Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Seçim bakanlığı reddinde tribüne yönelik “şık hareket”

Zeynel Özgün yazdı: Seçim bakanlığı reddinde tribüne yönelik “şık hareket”

Paylaş

Kurulacak olan seçim hükümetinin bir koalisyon (ortaklık) olmadığını biliyoruz. Seçim hükümetinde bulunmak, o hükümetteki diğer parti veya kişilerle aynı noktaya geldiğiniz, her konuda anlaşmaya vardığınız anlamına gelmez. Çünkü süresi belli bu hükümetin tek amacı, ülkeyi seçime götürmektir.

Seçim hükümetinde sol/sosyalist/demokrat bakanların olmasının seçim sürecine içeriden de müdahale etme olanağı vermesi, bunun da demokrasi güçleri açısından kayda değer bir durum olacağı irdelemesini de bir kenara bırakalım şimdilik.

Böyle bir seçim hükümetine bulunmayı ilkesel olarak kabul ede bilir ya da reddedersiniz. Buraya kadar, hiçbir sorun yok; her şey normal.

Fakat bunu yaparken, yani kabul veya ret kararı verip bunu deklare ederken de ilkesel davranmak, bu ilkesel tutumu da sürdürülebilir kılmak zorundasınız.

Bu giriş açıklamasından sonra bakanlık tekliflerine karşı EMEP ve CHP’nin tutumunda akla takılan birkaç detaya bakmakta yarar var.

Birincisi Levent Tüzel’in ve EMEP’in tutumuyla ilgili.

Bugün içinde bulunulması reddedilen seçim hükümeti ile koltuklarında oturulan parlamento arasında nitelik ve biçim açısından ciddi bir fark olmadığını düşünüyorum. Nasıl ki bir bölümü bugün ülkede süren savaşı körükleyen vekillerin oluşturduğu bir parlamentoda bulunmak, o vekillerin ve partilerin politik tercihlerine onay verdiğiniz anlamına gelmiyorsa, seçim hükümeti gibi bir oluşumda da aynı kabinede bulunduğunuz diğer parti ve bakanların siyasal tercihlerini otomatik olarak onaylamış sayılmazsınız. Bu gerekçeyle bir seçim hükümetini reddetmek, parlamentoda bulunmayı da reddetmeyi gerektirir. Bu da ilkesel tutumun ve bu tutumun sürdürülebilir olmasının gereği olurdu. Şİmdi seçim hükümetinde olmayı reddedenlere “O halde bu seçime neden girdiniz” diye sorulabilir.

Sorunun başka boyutları da var tabi ki.

HDP, seçim hükümetinde yar alacağını açıklamadan önce muhtemelen bu kararını yetkili organlarında tartışmış ve bunun ardından ulaşılan bir uzlaşma sonucunda böyle bir  açıklama yapmıştır.  Yine muhtemeldir ki bu karar HDP’de tartışılırken, kamuoyuna açıklanmadan önce Levent Tüzel’in de bundan haberi olmuştur. Ve yine kuvvetle muhtemeldir ki bu süreçten, yani seçim hükümetinde yer alınacağına ilişkin kararın tartışılma sürecinden Levent Tüzel’in kurucu başkanı olduğu EMEP’in de haberi/bilgisi oldu. “EMEP, son dakikada yaptığı ret açıklamasını ve ortaya koyduğu tutumunu neden konuyla ilgili kararın açıklamasından önce HDP ile müzakere etmedi” sorusu akla geliyor. Bunu yapsaydı belki de ya HDP’yi bu tutuma ikna edebilecekti ya da bu konuda hem kendisini hem de ittifak yaptığı, bu ittifak sonucunda iki dönem üst üste meclise vekil yolladığı  HDP’ye daha geniş bir  manevra alanı bırakmış olacaktı. EMEP’in, bir ittifak partisi olarak HDP’ye karşı bu asgari sorumluluğu ve siyasal nezaketi gözetmesi gerekmez miydi?

Ya da akla başka ihtimaller de gelebilir:

İhtimallerden biri Levent Tüzel’in HDP içinde seçim hükümetinde yer alıp almama konusunda süren tartışmalarla ilgili olarak kurucusu olduğu EMEP’i bilgilendirmemiş olmasıdır. Fakat bu ihtimal bile EMEP’in açıklamayı neden en son anda yaptığı sorusuna yanıt vermemizi olanaklı kılmıyor. Öyle olsaydı, HDP’nin yaptığı açıklamanın hemen ardından EMEP kendi tutumunu deklare edebilirdi.

Diğer bir ihtimal, EMEP’in seçim hükümetinde yer alıp almama meselesini kendi gündemine pek almamış olmasıdır ki bu durumda da HDP ittifakı sayesinde meclise yolladıkları kurucu genel başkanlarını unutmuş olmaları gerekir. Çünkü, HDP’nin yaptığı “seçim hükümetinde yer alacağız”  tutumu diğer bütün HDP vekilleri gibi Levent Tüzel’i de kapsamaktaydı. Bunu EMEP de biliyor olmalıydı. Kaldı ki Levent Tüzel de 26 Ağustos günü basına yansıyan açıklamalarında bakanlık teklifini kabul edeceğini söylemişti. Son ana kadar EMEP’in bundan haberinin olmaması biraz garip ve ikna olması zor bir açıklama olur.

