Anasayfa Köşe Yazıları Zeynel Özgün yazdı: Sonra da kız dedi ki “ne kadar enerjik bir...

Zeynel Özgün yazdı: Sonra da kız dedi ki “ne kadar enerjik bir bakan!”

Paylaş

Birkaç cümleden ibaret bir konuşma yapsanız, bu birkaç cümleye kaç gaf sığdırabilirsiniz? Özellikle gayret etseniz, bütün mizah yeteneğinizi hareket geçirseniz bile en fazla bir, bilemedin iki…

Fakat öyle bir ülkede yaşıyoruz ki toplum olarak, mizah yapanları toplumsal sorunlarla ilgili duyarlıkları ifade ettikleri için takdir etmek, toplumsal sorunlara çare üretmek misyonu ile hareket ettiklerini ileri sürenleri ise saçma sapan konuşmalarına gülmek için izler hale geldik.

Enerji bakanı Taner Yıldız Diplomasi Muhabirleri ile bir araya geldiği toplantıda konuştuklarıyla aklımızın yerinde durup durmadığı konusunda kendimizi yoklamamıza fırsat verdi. Müteşekkiriz!tyildiz

“…HDP’ye oy veren birinin vebalinin HDP’ye yalnızca oy vermekle sınırlı kalmadığını bilmesi lazım…” Anladınız mı? Zaten HDP’ye oy vermekle bir vebal altına girdiniz. Bu aslında yeterince ağır bir vebal. Fakat gelin görün ki altına girdiğiniz vebal sadece bununla sınırlı değil. Bu vebalin karşılığında neler çekeceğinizi hayal gücünüzü çalıştırıp veya olanlara bakarken olacakları düşünüp kendiniz kestirin artık. Yok, altına girdiğiniz vebal konusunda hala bir fikriniz yoksa yardımcı olalım bakanımızla birlikte: “… HDP’ye emniyetin, yargının içerisinden sırf paralel yapı gerekçesiyle oy verenlerin bu kana eli bulaşmıştır. “ Anladınız mı? Siz seçimde gidip oy kullanarak eliniz kana bulamış oldunuz!  

“Seçim”, “demokrasi” gibi sözler aklınıza gelebilir. Yani seçimlere giren onca parti içinde 6 milyon vebal sahibi insan da gidip HDP’ye oy vermiş olabilir, bu demokrasinin bir gereğidir falan gibi şeyler geveleyebilirsiniz değil mi? Orada duracaksınız biraz, öyle değil. Çünkü siz bilmezsiniz ama “…Bir kişinin HDP’yi tercih etmesi demokrasidir ama bir polisin HDP’ye oy vermesi demokrasi değildir” elbette devletin koca bakanı sizden de bizden de iyi bilir demokrasinin ne olmadığını!

Zaten demokrasi dediğin, askere, polise, vatandaşa, zengine, yoksula, Türk’e, Kürd’e göre farklı olan bir şey değil mi? Her mesleğe göre de demokrasi kriterlerinin değiştiğini az kalsın unutuyorduk, iyi ki bakanımız hatırlattı. Böyle enerjik ve her şeyi tane tane açıklayan bakanlarımız iyi ki var! Ne kadar da şanslıyız!

Oy vermek tabi ki “vatandaşlık görevidir”. Tamam da, görevler öyle ulu orta yapılırsa elbette ayar verilmeli değil mi? Şimdi birileri kalkıp da “ama gizli oy” falan da diyebilirler. Desinler. Hemen tarihimizdeki çok başarılı gizli seçimleri hatırlıyoruz. Sonra, 12 Eylül anayasası ile ilgili referandumda şeffaf zarflar kullanılarak tarihe geçecek bir “gizli oy” deneyimi bize yol gösteriyor. Neden olmasındı?

Şimdi de devletimiz tabi ki kimin ne ölçüde vebal altına girip girmediğini izlemekle mükellef değil midir? Bunları da iyiliğimiz için yapmıyor mudur? O halde “gizli oy” denilmesinin ne anlamı var? O cümleler kitaplara yazılmak için zaten. Kitapta güzel duruyor. Ama uygulandığında kitapta durduğu gibi durmuyorsa devlet elbette ayar vermelidir, değil mi bakanım?

Bakanımız da biliyor tabi her şeyi, ayarı hatırlatmanın da zamanıdır:  “…Bir polis lojmanından, polisleri şehit eden PKK’ya eğer yüzde 62 oy çıkıyorsa o lojmanın hangisi olduğunu çok iyi biliyorlar.”  Hangi lojmandan kime yüzde ne kadar oy çıktığını elbette not etmeliyiz. Devletimiz de not etmeli, çok iyi bilmeli.

Üstelik de sen kalk PKK’ye oy ver! Gerçi ben PKK’nin seçime girmediğini sanıyordum., ama meğer Diyarbakır’daki o lojmanların orda girmiş! Baksanıza o lojmanlarda PKK’ye yüzde 62 oy çıkmış! Öyleyse “..burada başka bir problem var demektir. değil mi?

Hayır oy vermeyin demiyor bakanımız, verin ama öyle göstermelik olsun. Sonuç demokrasi gibi olsun. Yüzde 62 ne demek? Hele hele emniyet ve yargı mensuplarının da oy vermesi? Evet evet bu demokrasi de kullanılınca kitapta durduğu gibi durmuyor. Kesin “balans ayarı” lazım!

Enerjiye bakanımız,  doğal gazla çok uğraştığından mıdır nedir bilmiyorum ama, iyice gaza gelip (gaza gelmek=motive olmak) konuşmasını zirvede bitiriyor tabi ki: Benim amacım Allah nasip ederse şehit olmaktır.” 

Etkileyici… Muhteşem bir final.

Bu sözlerden sonra bütün salon, hatta bütün ülke sustu ve büyük bir kıskançlıkla herkes bakanın yerinde olmak istedi.

Sonra da kız dedi ki “ne kadar da enerjik bir bakan!”

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here