Anasayfa Forum Zeynel Özgün yazdı: Bu da Eğitim Sen Genel Merkezinin KHK’sı

Zeynel Özgün yazdı: Bu da Eğitim Sen Genel Merkezinin KHK’sı

Paylaş

Kurulduğundan beri Eğitim Sen üyesiyim. Kamu emekçilerinin örgütlenme sürecinde Eğitim Sen öncesini de yakından takip ettiğimi, TÖB-DER dönemini ise lise öğrencisi olduğum yıllardan, bu meselelere karşı duyarlı bir çevrenin (Dersim’in) bir liselisinin penceresinden göründüğü kadarıyla bildiğimi söyleyebilirim. Bu örgüt, şimdi düştüğü bu duruma hiç düşmemişti. En azından ben düştüğünü görmedim, bilmiyorum.

Emek mücadelesinde tarihsel bir yeri olduğunu düşündüğüm, kamu emekçileri sendikacılığının öncülerinden olan ve birikimini de hep tarihsel bir mücadeleye atıfla tarif ettiğimiz Eğitim Sen’le ilgili söylenebilecek en net şey, hep ilkesel bir duruş gösterdiği, onca bedele ve saldırıya karşın bu duruşundan da asla geri adım atmadığı olur. Öyle ki bu duruş, Eğitim Sen’e politik olarak çok mesafeli olanlarca dahi bilinir ve takdirle karşılanır olmuştu.

Şube Hukuk Sekreteri olarak görev yaptığım geçen dönem, OHAL nedeniyle örgütlü yapılara ve bu arada sendikalara da yoğun saldırı gerçekleştiriliyordu. Eğitim Sen daha önceki zamanlarda olduğu gibi bu dönemde de tarihsel mücadele mirası olan ilkelerinden ödün vermiyor, üyesi olmasa dahi, haksızlığa ve yargısız infaza maruz kalan kamu emekçilerine destek verme, yol gösterici olma konusunda örnek alınacak ve takdir edilecek bir duruş gösteriyordu. Bu, onurlu durmanın gereğiydi ve bunu mücadele pratiğimizden öğrenmiştik.

Bizler Eğitim Sen üyeleri olarak şimdiye kadar çok kez birçok suçlamanın hedefi olmuş, hakkımızda sayısız soruşturmalar yürütülmüş, birçok şekilde cezalandırılmak istenmiştik. Bu baskılar karşısında elde ettiğimiz hukuksal kazanımlar da oldu, yenildiğimiz günler de. Ama her koşulda mücadele ilkelerimizden vaz geçmedik, bunun bir onur olduğunu, onura sahip çıkacağımızı söyledik ve herkese bu şekilde örnek olduk. Zaten hak mücadelesi de bunu gerektirirdi.

Gel gelelim şimdi geldiğimiz noktada Eğitim Sen MYK’sının ortaya koyduğu pratiklerde sendikanın bu duruşundan ne yazık ki artık eser kalmamış. Daha düne kadar kendine “sendika” diyen yandaş topluluğunun ortaya koyduğu ve bizim de her zeminde teşhir ettiğimiz o pespaye tutum ve teslimiyetçi korku, anlaşılan Eğitim Sen MYK’sını da esir almış görünüyor.

Benim de üyesi olduğum Eğitim Sen şubesinden bir arkadaşımız, telefonunda Bylock olduğu iddiasıyla geçen yıl açığa alınmıştı. Biz ilk günden beri, bu tür iddialarla insanların mağdur edilmesinin kabul edilir olmadığını, kimsenin yargılanmadan mahkûm edilemeyeceğini, bunun yargısız infaz olduğunu söylüyorduk. Haklıydık da. Kaldı ki bu arkadaşımız, çok iyi tanıdığımız, cemaatle ilgisi olmayan, babası uzun yıllar boyunca Eğitim Sen şube başkanlığı yapmış olan, bizim şubede de son derece üretken olarak çalışan, birkaç yıl üst üste sendika için yıl sonu tiyatroları hazırlayan ve sergileyen, on yıldan beri kesintisiz olarak Eğitim Sen üyesi olan, örgütlülüğe inanan ve örgütlü olmanın gereğini yerine getiren bir arkadaşımızdı. Emre Öztürk adlı bu arkadaşımız, altı ay önce aynı iddiayla tutuklandı ve 24 Aralık günü yayınlanan 695 sayılı KHK ile de öğretmenlikten ihraç edildi.

Emre tutuklandığı tarihten itibaren gerek babası gerekse arkadaşları hem Eğitim Sen’de hem de KEKS’te çalmadık kapı bırakmadılar. İstenen şey aslında bir sendikanın, hele de Eğitim Sen’in zaten var olma gerekçesi olan mağdurun yanında yer alması ve bu yargısız infaza kurumsal olarak karşı çıkılmasıydı. Bu kapsamda Eğitim Sen’den hukuk yardımı yapması isteniyordu. Ancak bu noktada Eğitim Sen MYK’sında akıl almaz bir tutum ortaya çıktı. Sözlü görüşmelerde hukuksal destek vereceklerini ifade etmelerine karşın, bu yardım ve destek (yani avukat görevlendirmesi) pratikte bir türlü gerçekleşmedi. Aylar süren oyalamadan sonra Eğitim Sen MYK’sı nihayet net bir duruş ortaya koydu ve 25 Aralık 2017 tarihinde, yani Emre’nin KHK ile ihraç edildiği günün hemen ertesinde şubeye bir yazı gönderdi ve bu yazıda MYK olarak hukuk yardımı yapılmayacağını, Emre için avukat görevlendirilmeyeceğini söyledi. MYK’nın bu kararının da “ilgiliye” bildirilmesini istedi.

