Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Birleşik Haziran Hareketi gerçekten birleştiriyor mu?

Zeynel Özgün yazdı: Birleşik Haziran Hareketi gerçekten birleştiriyor mu?

Paylaş

Muhalefet cephesinde, solda, sosyalist cenahta belli odaklar çevresinde yığınak yapmak, sol ve sosyalist bakış açısı çerçevesinde bir toparlanma yaratmak, dağınık olan muhalefet güçlerinden birleşik ve daha güçlü muhalefet odakları yaratmak elbette hayırlı bir iştir.

Çeşitli yapıların aradaki bazı siyasal farklılıklara karşın demokrasi ve eşitlik paydası üzerinde bir ortaklık oluşturmalarına olumsuz yaklaşmak asla doğru olmaz.

Bu bakımdan Birleşik Haziran Hareketi de kitlelerin demokrasi ve eşitlik taleplerini birleşmenin paydasına koyarak bu payda üzerinde en geniş çerçevede bir sol, sosyalist yığınak oluşturma projesi ise bu Türkiye halkları için elbette bir kazanım olacaktır.

Peki, Birleşik Haziran Hareketi (BHH) gerçekten birleştiriyor mu?

Yoksa en azından kendi kapsama alanındaki muhalefet güçlerinin dağılmasına bile engel olamıyor, onları dağıtıyor ve siyasal olarak etkisizleştiriyor mu?

Bence, BHH birleştiremiyor.

Her ne kadar Birleşik Haziran Hareketinin kendi tabanına yönelik yapacağı çağrılar ve alacağı kararlar kendi iç hukuku ile ilgili ve o hukukun ortaya koyduğu ilkelere bağlıysa da; BHH’nin kendi tutumunu sol, sosyalist bir etiketle temellendirmeye çalışmasının ve bu tutumunu Türkiye’nin siyasal ahvali ile ilişkilendirmesinin sol ve sosyalist pencereden siyaset yapan diğer kurum, kuruluş ve çevreye BHH’nin tutumunu kritik etme hakkı verdiğine inanıyorum. Ben de bu haktan hareketle BHH’nin ne ölçüde birleştirici olabildiğinin irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

BHH yerel meclislerinde 2015 Milletvekili seçimlerine yönelik bir tartışma yürütüldü. Muhtemeldir ki bu meclislerden çıkan sonuçların epeyce bir kısmı, BHH’nin sonradan merkezi olarak açıkladığı seçim tutumu ile örtüşmüyordu.

Bunu nereden mi anlıyoruz?

Bunu, BHH bileşenlerinden hatırı sayılır bir kesimin kurumsal olarak yaptığı HDP’yle dayanışma çağrılarından ve bu çağrıyı kurumsal olarak (henüz) yapmamış olsa da, büyük oranda HDP ile dayanışacağını ifade eden diğer bileşenlerinin tabandaki yaklaşımından anlıyoruz.

O halde, BHH meclislerinde 2015 seçimlerine yönelik yapılan tartışma, bu tartışma sonucunda ortaya çıkan eğilim ile merkezi açıklama arasında bir açı farkı olduğunu söylemek çok da zorlama bir kestirim olmaz.

Buna karşın BHH’nin yaptığı seçim açıklaması kendi tabanını bir arada tutmaya yaradı mı? Görünen, o açıklamanın bu sonucu yaratmadığı, birleştirici olamadığı yönünde.

BHH, yaptığı seçim açıklamasında yürüteceği siyasal faaliyetin seçimle sınırlı olmadığını ifade etmiş ve siyasal bir özne olarak 7 Haziran sonrasında da toplumsal muhalefetin güçlendirilmesi mücadelesine devam edeceğini söylemişti.

Toplumsal muhalefetin güçlü siyasal özneler etrafında güçlü odaklar oluşturabilmesi demokrasi mücadelesi için kuşkusuz bir kazanım olacaktır. Ancak bu kısa süre içinde, BHH’nin böyle bir iddiayı hayata geçirebileceğine ilişkin (başından beri zaten çok zayıf olan) ipuçları neredeyse ortadan kalkmış gibi görünüyor.

Katılan bütün aktörlerin ileri sürdükleri temel argümanların tamamı siyasal olan ve ülkede oluşacak siyasal atmosferi belirleyecek olan bir genel seçim sürecinde, üzerine oturduğu tabanın birlikteliğini konsolide edemeyen, o tabanı bir arada tutmayı başaracak siyasal argümanlar üretemeyen bir yapının uzun süreli bir siyasal özne olma iddiası arzu edilse bile olanaklı görünmüyor.

Bu noktada başka bir soru daha akla gelebilir. 

Kurulduktan hemen sonra ülkede bu kadar hareketli siyasal bir süreç yaşanacağını kestiremeyen, bu nedenle tutum belirlemekten çok tutumsuzluğa gerekçe arayacak duruma düşme ve siyasal olarak amorf bir yapıya dönüşme pahasına sahneye çıkan bu hareketi ortaya çıkaran dinamikler, gerçekten bir birleşme ihtiyacına aranan cevaptan mı kaynaklandı? İşte bu soru epey tartışma götürür.

Sonuçta en temel siyasal gündem üzerinde bile yerel meclislerinde alınan kararlara ve tabanında ezici bir çoğunlukla ortaya çıkan iradeye rağmen hem mevcut hareketi hem de geniş anlamda toplumsal muhalefet güçlerini bir ayrıştırma zeminine sürükleyen pratiği, BHH’nin “Birleşik” olma iddiası ile çelişen bir manzara ortaya koyuyor.

Demokrasi ve eşitlik mücadelesini yürütme derdinde olanlar, o birleşik olma halini destek ve dayanışma tercihleri ile zaten ortaya koydu. Üstelik bu tercih Haziran ayına kadar daha da belirginleşecek gibi görünüyor.

Sonrasını da Haziran’dan sonra hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here