Paylaş

Özgecan Aslan’ın katili Suphi Altındöken, geçtiğimiz günlerde cezaevinde öldürüldü.  Onu öldüren kişinin de, cinayet, kalpazanlık ve suç örgütü kurmak gibi  suçlardan elli yıla hükümlü olduğu ve on bir yıldır çeşitli cezaevlerinde kaldığı anlaşıldı.

Özgecan’ın katilinin öldürülme haberi üzerine bu ölümle birlikte birçok kişide  adaletin yerini bulduğuna dair bir ruh halinin oluştuğunu tahmin etmek zor değil. Bu cinayeti işleyen kişi bir anda adeta adaletin tecellisini sağlayan bir ‘kahraman’ oluvermiş, katilin başka bir katili öldürmesi üzerinden toplumsal vicdanımız rahatlamıştı. Çünkü bu cinayetle birlikte hepimiz ağır bir utançtan kurtulmuş, toplumca aklanmıştık! Hepimiz derin bir nefes alabilirdik artık!

Yaşadığımız onca olaydan sonra hele de Özgecan’ın maruz kaldığı vahşetle birlikte  oldukça fazla örselenen vicdan duygumuz bir katilin cezaevinde işlediği bu cinayetle onarılmış, aradığımız adalet bir katilin ve kalpazanın eliyle  gerçekleşmiş (mi) oldu. Bir katilin başka bir katili öldürmesiyle ortaya çıkan bu cinayet haberi, hepimize iyi(!) gelmişti.

O genç kadının bir yıl kadar önce uğradığı saldırı sonucunda vahşice öldürülmesi karşısında bütün öfkemizi sadece bu aşağılık cinayeti işleyen bir tek kişiye yönelttik. Çok acı veren bu vahşi olayın bir milat olacağını var saydık. Oysa enfeksiyonu üreten bataklığı hep görmezden geldik.

Şimdi o bataklıkta üremiş olan bir mikrobun başka bir bataklık canlısı tarafından ’avlanması’ toplum olarak içimizi rahatlatıyor.

İçimiz o kadar rahatladı ki, Özgecan’dan sonra kaç kadının şiddete maruz kaldığını, öldürüldüğünü bile bir anda unutuverdik.

O kadar vicdanımızı rahatlattık ki artık sıradanlaşmış haberlere dönen taciz ve istismar olayları hiç yaşanmıyormuş  gibi kendimizi huzurlu (!)  hissettik..

Öylesine dürüst, öylesine tutarlıyız ki, bir katilin bir vahşiyi öldürmesi ile sonuçlanan bu cinayetle, “mini etek giymeseydi”, “o saatte orada ne işi vardı”, “kızın hiç mi suçu yok” gibi aşağılık cümleler hiç sarf edilmemiş gibi hepimiz bütün kötülüklerimizden arınmış olduk.

Öyle güçlü bir adalet anlayışımız var ki, toplumsal bir mutabakatla oluştuğunu varsaydığımız hukuk düzenimizin sonuçlarından tatmin olmadığımız için, elli yıla hükümlü bir katilin, bir vahşetin faili olan başka bir katili nerde, nasıl, neyle öldürdüğünü anlatan haberleri bir solukta okuduk. Kim bilir kaçımız “helal olsun be” dedik buna üstelik.

Hatta bunlar da yetmedi, öldürüldükten sonra Özgecan’ın katiline günlerce gömülecek yer vermedik, ölü bir bedeni oradan oraya taşıtarak cezasının katmerli olmasını sağladık. Böylece o vahşi katilden geriye kimi kaldıysa onlara da cezasını vermiş olduk. Annesi “oğlumu çöpe mi atayım” demişti, ona da cezasını verdik.

Dirisinden de ölüsünden de Özgecan’ın intikamını fena aldık! Rövanşı aldık, hem de çok sıkı aldık! Bedelini toplumca onlara ödettik! Kimimiz dövdü, kimimiz sövdü, kimimiz öldürdü, kimimiz ölüsüne yer vermedi.

İşte biz böyle vicdanlı, böyle adaletli, böyle dürüstüz. Bu arada hala tacizler, tecavüzler, cinayetler devam ediyor mu diye çevremize bakmamıza gerek bile kalmadı artık. Arındık, aklandık, temizlendik. Tek suçlu vardı, onun da cezasını bir katil verdi. Artık hepimiz masumuz.

Ölüsü oradan oraya yollanan o vahşi katil, sonunda bilinmeyen bir mezarlıkta Suriyeli bir kadının adıyla gömülmüş,  böylece hesap da kapanmış oldu değil mi? Artık hepimiz bir ‘oh’ çekebilir ve defteri kapatabiliriz değil mi?

Bu arada biz işlenen cinayeti izleyip vicdanımızı rahatlatmaya öylesine odaklanmıştık ki, Özgecan’ın babasının şu dediklerini duymadık bile.

Mehmet Aslan dedi ki “Özgecan’dan sonra yüzlerce olay tekrarlandı. Binlerce, dünyada milyonlarca böyle insan var. Adaletin bu şekilde tecelli etmiş olması da manidar. Hukukun üstünlüğünün olduğu, herkesin can güvenliğinin sağlandığı bir devlet kurumunda böyle bir şeyin olmasına çok sevinmiyorum. Onların ömür boyu ceza almaları ile zaten adalet tecelli etmişti. Özgem ebediyete uğurlandığında herkes ‘bu bir milat oldu’ demişti. Demek ki milat olmamış. Milat olabilmesi için bütün insanların topyekun  sevgiyi ve barışı tesis etmesi, sevgi seferberliğine girilmesi gerekiyor.”

Adaletin ve vicdanın, bir katilin işlediği cinayete teslim edilemeyecek kadar değerli olduğunu unuttuk.

Paylaş

1 Yorum

  1. AKLIMA TAKILAN BIR KONU VAR.KIMSE BU OLASILIGIN USTUNDE DURMADI.AYNEN YAZDIGINIZ GIBI TOPLUMCA RAHATLADIK,ADETA AKLANDIK.
    1-VUR EMRINI BIRIMI VERDI?2-SILAH TEMININDEN,ICERIYE SOKULMASINI,O VURAN ZATA TESLIMINI BIRISIMI PLANLAYIP ORGANIZE ETTI VE GERCEKLESTIRDI.?3-NIYE O ZAT BU ISI YAPTI,KARSILIGINDA NE ISTIFADESI OLDU?4-YOKSA SADECE VAHSIYI OLDURMEKLE TATMINMI OLDU?
    ARASTIRILSA ALTINDAN COK SEYLER CIKAR GIBIME GELIYOR.AMA DEDIGINIZ GIBI SEYTAN OLDU,MESELE KAPANDI.BELKIDE HAYIRLISI BUDUR.SADECE PAYLASMAK ISTEDIM.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here