Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Gol değil faul de değil; düpedüz ofsayt

Zeynel Özgün yazdı: Gol değil faul de değil; düpedüz ofsayt

Paylaş

Levent Tüzel’in seçim hükümetinde yer almayı reddetmesine yönelik hem kendisinin hem de EMEP’in tutumu bir süredir konuya ilgi duyan çevrelerde tartışılıyor.

Konuyla ilgili yazanlar farklı bakış açılarıyla durumu değerlendirdiler. Yazılanlar bir çok kişi tarafından sosyal medya da dahil olmak üzere değişik platformlarda paylaşıldı, konuşuldu. Bununla ilgili yorum yapan kişilerin ağırlıklı bir bölümü değişik dozlarda da olsa EMEP’e ve Tüzel’e yönelik eleştirilerini ifade ediyorlar.

Evrensel Gazetesi yazarı Fatih Polat, 2 Eylül tarihinde bu eleştirilerin bir bölümüne cevap niteliğinde bir yazı yazdı.

Ferda Çetin’in yaptığı eleştirilere cevap veren Fatih Polat, yazısında HDP’nin seçim hükümetine katılıp katılmamayı tartıştığı toplantısına Levent Tüzel’in katılmadığını, HDP yönetiminin Tüzel’in özgün durumunu göz önünde bulundurması gerektiğini ve bu konunun kendisine sorulmamış olmasının HDP’nin eksikliği olduğunu söylüyor.

Bu söylenenlerden kasıt HDP’nin yaptığı o toplantıya Tüzel’in özel bir davetle katılmasını istemek ise bu çok da mantıklı gelmedi. Çünkü Tüzel’n bir HDP milletvekili olarak HDP’nin karar alma süreçleri ile ilgili toplantılarında bulunma hakkı ve hatta sorumluluğu var. Önce Tüzel’in böyle bir karar alma sürecinde neden bulunmadığını hem HDP yönetimine hem de kendisine sormak gerekir diye düşünüyorum.  Öte yandan Fatih Polat’ın “Tüzel toplantıya katılmadı” vurgusu, durumu “bu karardan EMEP’in ve Tüzel’in haberi yoktu” şeklindeki bir sonuca götürüyor bizi. Yazıda bu iddia edilmese de ilk akla gelen olasılık bu oluyor.

Haydi Tüzel o toplantıya katılmadı ve karar alma sürecinde (nedense) bulun(a)madı. İyi de EMEP de Tüzel de HDP’nin böyle bir karar aldığını ilk günden beri öğrenmişler miydi? Örneğin Evrensel Gazetesi bu kararı, 18  Ağustosta “Bilgen: Seçim hükümetinde yer almaktan kaçınmayacağız” ve 20 Ağustosta  da “Demirtaş: “Seçim hükümetinde yer alacağız” başlığı ile vermemiş miydi? Bu haberler Evrensel Gazetesinde çıktığı halde, bizi ‘EMEP’in ve Tüzel’in alınmış bu karardan haberi yok’ sonucuna gitmeye yönelten “toplantıya katılmamıştı” argümanı tamamen anlamsızlaşıyor.

Kaldı ki EMEP’in ret açıklamasından önce, kendisine sorulan sorular karşılığında Tüzel’in “Seçim hükümetinde yer alacağız. Bu konuda partimizin aldığı karar var” demiş olmasını da unutmamak lazım. Tüzel’in burada sözünü ettiği “partimiz” HDP’dir. O halde Fatih Polat’ın “Tüzel o toplantıda yoktu” şeklindeki savunmasının bu açıdan da anlamı kalmıyor. Çünkü belli ki alınan karar hakkında Tüzel’in yeterli bilgisi var ve üstelik kendisinin de bu karara (EMEP’in açıklamasından önce) herhangi bir itirazı yok. Demek ki Tüzel’in özgün durumunu gözetip onun görüşünü almama diye bir durum da söz konusu değil. Baksanıza Tüzel kendi görüşünü açıklamış ve bunu da partisinin (HDP’nin) aldığı kararla gerekçelendirmiş.

