Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: KESK de “Barajı yıkalım” diyor

Zeynel Özgün yazdı: KESK de “Barajı yıkalım” diyor

Paylaş

Türkiye’de her şeyin hayli kırılgan olduğu, siyasette yeni savrulmaların, yeni politik öbeklenmelerin olduğu bu günlerde Diyarbakır’da KESK Genel Meclisi toplantısını gerçekleştirdik.

Gerek emek hareketi açısından gerekse ülkenin siyasal iklimi bakımından önemli sorunların tartışıldığı bu günlerde, KESK Genel Meclisinin bütün bu sorunlarla ilgili söyleyeceklerinin ve önereceği çözüm politikalarının önemi elbette büyüktü.

KESK Genel Meclisinde emek hareketinin bugünkü durumundan genel siyasal atmosfere, Ortadoğu ve Kobané’den SYRIZA’ya, laik, bilimsel anadilinde eğitim talebinden kadına yönelen şiddete kadar birçok sorun tartışıldı ve bu tartışmalardan ortaya çıkan, üzerinde ortak noktalara varılan sonuçların bir sonuç bildirgesi ile duyurulması kararlaştırıldı.

Burada KESK Genel Meclisinde tartışılan ve karara bağlanan bütün konular değil, sadece ağırlıklı bir biçimde kabul gördüğü anlaşılan birkaç başlık üzerinde durmak istiyorum.

Bunlardan biri emek hareketinin yeniden yapılandırılması ihtiyacına olan vurgunun bir kez daha ifade edilmesiydi. Çokça söylendiği gibi, emek hareketi hem dünyada hem Türkiye’de bir yapısal krizle karşı karşıya. Emek hareketinin bu krizinin sadece teknik müdahalelerle çözülemeyeceği, konunun yeni bir mantalite ile ele alınması gerektiği apaçık ortada. KESK Genel Meclisi, emek hareketinin yeniden yapılandırılması gereğine yönelik bir ihtiyaç tanımlamış ve bu doğrultudaki çalışmayı görev olarak önüne koymuştur. Diğer emek örgütleri ve emek mücadelesinin diğer bütün bileşenlerinin bu tartışmaya yapacakları katkı, yenilenmenin sağlıklı bir şekilde yapılması açısından elbette önemlidir. O halde emek hareketinin yeniden yapılandırılması tartışmalarının mümkün olduğunca birbiri ile ilişkili, birbirine paralel olarak yürütülmesi gerekmektedir. KESK, bu konudaki çalışmaların dinamik gücü olmaya adaydır. Bunun gereklerine göre hareket etmesi durumunda emek hareketi açısından tarihsel bir kazanım daha elde edilmesinin yolunu açabilir.

Diğer bir konu ise, Türkiye’nin siyasal atmosferine ilişkin yapılan tartışmalardan sonra büyük oranda ortaklaştığı gözlenen önerilerin niteliğiyle ilgili. KESK Genel Meclisi, AKP iktidarının giderek otoriterleştiğini, topluma muhafazakârlık dayatarak, toplumu yukardan aşağıya doğru biçimlendirmek istediğini, tek tipleştirici politikalarla farklılıkları yok saydığını, bütün bu faşizan uygulamaları sürdürebilmek için İç Güvenlik Yasası gibi baskıcı yasaları dayattığını belirterek mücadele perspektifini bu temelde şekillendirmeyi önüne koydu. Aslında olan bitenlerle birlikte emek mücadelesinin demokratikleştirme mücadelesinden bağımsız düşünülemeyeceği bir kez daha ortaya çıktı. Nitekim metal iş kolundaki grevin engellenmesi gibi uygulamalar ancak bu baskıcı yönetimin uygulamaları ile mümkün hale gelmektedir.

Önümüzdeki süreçte Türkiye’de bir genel seçim yaşanacağı, bu seçimin antidemokratik bir barajla gerçekleşeceği de düşünülürse, emek mücadelesinin yükselmesi için bu barajın aşılması, bütün mağdurları en geniş ve en çoğulcu biçimde temsil eden bir siyasal aktörün parlamentoya girmesi demokratikleşme açısından anlamlı ve büyük bir kazanım olacak. KESK Genel Meclisinde bu düşünce büyük oranda kabul görmüştür. Ki bu da, KESK için böylesine önemli konuda belirgin bir tutum alma anlamına geliyor. Yani KESK de “Barajı yıkalım” diyor.

Bu yazıda değineceğim son konu ise Genel Meclis Toplantısında barış ve müzakere sürecine ilişkin yapılan güçlü vurgu olacak. KESK Genel Meclisinde barış ve müzakere sürecinin yürütülmesi çabalarına katkı sağlamaya yönelik kararlılık dile getirilmiştir. KESK Genel Meclisi bu süreci ülkenin genel olarak demokratikleşmesine yönelik mücadelenin bir parçası olarak görmüştür. Geçmişte barış sürecindeki müdahilliği açık veya örtük bir ulusalcı dille eleştirilen KESK’in bu iradeyi ortaya koymuş olması da diğer başlıklarda ifade edilen diğer o ileri adımlar gibi önemli bir durumdur.

Sonuç olarak, KESK Genel Meclisinin, özellikle önümüzdeki seçim sürecine ilişkin güçlü ve net bir irade ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Biliyoruz ki, toplumsal demokrasi mücadelesinin zayıfladığı zamanlarda emek mücadelesi de, sınıf mücadelesi de hak mücadelesi de yapılamaz hale gelir. Mücadele zeminlerini güçlendirmek için bütün mağdurların temsil edildiği güçlü bir siyasal iradenin başarısını örgütlemek kaçınılmazdır.

Bütün ezilenler, yok sayılanlar, ötekileştirilenler, sömürülenler bir araya gelirse ortada baraj diye bir şey de kalmaz.

O halde, haydi barajı yıkmaya!

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here