Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: HAZİRAN’ın barış mitinglerindeki tutumu üzerine

Zeynel Özgün yazdı: HAZİRAN’ın barış mitinglerindeki tutumu üzerine

Paylaş

Birleşik Haziran Hareketi (HAZİRAN) dün (2 Eylülde) yaptığı kısa bir açıklamayla barış mitinglerine katılmayacağını bildirdi.

HAZİRAN, yaptığı açıklamada barış mitinglerine katılmama gerekçesini “HAZİRAN, güç birliği yapanların ortak iletişimini, ortak dertlerini ve hedeflerini ifade etmeyen; demokratik katılım haklarını kullanan Hazirancı’ların ilkeler temelinde olduğu kadar işleyiş temelinde de doğrudan katılımını mümkün kılmayan eylemlerin ve ittifakların içinde yer almaz. Dolayısıyla, ortaklaşa eylem koşullarını karşılamayan ve HAZİRAN’ın ilkelerinin ve politik hedeflerinin içerilmediği bir çağrı metnine sahip olan 1 Eylül mitinglerine anılan sebeplerden ötürü HAZİRAN katılmayacaktır.” şeklinde açıkladı.

Kısaca durum şu: HAZİRAN, ‘Güç Birliği’nin yaptığı barış mitingi çağrı metnini işaret edip, bu metnin “HAZİRAN’ın ilkelerini ve politik hedeflerini” içermediğini ve bu nedenle de barış mitinglerine katılmama kararı aldığını söylüyor.

O halde şimdi bir de ‘Güç Birliği’nin barış mitinglerine çağrı metnine bakmakta ve bu metindeki çağrının HAZİRAN’ın ilke ve politikalarını neden içermediğini sorgulamakta yarar var.

‘Güç Birliği’ 27 Ağustos günü Ankara’da yaptığı basın toplantısında barış mitingleri için çağrı metnini kamuoyu ile paylaşmıştı (haberin linki yazının sonundadır). Metinde, günümüz Türkiye’sinin manzarası çiziliyor, içerde ve dışarda giderek büyüyen çatışma ve savaşlara, darbe girişiminden sonrasında oluşan kaygı verici atmosfere, OHAL ilanına, gerçekleşen gözaltı ve tutuklamalara, işten çıkarmalara, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına, kadına yönelik ayrımcı politikalara, homofobiye, Alevilere yönelik mezhepçi dayatmalara ve laiklik karşıtı gerici politikaların hayata geçirilmesine vurgu yapılıyor, giderek tırmanan çatışmaların bir iç savaş tehlikesini büyüttüğü söyleniyor. Bu durum karşısında da “.. ülkenin dört bir yanında Emek Ve Demokrasi İçin Güç Birliği olarak; “FAŞİZME, DARBELERE VE SAVAŞA KARŞI DEMOKRASİ VE BARIŞ İSTİYORUZ!” şiarıyla barışı sahiplenecek ve barışa ses vereceğiz….Ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, demokrasiyi, laikliği, bağımsızlığı, barışı, eşitliği, özgürlüğü, adaleti savunmak ve gerçek kılmak için 1 Eylül’de alanlarda olacağız.” denilerek barış mitinglerine destek verilmesi çağrısında bulunuluyor.

Tam bu noktada HAZİRAN’ın yanıtlaması gereken çeşitli sorular akla geliyor. Bu çağrı metininde ifade edilenler HAZİRAN’ın ilke ve politik hedeflerini de içermiyorsa, ya da o hedeflerle kesişimi yoksa (ki HAZİRAN yaptığı açıklamada metni eksik bulduğunu değil, metnin kendi politik hedeflerini içermediğini söylüyor) o halde HAZİRAN’ın politik hedefleri nelerdir?

İçerde ve dışarda savaşa, işten çıkarmalara, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına, laiklik karşıtı gerici politikalara, Alevilere yapılan mezhepçi dayatmalara, kadına yönelik ayrımcı politikalara ve homofobiye karşı olmak, HAZİRAN’ın da politik hedefleri arasında yer almıyor mu yani?

Yenikapı’daki ‘Milli mutabakat’ buluşmasında yer alan CHP’nin geçen ayki mitinglerine canla başla ve büyük bir kitlesel destekle katılan HAZİRAN, ‘Güç Birliği’nin çağrı metnindeki başlıklardan hangilerinin kendi ilkeleri ve politik hedefleriyle örtüşmediğini düşünüyor?