“İlgili” kimdi? “İlgili”, bir yıl önce açığa alınan, altı aydır haksız yere tutuklu bulunan, bir gün önce de KHK ile öğretmenlikten ihraç edilen, on yıldır kesintisiz Eğitim Sen üyesi olan, şubesinde herkesin ve şube yürütmesinin de kefil olduğu Emre Öztürk’tü. Genel Merkez “ilgili” Emre Öztürk’e (yani kendi üyesine) hukuk desteği vermeyeceğini karara bağlamış! Bu da Eğitim Sen Genel Merkezinin KHK’sı oldu.

Aylar önce, ilkesiz ve sığ ittifaklarla, koltuk dağıtmak ve koltuk kapma peşinde olmakla emek mücadelesi yürütülemez derken anlatmak istediğimiz tam da buydu. Keşke haklı çıkmasaydık. Fakat süreç eleştirilerimizi çok hızlı doğruladı.

Sonra ne oldu biliyor musunuz? Genel Merkezin bu yazısından birkaç gün sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 binden fazla insanın telefonunda bulunan Bylock uygulamasının kullanıcıların bilgisi dışında çeşitli casus programlar aracılığı ile telefona indirildiğinin tespit edildiğini ve bu gerekçeyle tutuklu bulunan kişilerin başka bir kanıt yoksa tahliye edileceğini belirtti. Listede Emre de vardı ve tahliye edildi. Yani başsavcılık, bir yıl önce açığa alınan, altı ay önce tutuklanmış olan ve birkaç gün önce de ihraç edilmiş olan Emre’ye “pardon” dedi.

Peki, şimdi Eğitim Sen MYK’sı ne yapacak?

Onlar da mı “pardon” diyecekler?

Bu yargısız infaz ortaklığını, bu utancı nasıl taşıyacaklar?

“Biz iddianamene baktık. Senin Bylock kullandığına karar verdik, o yüzden biz seni mahkemeden önce mahkûm ettik” mi diyecekler?

“Eğitim Sen’in bu güne kadarki mücadele ilkelerinden vaz geçtik, örgüt hukukunu ayaklar altına aldık” mı diyecekler?

“Biz de Yeni Türkiye’nin yeni Eğitim Sen’iyiz” mi diyecekler?

Geçen yıl kendisiyle görüşen sendika temsilcilerine Milli Eğitim Bakanının söylediği gibi “aklansın da gelsin, aklandığını belgelesin” mi diyecekler?

Haydi, Eğitim Sen MYK üyeleri ve onların muhteşem grupları, söyleyecek bir çift sözünüz vardır herhalde.

Kendi KHK’nızı nasıl savunacaksınız? Hangi yüzle “pardon” diyeceksiniz?

Haydi, sizi dinliyoruz. Ne söyleyeceksiniz?

 

Paylaş

6 Yorumlar

  1. Lafı söyleyenlere bakıldığında durum çok net aslında. MYK kararını bile okumamış ve ne söylenildiğiini bile anlamayan Yetmez Ama Evet iç AKP kuyrukçuları. Buradan size ekmek çıkmaz. Aslında Türkiye haklarından size ekmek çıkmaz AKP ile olan yolculuğunuza devam…. Eğitim Sen yoluna devam edecek siz solun halkın düşmanı olarak kalacaksınız.

    • Kazım Yılmax, sen MYK kararını gördün mü? Ne diyor orda peki? AKP’nin KHK sıyla ihrac edilen bir Egitim Sen üyesini savunmak ne zamandan beri AKP kuyrukculugu oldu? Ciyakladığınıza göre uyrugunuza basılmış demek ki.

  2. Bu arkadaş hukuk sekreterliği yaptığını söylüyor ama maalesef eğitim sen’in hukuk yardımı yönetmeliğinden bihaber. Yönetmeliğe göre avukat görevlendirmesi sadece üyenin sendikanın eylem ve etkinliklerine katılmasından yani sendikal faliyetlerinden dolayı adli-idari bir işleme maruz kalması durumunda yapılır. Diğer durumlarda hukuk yardımı yapılır ancak avukat görevlendirmesi yapılmaz. Bu üyeye de yönetmelik uygulanmıştır. Beğenmiyorlarsa yönetmelik değişikliği için danışma kuruluna Öneri sunabilirler. Kaldı ki bu üyeye gözaltı, savcılık sürecinde , soruşturma kapsamı ortaya çıkana kadar avukat görevlendirmesi de yapılmıştır. Sendikayı sırf hukuk yardımı yapılıp yapılmaması noktasında değerlendirmek ve myk yı infaz etmek de günümüz sendikacılığının bir handikapı olda gerek. Eğitim Sen tüm ihraçların maddi, manevi, hukuksal yanında olan tek sendikadır. Lütfen sendikanızı bu kadar kolay harcamayın.

