Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Ağlamak için yorgun, ölmek için çok genciz

Zeynel Özgün yazdı: Ağlamak için yorgun, ölmek için çok genciz

Paylaş

Siyasal tespitler sıralayıp uzun sözler etmeye gerek yok. Hızla bir felakete doğru gidiyoruz. Sağcısı, solcusu, dindarı, inançsızı, seküleri, laiki, Alevisi, Sunnisi  ve her kimliğiyle bir ülke toptan felakete gidiyor.

Savaş her gün daha da büyüyüp şiddetleniyor.

Toplumsal kesimler arasında oluşturulan ayrışmalar giderek keskinleşip derinleşiyor. İnsanların birbirlerine tahammül düzeyleri sıfıra yaklaşıyor.

Her gün birer, beşer, onar insanımız tabutlarda taşınıyor.

Elbisesinin şekli ve rengi ne olursa olsun, gençlerimiz ölüyor, siviller ölüyor, çocuklar ölüyor. Ölen insanlar, sadece birer sayıya dönüşüyor. Arsızca hayasızca ölen insan sayıları üzerinden skor yarıştırır hale geldi bu ülkenin toplumu.

Kentlerimiz ateş altına alınıyor, insanlar günlerce evlerinden çıkamaz hale geliyor, ağır silahlar ve onlardan çıkan ateş o küçük ilçelerin sokaklarına olanca ağırlığıyla çöküyor. Bu ateşle bugünümüz yanıyor, yarınımız kavruluyor.

Geceler boyunca silah ve bomba sesleri yükseliyor ülkenin bir yarısından. Hastaneye yetiştirilemeden hasta insanlar, yaralı çocuklar ölüyor.

Daha geçen hafta kıyılarımza vuran çocuk cesetleriyle, içimizdeki insanlığın sadece bir tortuya dönüştüğünü gördük dünya olarak.

Öteki mahallede yaşayanın acısının büyüklüğüyle teselli olur hale geldik, insanlığımızı bu acılar yarışmasının karanlığında kaybettik.

Ne kadar zamandır şarkı söyleyemez, gülemez, eğlenemez olduk farkında mısınız?

Ne kadar zamandır birbirimizle yolda karşılaşırken gülümseyemez olduk farkında mısınız?

Son iki ayda ölen onca insanın sesi sizin de kulaklarınızda çınlamıyor mu?

Siz de ölen gençlerin resimlerindeki o çaresiz bakışlarından gözlerinizi kaçırmıyor musunuz?

‘Yeter’ diyemiyorum. Çünkü bir tek ölüm bile fazla.

‘Yeter’ deyince sanki ölümler için makul bir sayı varmış gibi hissetmiyor musunuz siz de? Bu duruma geldiğimiz için siz utanç içinde değil misiniz? Sizin de yüreğiniz sıkışmıyor mu bu yüzden?

Hiç dün, önceki gün ya da geçen ay boyunca çocuğunuzun saçını okşadınız mı, kokusunu içinize çektiniz mi?

Bu aralar sevgilinize sarılıp geleceğe ilişkin hayaller kurdunuz mu hiç?

Hiç her akşam evinize güvenle dönen babanız geciktiğinde onu özlediniz mi?

İşte her gün, sizin öpmeye kıyamadığınız çocuklarınız gibi, sizin sevmeye doyamadığınız sevgiliniz gibi, sizin özlemle beklediğiniz babanız gibi onlarca insan ölüyor. Anneler çocuksuz, sevgililer yavuklusuz, çocuklar babasız kalıyor.

Yeryüzündeki hiçbir şey bir insanın bir damla kanından, çocuklarımızın bir tek nefesinden daha değerli değil, bunu görmüyor musunuz?

Bilmiyor musunuz ki akan her damla kan bizim, kaybettiğimiz her can bizdendir.

Ağlamak için yorgun, ölmek için çok genciz.

Daha da geç olmadan bu savaşı durdurmak için ne yapabiliyorsak onu yapalım.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here