerçekleştirmeyi önüne koymaktadır.

Partimiz bütün bunların gerçekleşmesi için şiddetsiz, demokratik, sivil ve eşitlikçi bir siyasetin örülebilmesi için çaba harcamaya devam edeceğini duyurur.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here