Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Sahte diplomanın düşündürdükleri

Zeynel Özgün yazdı: Sahte diplomanın düşündürdükleri

Paylaş

İki gündür basında çıkan haberleri çoğumuz duyduk ve okuduk. Trabzon’da öğretmenlik yapmakta olan Rukiye Göksu Sürmeneli’nin 19 yıldır sahte diplomayla çalıştığı, hatta 2015 yılında ‘Yılın Öğretmeni’ olarak seçildiği ve Başbakanlık tarafından da ödüllendirildiği haberlere konu oldu.

Öncelikle şunu söylemek isterim ki; bir Başbakanın ülkedeki bütün öğretmenleri tek tek tanıması ve onları bu tanışıklığı üzerinden ödüllendirmesi mümkün değil. Bu nedenle olayın bu boyutuyla ele alınıp popülist bir magazin haberine dönüştürülmesini şahsen doğru bulmuyorum.

Sorun MEB’deki sistematik yanlışlıklar zincirinin, sistemdeki çürümüşlüğün zaman zaman bu tür olaylarla su yüzüne çıkması ve bu olayların hep magazinel düzeyde tartışılır olmasındadır. Sorun, o kişiyi ‘Yılın Öğretmeni’ olarak Başbakanın karşısına kadar çıkaran MEB’in denetim-ödül ve ceza sistemindedir.

Rukiye Göksü Sürmeneli ile ilgili biraz internet araştırması yapan herkes, onun hep göz önünde olan, yönetim kademeleriyle ilişkilerini hep canlı ve sıcak tutan, popülist, muhafazakâr ve dindar icraatlarıyla kendini görünür kılan bir kişi olduğunu rahatlıkla görebilir. Sürmeneli, TRT’de habere konu olmasından tutun da zamanın İç İşleri Bakanı tarafından ziyaret edilmesine kadar bir çok defa karşılaşılan bir isim. Hatta onun bulunduğu okul 2014 yılında Maarif Müfettişlerince de denetlenmiş, okulun bütün kayıtları incelenmiş ve okul muhtemelen yine ‘çok iyi’ bir sonuçla denetimi geçirmiş olmalı. Bütün bu süreçlerde hiç kimse ilginç bir şekilde Sürmenli’nin sahte diplomasını fark etmemiş!

TRT Sürmeneli’yi överek haberini yapmış

Bilen bilir fakat ben yine de hatırlatayım. Kamuda çalışan öğretmenlerin, biri okul müdürlüğünde, biri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne, biri İl Milli Eğitim Müdürlüğünde ve muhtemelen biri de Bakanlıkta olmak üzere birçok yerde özlük/sicil dosyaları vardır. Bu dosyalarda öğretmenin hangi yıl kaç gün sağlık raporu kullandığından tutun de her hangi bir konuda idareye vermiş olduğu dilekçelere kadar her evrakın birer örneği bulunur. Elbette dosyadki belgelerden bir kısmı da öğretmenin eğitim durumunu belgeleyen diplomaları veya mezuniyet belgeleridir.  İlgili birimlerin her denetlenişi sırasında bütün bu özlük/sicil dosyaları defalarca yeniden gözden geçirilir. Eksiklikler varsa tamamlanır, dosyalardaki bilgilerin doğru ve güncel olduğuna ilişkin rutin kontroller de yapılır. Basında çıkan haberlerde olayın MEBBİS’deki bilgi güncellemeleri sırasında ortaya çıktığı yazılıyor ve sanki MEBBİS öncesinde bu gibi kontroller hiç olmuyormuş gibi bir algı oluşuyor. Aslında hiç de öyle değil. Bu dosyalar da öğretmenler hakkındaki her  türlü bilgi de MEBBİS öncesinde de sıklıkla kontrol edilir, düzenli aralıklarla güncellenirdi.

Sürmeneli’nin okulu 2014 yılında Genel Denetim geçirmiş

Fakat MEB’deki denetim, ödüllendirme ve cezalandırma sisteminin zihinsel arka planında yatan düşünce sorunlu olunca ortaya çıkan sonuçlar da böylesine çarpıcı oluyor işte.

Örneğin Eğitim Sen üyesi bir öğretmenin nerede, kiminle, ne yaptığı, ne konuştuğu, sosyal medya hesabında ne paylaştığı, hangi paylaşıma hangi yorumu yaptığı, hangi paylaşımları beğendiği, ne tür yayınları takip ettiği gibi bir sürü detay MEB tarafından rahatlıkla nasıl izlenebiliyor ve bunlar hemen yaptırıma dönüşebiliyorsa, sahte belgeyle çalışan birinin zamanında tespiti de çok kolaylıkla mümkündür. Yeter ki MEB, asıl bakması gereken yerlere bakmayı bilsin.

Resmi bürokrasinin kamu çalışanları ne şekilde izlediğine ve bunun sonuçlarına ilişkin birkaç örnek vereyim isterseniz.

Örneğin, elinin altındaki dosyaları inceleyip sahte diplomaları tespit edemeyen  MEB, 2014 yılında 8 bin okul yöneticisini şıp diye tespit edip elemeyi bildi.

Örneğin, İstanbul’daki bir öğretmenin sosyal medya hesabındaki paylaşımını Mardin Valiliğinin bildirmesi üzerine o öğretmen hakkında aynı gün İstanbul’da soruşturma başlatılabildi.

Örneğin yüksek okul öğrencisi iken 1978 yılında gözaltında alınmış olan 34 yıllık bir öğretmen bu belgeye dayanılarak 2017 yılında meslekten ihraç edilebildi.

Yani MEB, isterse inanamayacağınız kadar ayrıntıya girerek on yıllar öncesindeki fişlemeye dayalı olarak işlem yürütülmesini sağlayabiliyor.

Sahte diplomanın farkına varılmaması(!) bazı görevlilerin şimdiye kadar farkına varılmamış bir ihmali midir, yoksa belli bir çevreye mensup görülen kişilerin her türlü denetimin dışında tutulması, hatta onların hep ödüllendirilecek kişiler arasında peşinen sayılmasından kaynaklanan bir eğilim midir?

Denetimde, ödülde ve cezada yukarıda işaret etmeye çalıştığım sorunlu zihinsel arka işte plan bu sorunun cevabında saklı.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here