    • Egitim Sen’in mucadele pratigini yonetmelige atıf yaparak yok sayanların bu örgütten ve onun tarihinden haberi yoktur. Şimdiye kadar ihrac edilen Egitim Sen üyelerine sendikanın verdigi hukuk destegini ve yapılan yardımı hangi yönetmelikle açıklayacaksınız? Siz sendikacılıktam sadece derece kademe işlerini anlıyorsanız o başka tabi. Önerim sendikacılığı, Egitim Sen’i ve onun şimdiye kadarki mücadele pratigini ögrenmeniz.

  3. N.Ş adlı arkadaş! Sen çok geride kalmışsın bu işlerde. Muhtemelen haberin yoktur ama ben söyleyeyim. Egitim sen üyesi olup ihraç edilenler. “….. terör örgütüne yakınlığı veya iltisakı” gibi bir gerekçeyle ihrac edildi. Hatta bir kısmı da sosyal medyadaki muhalif paylaşımları gerekce gösterilerek ihrac edildi. Sana kalsa Egitim sen bunların hic birne destek vermemeli. Oysa onların tamamına sendika destek verdi. Iyi ki de verdi. Bu olayın daha öncekilerden farkı ne peki? Dogrusu senin Egitim sen üyesi oldugun konusunda şüpheliyim. Çünkü Egitim sen i hic tanımadığın belli.

  4. Burada yazıyla ilgili yorum yapan arkadaşların söyledikleri hakkında birkaç şey yazma gereği gereği duydum ve umarım yorum yapan arkadaşlar da bunları okurlar.

    Öncelikle Kazım Yılmaz arkadaşa hatırlatmak isterim: Okumadığımı iddia ettiğiniz MYK Kararını ben kendi sosyal medya hesabımdan paylaşmıştım. Hesabım açıktır ve isterseniz siz de bakıp öğrenebilirsiniz. Fakat MYK’nın o yazısı dışında şube yürütmesi de dahil kimsenin bilmediği fakat sizin bildiğiniz başka bir kararı varsa lütfen paylaşın ki aydınlanmış olalım. AKP kuyrukçuluğu iddiasına gelince, sanırım yazıda sözü edilen arkadaşın ülkeyi KHK’larla yöneten AKP’nin bir mağduru olduğunun farkında değilsiniz. AKP’nin mağdur ettiği bir Eğitim Sen üyesini savunmak AKP kuyrukçuluğu, fakat onu yalnız bırakmayı savunmak (yani sizin yaptığınız) devrimcilik ve emeği savunmak ise size “pes vallahi” demekten başka bir şey bulamıyorum.

    Kendini N.Ş. olarak tanıtan arkadaşa gelince, ben o sözünü ettiğiniz Hukuk Yardımı Yönetmeliğini gayet iyi biliyorum ve oradaki durum sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Ama farz edelim öyle olsun. Ve yine farz edelim ki sendika MYK’sı da bu yönetmeliğe göre hareket etmiş olsun. Öyleyse şunu yapalım: Siz detay bildiğinize göre Eğitim Sen MYK’sı ile bir şekilde bir bağ kurabilme şansına sahip olmalısınız. MYK’dan Eğitim Sen merkez ve bölge avukatlarının girmiş oldukları bütün davlarının dökümünü isteyelim. Eğer Eğitim Sen avukatlarının girmiş olduğu davaların hepsi sizin sınırını çizdiğiniz ve Yönetmeliğe dayandırdığınız o çerçevenin içindeyse ben açık yüreklilikle özür dilemeye hazırım. Fakat sizin dediğiniz gibi değilse, o zaman MYK’ya benim sorduğum soruları sormama siz de eşlik eder misiniz? Avukatın şube tarafından görevlendirilme meselesine gelince, anlaşılan siz eleştirdiğiniz yazıyı okumamışsınız. Şube, bunu talep ettiği halde MYK şubenin bu talebini reddetti, yani şubenin avukat görevlendirmesini engelledi. Eğitim Sen yönetmeliklerini iyi bildiğinizi iddia ettiğinize göre İstanbul avukatının da genel merkez kadrosunda istihdam edildiğini biliyor olmalısınız. Bir hatanızı daha düzelteyim: Ben MYK’yı infaz etmiyorum. Tam tersine MYK’nın bir Eğitin Sen üyesini yargısız olarak infaz etmiş olmasını eleştiriyorum. Sendikayı yıpratan bu tartışmalar değil, MYK’nın bu ilkesiz tutumudur.

    Yanlışa yanlış demek cesaret ve erdem gerektirir. Eğitim Sen’in mücadele birikimi bunları bize veriyor, lütfen bunlara ve sendikanın ilkelerine hepimiz birlikte sahip çıkalım. Unutmayalım ki sendika, MYK’lardan ibaret değildir!

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here