Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Kadın sorunu değil, sistemin yarattığı erkek sorunu var

Zeynel Özgün yazdı: Kadın sorunu değil, sistemin yarattığı erkek sorunu var

Paylaş

Sorun aslında kadın sorunu değil. Çünkü bu konuda üzerine konuşacağımız,  alt alta, yan yana sıralayacağımız sorunlar, kadından, kadının kimliğinden ya da moda deyimle kadının ‘fıtratından’ kaynaklanan sorunlar değil aslında.

Sorun olduğu kesin ama bunun sorumlusu kadınlar, kadın kimliği değil. Kadınlar, bu sorunun ezileni ve mağdurudur.

En sonda söyleyeceğimi baştayken de yazayım: Sorun aslında erkek egemen, eril tekçi anlayışın yarattığı ve bu anlayışla kadını ezen, metalaştıran, ucuz iş gücü olarak gören sistematik ve toplumsal/siyasal bir düzenin ortaya çıkardığı erkek sorunudur, sistem sorunudur, iktidar sorunudur, aydın sorunudur.

Kadınların toplumsal hayattaki yerini her gün daha fazla daraltan, toplumun konuşma dilinden tutun da günlük alışkanlıklarına kadar her şeyini erkek bakışı ile şekillendiren, kadın kimliğini annelik, aile, namus ve benzeri kavramlarla bir cendere içinde ezen anlayışa baktığımızda bu sorun aslında bir yanıyla erkek sorunudur.

Bir yanda kadının ne giyeceğine, nasıl yürüyeceğine, hangi sesle güleceğine, kaç çocuk doğuracağına, nasıl doğum yapacağına, hangi saatler arasında sokakta bulunacağına müdahale eden, siyasetten ekonomiye, kamu alanından iş hayatına hiçbir yönetim kademesinde varlığına tahammül etmeyen bu sistemi düşündüğümüzde bu sorun aslında başka bir yanıyla da sistem sorunudur.

Kadını ötekileştirip, onun “korunması gereken” biri olduğunu ifade eden, kadını erkeklere emanet ederek kadın kimliğini erkek şefkati  ve erkek insafının “yüksek karakterine” teslim eden, bunun sonucunda da kadın kimliğinin toplumsal meşruiyetini erkeğin lütfuna bağlayan erkek iktidarının ülkeyi yönettiği böyle bir yerde bu sorun bir açıdan da aslında iktidar sorunudur.

Kendini aydın, demokrat, sol, sosyalist gibi kimliklerle ifade eden toplum kesitinde bile, her birimizin dünyaya bakışının turnusolü sayılabilecek kendi tekil hayatlarımızda yani ev içindeki emek alanında, kendi erkek rolümüzün ve toplumsal iktidarımızın nimetlerinden fedakârlık ediyormuşuz gibi davranarak kendimizi kadına “yardımcı” olarak tanımlamamız, ise durumu bir yanıyla da aydın sorunu yapıyor.  Çünkü bir işe “yardımcı” iseniz, o işin asıl adresi başka bir yerdir ki, siz fedakârlık yaparak, lütfederek bir yardım bahşetme yüceliği göstermiş olursunuz. İşte bu nedenle durum aslında biraz da aydın sorunudur.

Dünyanın her yerinde ve toplumsal her olayda olduğu gibi bir sorunun çözülmesinde en yol gösterici mücadele o sorunun ezileni, mağduru olanlar tarafından yapılan mücadeledir.

Hayatta kendini var eden ve kendini var ederek, aslında toplumun da yaşamasına olanak sağlayan kadın hareketinin toplumsal devrim dalgasını büyüttüğünü ve başarıya ulaştırdığını çok yakınımızda, Kobané’de  gördük. Kadınlar bir daha öğrettiler ki içinde kadınların olmadığı her şey eksik kalmış demektir.

Elbette sorunun ezileni olan kadınların mücadelesi, bu sorun temelinde erkeği, sistemi, iktidarı, toplumu, aydın kimliğini özgürleştirmede hepimize yol gösterecek olan mücadeledir.

Her halktan dünyanın emekçi kadınlarının mücadelesine selam olsun.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here