Anasayfa Haftanın Yazısı Yrd. Doç. Dr. Bülent Küçük:’HDP’nin gelecek tahayyülü onay aldı’

Yrd. Doç. Dr. Bülent Küçük:’HDP’nin gelecek tahayyülü onay aldı’

Paylaş

7 Haziran’da HDP’nin gelecek tahayyülünün hem Kürdistan’da hem de Türkiye’nin batısında onay aldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bülent Küçük, seçim sonuçlarının toplumu uzun vadeli bir dönüşüme çağırdığını söyledi. Diyarbakır’da devreye sokulan provokasyonun Ağrı’da başlatılan provokasyon dalgasından bağımsız olmadığını ve AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımı noktasında da ipucu verdiğini belirten Küçük, “Bir kaos ortamı yaratılarak kendisinin kurtarıcı olarak tekrar sahneye gelmesi gibi bir senaryo söz konusu” dedi.

HDP’nin yüzde 13 oranında oy alarak zaferini ilan ettiği, AKP’nin ise tek başına iktidar olma hesaplarının boşa çıkarıldığı seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP için seçim çalışması yürütürken sık sık dile getirdiği B ve C planları HDP’ye yönelik saldırılara yeni boyutlar kazandırılarak devreye sokulmaya devam ediyor. HDP ve Kürdistan halkının sağduyusu, provokasyon denemelerini boşa çıkarırken, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Dr. Bülent Küçük, seçim sonuçları ve uzun vadede yaratacağı etkiler ve seçim sonuçlarının ardından Kürdistan’da devreye sokulan provokasyonlara ilişkin DİHA’ya değerlendirmede bulundu.

Genel seçimlere ilişkin yapılan tartışmaların, AKP’nin otoriter yapısının durdurulması üzerinden yürütüldüğünü ve seçimlerin, demokrasi güçlerine nefes aldırmayacak hale gelen otoriterleşmenin önüne geçecek bir hamle olarak değerlendirildiğini söyleyen Küçük, “HDP ve Kürtlerin perspektifinden bakıldığında aslında sadece karşıtlık üzerinden değerlendirmeye indirgenemeyecek, daha kapsamlı bir anlamı içinde barındırıyor. Bu anlamda 7 Haziran seçimlerini bir projeyi durdurup, yerine çok daha demokratik bir proje önerisinin onaylanması olarak değerlendirmek gerekir” dedi.

‘HDP’nin gelecek tahayyülü onay aldı’

Seçim yarışının AKP ile HDP arasında yürütüldüğünü söyleyen Küçük, bunun nedenini ise şu şekilde açıkladı: “Çünkü aslında hem AKP’nin gelecek tahayyülü var hem de HDP’nin pozitif bir gelecek tahayyülü var. Burada iki farklı gelecek tahayyülü yarışıyor. Biri Osmanlı’nın otoriter şirket devlet olarak adlandırdığım, merkeziyetçi yapının gittikçe derinleştiği, neoliberal bir siyasetin Ortadoğu’yu da içine alarak yayılmak istediği bir proje, öbürü ise bunun tam tersi gibi iş gören, yerelleşmeyi, özgürlüğü, eşitliği savunan HDP’nin gelecek projesi. Bu iki projeyi bir yarış olarak değerlendirirsek 7 Haziran seçimlerinde AKP projesi burada ciddi bir darbe aldı. HDP’nin bu gelecek tahayyülünün ise hem Kürdistan’da hem de Türkiye’nin batısında karşılık bulması ve onay alması.”

HDP pozitif inşa edici bir sürecin temel elementi

HDP’nin zaferinin ardında Türkiye ve Kürdistan’da yürütülen 30 yıllık bir mücadelenin yattığını belirten Küçük, “Kobanê’de verilen insanlık mücadelesi, kadın hareketinin mücadelesi, çevre mücadelesi, Gezi’de verilen mücadele hepsinin belli bir katkısı var burada. HDP’nin çokluluğu bir arada tutan ve çoklu kimlikleri inkar etmeden bir arada tutabilecek bir Türkiyelileşme, benim tabirimle Türkleri Türkiyelileştirme, Türkiye’nin batısını Türkiyelileştiren bir proje olarak değerlendirmek lazım bunu. Bu anlamda daha eşit bir pozisyonda halkları geleceğe, ortak bir yaşama çağırması pozitif inşa edici bir sürecin temel elementidir” ifadelerini kullandı.

‘AKP-CHP koalisyonu tıkanmanın önüne geçebilir’

Seçim sonuçlarının ardından gündeme gelen koalisyon tartışmalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Küçük, Türkiye’de ortaya çıkabilecek tabloyu şimdiden öngörebilmenin zor olduğunu vurguladı. Muhtemel koalisyon senaryolarından birisinin hitap ettikleri kitlenin demografik benzerliklerinden dolayı AKP ile MHP arasında yapılabileceğini ifade eden Küçük, “Ama asıl olması gereken AKP ile CHP’nin yapacağı bir koalisyondur. Bu büyük koalisyon diye adlandırılan şey uzun vadede HDP’nin de işine yarayacak. AKP ile CHP olursa çözüm sürecinin tamamıyla tıkanması engellenmiş olabilir. Çünkü CHP, MHP’ye nazaran çok daha pozitif bir yerde duruyor” diye konuştu.

