Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Sendika direniştir, sendika dayanışmadır, sendika Eğitim Sen’dir!

Zeynel Özgün yazdı: Sendika direniştir, sendika dayanışmadır, sendika Eğitim Sen’dir!

Paylaş

15 Temmuz’dan bu yana, birçok alanda olduğu gibi emek cephesinde de Türkiye’nin toplumsal mücadele tarihinde köşe taşı olacak nitelikte gelişmeler yaşıyoruz.

OHAL ilanıyla birlikte ard arda çıkarılan KHK’larla sayısı yüz bine yaklaşan emekçi,  meslekten çıkarılarak kamudan tasfiye edildi. İhraç edilen yüz bine yakın insan, kendini savunma hakkı tanınmadan, suçlu olup olmadığı yasa önünde kanıtlanmadan herhangi bir soruşturmaya bile gerek duyulmadan meslekten çıkarıldı. Elbette ki aralarında darbe girişiminde rol almış olan kişiler varsa eğer, bağımsız mahkemeler önünde adil bir şekilde yargılandıktan ve suçları kanıtlandıktan sonra bunların yasalara göre cezalandırılmasına karşı söylenecek bir şey yoktur.  Fakat sorun şudur ki, meslekten ihraç edilenlerin ne bağımsız mahkemelerce yargılanma istekleri ne de kendilerini savunma hakkını talep etmeleri dikkate alınmamış ve yüzbinlerce insan bir gecede ya darbeci veya terörist ilan edilmiştir ki bir emek örgütü için bunun kabul edilebilir bir yanı olamaz.

Savunma gibi en temel insan hakkının dahi ihlal edilerek onca insanın meslekten ihraç edilmesi karşısında emek ve demokrasi örgütlerinin sessiz kalması elbette düşünülemez. İşte tam da bu noktada, üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir durumu ortaya çıkıyor ki o da, kendine emek örgütü diyen çeşitli kuruluşların bu durum karşısında takındıkları tutumdur.

Bir tek kişinin bile hukuksuz bir şekilde mesleğinden çıkarılması sendikalar için asla kabul edilmemesi gereken bir durumken, meslekten ihraç edilenlerin ezici çoğunluğu kendi üyesi olan bazı sendika görünümlü topluluklar, mevcut duruma akıl almaz bir şekilde kör, sağır ve dilsiz bir şekilde yaklaşıyorlar.

Kamuda meslekten ihraç edilenlerin sendikalara dağılımına bakıldığında ortaya çıkan durum ibretliktir. Meslekten çıkarılanların yaklaşık 52 bini Memur Sen üyesi iken, 16 bin kadarı da Kamu Sen üyesidir. Meslekten ihraç edilenler arasında KESK üyesi olanların sayısı ise 2 bin kişidir.

KESK bu durum karşısında,  ilk günden itibaren her türlü hukuksuzluğa karşı meşru ve demokratik zeminleri kullanacağını ifade etti ve bütün kamu çalışanlarının sesi ve savunucusu olacak şekilde inisiyatif geliştirdi. Bir emek örgütünden beklenen tam da bu tutumdu. Oysa on binlerce üyesi ihraç edilmiş olan diğer konfederasyonlar, kapılarını çalan üyelerine yüz çevirip, yakın bir zamana kadar kendi üyesi olan kamu emekçilerini yüz üstü bıraktı. Sözde hak savunucusu olduklarını iddia eden bu topluluklar, hukukun en temel ve evrensel prensiplerinden biri olan “masumiyet karinesi” ilkesini bir kenara bırakmaktan da çekinmediler. Ne Memur Sen’in, ne de Kamu Sen’in işyerlerine gidip bir tek kamu emekçisinin gözüne bakacak hali zaten yokken, yaşanan bu son gelişmelerden sonra, söz söyleyecek yüzleri de kalmamıştır. En temel insan hakkını savunamayan bir topluluğun kendisine “hak savunucusu” veya “sendika” demesi kadar akıl dışı bir şey olamaz!

Bu sancılı süreçte KESK ise, kendisinden beklenen en onurlu tutumu ortaya koyarak üyesi olsun veya olmasın, mağdur edilmiş olan bütün kamu emekçilerine kapısını sonuna kadar açtı.

Eğitim Sen, açığa alınan üyeleri için Türkiye’nin her yerinde meşru ve demokratik hak mücadelesini yürüttü, eğitim emekçilerinin sesi olmayı sürdürdü. Başta Eğitim Sen’lilerin ve onlara destek olan diğer kesimlerin mücadeleleri sonucunda açığa alınmış olan on bine yakın eğitim emekçisinin tamamına yakını göreve iade edildi.

Diğer yandan Eğitim Sen, haksız ve hukuksuz bir şekilde mesleğinden ihraç edilmiş olan sekiz yüz kadar üyesi için hem İdare Mahkemelerinde, hem Anayasa Mahkemesinde hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde davalar açtı. Eğitim Sen, mağdur edilmiş olan üyelerinin bütün hukuksal süreçlerinin yürütülmesini sendika olarak üstlendi.

Ayrıca Eğitim Sen, aldığı bir kararla, meslekten çıkarılmış olan bütün üyelerinin aylık maaşlarının üçte ikisini her ay ödemeye başlayarak üyelerinin maddi mağduriyetlerini de gidermek için üzerine düşeni layıkıyla yerine getirdi.

Kendisine sendika diyen diğer topluluklarının ortaya koydukları utanç tablosuna karşılık KESK ve Eğitim Sen tarihsel açıdan onurlu bir duruşa işaret eden tutumundan taviz vermedi.

Hiç kuşku yok ki tarih, omurgasız duruşlarıyla diğerlerini de; onurlu ve direngen duruşuyla KESK’i ve Eğitim Sen’i de elbette yazacaktır!

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here