Aynı yazıda Polat,  EMEP ile HDP’nin seçim ittifakı yaparken Tüzel’in seçilmesi halinde 7 Hazirandan hemen sonra HDP’den ayrılıp EMEP’e döneceği yönünde bir anlaşma yapıldığından bahsediyor. Bu konuda hem EMEP’in hem de HDP’nin kendi seçmenlerine bir açıklama yapma borcu bulunduğu kanısındayım. Bu iki parti arasında elbette böyle bir kararlaşma olabilir. Ancak onlara oy verecek insanların bu kararlaşma hakkında zamanında ve yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gerekirdi. Örneğin ben, Tüzel’in de milletvekili seçildiği seçim bölgesinde oy kullanmış bir seçmen olarak, verdiğim oyla Tüzel’in de seçilmesine katkıda bulunmuş biri olarak bu kararlaşmayı önceden bilmeyi isterdim. Bu daha etik bir durum olurdu. O zaman bu ittifakın ilkeler çerçevesinde bir arada bulunma mı, yoksa belli çevreler için meclise adam taşıma mı olduğu konusunda muhakeme yapma fırsatı bulmuş olacaktım.

Ayrıca aynı yazıdan anlıyoruz ki 7 Hazirandan sonra Tüzel’in HDP’de kalmış olmasının tek nedeni de HDP ve MHP vekil sayılarının birbirine eşit olması ve meclis komisyonlarına verilecek üye sayısı ile ilgili “hassas” bir dönemin yaşanmış olmasıymış. Yani, Tüzel’in HDP ile birlikte kalmasını bizim belli ilkelere falan dayandırmaya çalışmamız çok da anlamlı bir şey değilmiş. Ortada öyle ilke falan yokmuş demek ki. Bütün mesele meclis komisyonları ile ilgili “hassas” dönem ve bu dönemle ilgili HDP yönetiminin EMEP’e ricası imiş. Zaten o yüzden de “HDP’nin kararları Tüzel’i bağlamaz”mış. Bu kısmı yorumsuz geçmek en iyisi sanırım.

Yazıda Tüzel’in hükümette yer almama kararının neden garipsendiği de soruluyor. Aslında hayır, bir kişinin veya kurumun bu konuda bir tutum belirlemesi gayet doğal. Seçim hükümetinde yer alma durumu ile ilgili karar çeşitli gerekçelerle olumlu veya olumsuz da şekillenebilir. Teklifin muhatabı doğrudan ve sadece EMEP olsaydı, EMEP de sadece kendini ilgilendiren böyle bir kararı bu şekilde deklare etmiş olsaydı bu da doğal ve normal bir durum olarak düşünülürdü. Fakat HDP içinde yer alan bir milletvekilinin HDP tarafından alınan, kendisinin ve hatta içinden geldiği kurumun bilgisinin olduğu bir kararı tanımaması ise doğal ve kabul edilebilir bir durum değil elbette. Eleştirimiz de böyle bir bakış açısıyla şekillenen ‘ittifak’ anlayışınadır.

EMEP, seçim hükümetinde yer almama kararını “savaş ve emekçilere saldırı hükümetinde yer almayı doğru bulmuyoruz” şeklinde gerekçelendiriyor. Bu gerekçe, seçim hükümetinde yer alan başka bir kurum için değerlendirildiğinde “savaş ve emekçilere saldırı hükümetine katıldılar” şeklinde okunmaz mı? EMEP tersini iddia etse de (EMEP’in beklentisi bu olmasa bile) kamuoyundaki algı öyle olur. Bunu hepimiz biliyoruz.

Bu durumla ilgili eleştiri yazıları ve onlara verilen cevaplarda sıklıkla olayın gol mü, faul mü olduğu şeklindeki sorular soruldu. Buna uygun cevaplar kanıtlanmaya çalışıldı.

Aslında bence pozisyonun içindekiler görmese de görmek istemese de ortada bal gibi çok açık bir ofsayt var. Savunma yapılmaya çalışıldıkça da ofsayt durumu iyice sırıtıyor

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here