‘Taktiksel yaklaşan akıl yenilgiye uğrayacak’

Hükümet tarafından seçimler bahane edilerek dondurulan çözüm sürecinde yaşanan tıkanıklığa değinen Küçük, “AKP’nin içinde çok farklı kanatlar var bu çok daha ayyuka çıkıyor son dönemlerde. Bunu içinde daha rasyonel duran, ayakları daha yere basan, gerçeklerle ilişkisi kopmamış bir kesim var. Onun dışında gerçekten fantezi dünyasında yaşayan, nasıl bir toplumsal ve siyasal akılla bu memleketi yönettiğini henüz anlayamadığımız tipler var. Bu farklılıklar içinde en azından biz Yalçın Akdoğan gibilerini referans alırsak, çözüm sürecini gerçekten taktiksel bir manevra alanı olarak gören, ‘biz yoksak herkese cehennem olsun bu memleket’ tarzında yaklaşan bir akıl var. Ama bu akıl daha büyük bir yeniliyle sonuçlanacaktır” şeklinde konuştu.

‘Devletin Kürdistan’da temsiliyeti kalmadı’

Çözüm süreciyle ilgili olarak Kürdistan’daki oy oranlarının HDP’yi birinci derecede temsiliyet durumuna getirdiğini, AKP’yi ise Kürdistan’dan sildiğini belirten Küçük, şöyle devam etti: “Kürdistan’a bakan herhangi bir insan bu resmi görebilir. Türkiye devletinin hiçbir döneminde devleti bu kadar net bir şekilde kendi cürümüne indirgeyen, devletin temsiliyetini kaymakam, vali ve güvenlik kuvvetleri dışında hiçbir siyasal parti ve sivil toplum tarafından temsil edilmediği bir durumla karşı karşıyayız. Şu anda devletin Kürdistan’daki temsili hiçbir siyasi parti üzerinden yürümüyor. Bu resim çok net bir şekilde Kürdistan’ın hakikatini anlatıyor bize. Dolayısıyla Kürdistan’da temsiliyet meselesi tartışılmaz bir şekilde HDP tarafından temsil edildiğini söyleyebiliriz. Bu seçim bize bunu söylüyor. Eğer hükümet bunu çözüm sürecinde kendini bu şekilde dayatmaya devam ederse yüzde 20’lik temsiliyeti de gittikçe zayıflayacak.”

‘Barış talebi yükseltilmeli’

Küçük, 7 Haziran seçimlerinde 6 milyon kişinin barış isteğini çok net bir şekilde ifade ettiğinin altını çizerek, “CHP’nin önemli bir tabanı barışı istiyor. AKP’nin de önemli bir tabanı barışı istiyordu. Eğer bu barış siyasetini AKP yürütemezse, toplumsal alanda barış isteyenlerin HDP öncülüğünde daha da genişleyeceğini söyleyebiliriz. Bu süreç toplumsal alanı mobilize ederek, barış talebini yükselterek devlet ve diğer siyasi partiler üzerinde etki yaratmak ve onları baskı altında tutmak üzerinden yürütülmelidir” dedi.

Saldırılar Ağrı sürecinin devamı

Seçimin ardından Diyarbakır’da silahlı kontra gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılara da değinen Küçük, “Tarihsel olarak bir süreklilik içinde baktığımızda Kürdistan ve Türkiye’de de bütün provokasyonların arkasında her zaman devlet olmuştur. Derin güçleri olmuştur” dedi. Kürdistan’daki provokasyonların AKP’nin çözüm sürecine ve Kürt politikasına dair izleyeceği yol ile ilgili ip ucu verdiğini vurgulayan Küçük, “Gezi’den de biliyoruz biz bu hikayeyi. Sivil toplumun, sivil alandaki insanların göstericilerin üzerine mobilize edilmesi, saldırılması ve bunun üzerinden bir kaos ortamı yaratılarak kendisinin kurtarıcı olarak tekrar sahneye gelmesi gibi bir senaryo söz konusuydu. Son yaşananları da Ağrı’da başlayan olayların bir devamı olarak görüyorum. Ne yazık ki Kürtler bu dönemde acılarını içine gömdü, acılarını yaşayamadı. Seçimi kazandılar, sevinçlerini yaşayamadılar. Bütün bu acıları yaşayan bir halkın aynı zamanda bu yaşadığı acılardan dolayı fail haline getirilmesi, sorumlu tutulması bence yapılacak en büyük kötülüktür” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun vadeli bir dönüşüm çağırısı

HDP’nin birlikte yaşamın siyasal ve toplumsal zeminini oluşturmak için mücadele ettiğini ve 7 Haziran seçimlerinde de onay aldığını belirten Küçük, “Dolayısıyla seçim sonuçlarını Türkiye’nin batısında uzun süreli bir dönüşümün ilk izleri, başlangıcı olarak değerlendirmek lazım. Bu siyasal süreçler bize şunu söylüyor; Kürtler dönüşüyor, Kürtlerle beraber Türkler de dönüşüyor. Dönüşen sadece Kürtler değil, Türkler de değil. Bu yeni süreçte Kürtler artık eski Kürtler olmayacak. Türkler de artık eski Türkler olmayacak. Kadınlar eski kadınlar, erkekler eski erkekler olmayacak. Sabitlenmiş, sınırlarla çizilmiş kimliklerin tamamının kapılarını açarak dönüşmesinin imkanından bahsediyorum. Kimliklerin dönüşümünü uzun vadede Türkiye’de Türkiyelileşme, Kürdistan’da Kürdistanileşmeyi beraberinde getirecek. Dolayısıyla uzun vadeli bir dönüşüme kendimizi hazırlamamız lazım. HDP’nin yeni yaşam ve büyük insanlık projesini de uzun vadeli bir dönüşüm projesinin bir parçası olarak görüyorum. Seçim sonrası süreç bizi daha uzun vadeli bir dönüşme çağırıyor” dedi.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here