HAZİRAN; içerde ve dışarda derinleşen savaşa, OHAL ilanına, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara, işten çıkarmalara, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına, kadına yönelik ayrımcı politikalara, homofobiye, Alevilere yönelik mezhepçi dayatmalara, laiklik karşıtı gerici politikalara karşı mıdır, değil midir? Bu sorulara verilecek yanıt sanırım bellidir ve elbette HAZİRAN da bütün bunlara karşı mücadele edeceğini söyleyecektir. Peki, o halde çağrı metnindeki bu hedeflerle HAZİRAN’ın politik hedeflerinin kesişim kümesi nasıl oluyor da ‘boş küme’ yani ‘sıfır’ oluyor? HAZİRAN, bu durumu nasıl açıklamayı düşünüyor?

HAZİRAN, ‘Güç Birliği’nin ‘Dünya Barış Günü’ bağlamında kaleme aldığı barış mitinglerine çağrı metnini eksik bulabilir, bunda tartışılacak bir yan yok. Hatta çağrı metninde barış fikrinin toplumsallaştırılmasına yönelik olduğunu düşündüğü bir takım eksikliklere vurgu da yapabilir ve dahası bu eksiklikleri de ifade eden kendi metnini de kaleme alabilir, bunu kamuoyuyla paylaşabilir; bence bunda de bir sorun yok. Fakat yapılan açıklamadaki “HAZİRAN’ın ilkelerinin ve politik hedeflerinin içerilmediği bir çağrı metnine sahip olan 1 Eylül mitinglerine anılan sebeplerden ötürü HAZİRAN katılmayacaktır.” ifadesi hayli tartışma kaldıracak türdendir.

Bir de HAZİRAN, ilkesellikten ve ‘Güç Birliği’ içindeki “dayatmalardan” söz ediyor ki son olarak kısaca ona da değinmekte yarar var.

HAZİRAN, çağrı metnine yaptığı itirazları Güç Birliği bileşenlerine bildirdiğini, kendi metinlerini yolladıklarını ve kendi metinlerindeki ifadelerin kullanılmasını istediklerini söylüyor. Fakat sonuçta ortaya çıkan metin HAZİRAN’ın belirttiği ifadeleri içermediği için bu metnin ‘Güç Birliği’ imzasıyla kamuoyu ile paylaşılmasının doğru olmadığını söylüyor. HAZİRAN, bu durumu bir ‘Güç Birliği’ tarafından yapılan dayatma olarak ifade ediyor ve bunun ilkesel bir durum olmadığını belirtiyor.

Yani aslında HAZİRAN “Ya benim metnimi kullanırsınız, ya da ‘Güç Birliği’ imzasıyla bir metin yayınlayamazsınız” demiş oluyor. Oysa göz ardı ettiği bir şey var ki o da ‘Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği’nin, HAZİRAN dışında yirmi sendika, parti, kurum ve kuruluştan oluştuğudur. ‘Güç Birliği’nin HAZİRAN dışındaki diğer bütün bileşenleri düşünüldüğünde, bunların toplamının düşünsel açıdan azımsanmayacak derecede çeşitliliğe ve hatırı sayılır düzeyde kitleselliğe sahip olduğu herkesçe kabul edilir bir gerçektir. Bu noktada ortaya çıkan sonuç şudur ki aslında HAZİRAN, kendisi dışındaki diğer yirmi kuruma bir metni kabul ettirmek istiyor ve bu metni kabul etmezlerse ‘Güç Birliği’ adına açıklama yapamayacaklarını söylüyor ki aslında, hem ilkesellik durumuyla ilgili tartışma hem de dayatma meselesi tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu dayatma, HAZİRAN dışındaki yirmi kurumun iradesi üzerine konulan bir ipotek değil midir?

Sonuçta, HAZİRAN’ın içinde olmayacağı barış mitingleri elbette eksik kalmış olacaktır. Fakat HAZİRAN da, koşa koşa katıldığı CHP mitinglerinden sonra barış mitinglerini düzenleyen ‘Güç Birliği’ ile kendisi arasına koyduğu bu mesafenin nedenlerini ikna edici bir şekilde ortaya koymak durumunda kalacaktır.

(‘Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği’nin Barış mitinglerine çağrısı ile ilgili haber: http://www.kesk.org.tr/2016/08/27/fasizme-darbelere-savasa-karsi-demokrasi-ve-baris-istiyoruz/ )

 

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here