Aslında ortaya çıkan şu ki, ortada öyle ilkesel bir tutum geliştirme durumu falan yok. İlkesel görünmeye yönelik bir imaj çalışması daha akla yatkın.

Ya da biraz kötü niyetli düşünürsek  EMEP’in son ana kadar bu tutumunu özellikle açıklamadığını, bakanlık tekliflerinden sonra HDP’yi köşeye sıkıştırmak için son dakikayı beklediğini, böylece kamu oyunda kendi “ilkesel” duruşu üzerinden sempati devşirmeye çalıştığını düşünerek biraz mide bulandıran bir ihtimal ortaya çıkar ki bu, diğerlerine göre gerçekliği çok zayıf olan bir ihtimaldir bence.

Olan bitenin bunlardan biri mi yoksa başka bir şey mi olduğunu bilemiyoruz tabi ki. Yapılanın, oportünist  bir yaklaşımla küçük hesaplar düşünülerek  geliştirilmiş bir tutum olmadığını düşünmek için bir çok neden var. Fakat durumu anlamak için de akla takılan soruların yanıt bulması gerekir.

İkinci olarak da CHP’nin seçim hükümetinde yer almama kararına kısaca bakalım:

CHP ile AKP arasında 32 gün boyunca süren koalisyon görüşmeleri, AKP açısından başka bir şey ifade ediyor olsa bile, CHP’nin amacı uzun süreli bir ortak hükümet kurma çabasıydı. AKP ile yapılan bu görüşmeler zinciri CHP için, “biz AKP ile aynı hükümet içinde uzun süreli bir çalışma yürütebiliriz” mesajı içeriyordu. CHP bunu yaparken kamu oyu nezdinde sorumluluktan kaçmadığı yönündeki bir algıyı güçlendirmeye çalışıyordu. Fakat unutulmamalı ki koalisyon görüşmelerinin yapıldığı dönemdeki siyasal atmosfer, bugünkünden hiç de farklı değildi. O koşullarda AKP ile uzun süreli bir hükümet kurma isteği ile hareket eden CHP’nin seçim hükümetinde yer almama kararının ilkesel bir yanının olmadığı açıkça ortada. Maksat, AKP’ye gol atmış gibi görünerek seçime yönelik cilalı bir imaj oluşturmak.

Sonuçta hem EMEP’in hem de CHP’nin tutumunun, ilkesel bir duruş ortaya koymaktan öte, tribüne yönelik “şık hareket” izlenimi verme yanı ağır basıyor.

Paylaş

1 Yorum

  1. zeynel hocam yazılarınızı okudum ve eleştirilenize katılıyorum
    ancak iki noktaya vurgu yapmak istiyorum.
    Birincisi, EMEP ve eski genel başkanı Levent Tüzel’in bakanlığı reddetmesindeki bir nokta daha nın can alıcı öneme sahip olduğunu düşünüyorum. AKP bakanlıkları belirlerken partilerin iç işlerine oynamak, onların içindeki muhalif grup ve kişileri seçerek parti içinde bir tartışma yaratmak niyetinde olduğu günler öncesinden belliydi. Hükümette bulunmaya karşı olsak bile, sırf bu yüzden yani AKP nin oyunu bozmak için bile bakanlığı reddetmemek gerekiyordu. Yani bile bile AKP nin ekmeğine yağ sürülmüş oldu. Basın günlerdir ne yazıyor. AKP üç partiyide karıştırdı. Buna vesile olması bile Levent Tüzel ve EMEP in siyasi basiretsizliği diye düşünüyorum. Bu arada ben daha ismi ilk açıklandığında Levent Tüzel nasıl bakanlık yapacak? diye düşünmüştüm. Çünkü adı geçen üç bakanlıkta Levent Tüzel için zor alanlardı. HDP ye verileceği söylenen bakanlıklar hangileri? Avrupa birliği bakanlığı ki Levent Tüzel ve EMEP AB ye karşı. İkincisi Kalkınma bakanlığı ki ben de dahil olmak üzere tüm sol ve sosyalistler kalkınmacı ekonomiye karşıyız. Ücünsüsü de ekonomi ile ilgili bir bakanlığı adı geçiyordu ki e bu sistemde nasıl ekonomiden sorumlu bir bakanlık yapılabilir. Tabi bunların hepsi üç aylık icraat yapmayacak bir bakanlık için boş laflar.
    Bu arada CHP nin bakanlık vermeyerek ilkesel bir duruş sergilemedi düşüncenize bir ekleme yapmak istiyorum. Sanırım CHP koalisyon görüşmelerinde kendilerine teklif edilen bir seçim hükümeti kuralım siyaseti ile MHP nin olmadığı bir seçim hükümetine girmeyi AKP nin daha baştan beri istediği buydu diyerek reddetmesi bence aynı şey değil.
    sevgilerimle
    cahit ataş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here