Paylaş

Dünyadaki devletlerin neredeyse yarısı Suriyelileri baskıcı iktidardan kurtarmak için seferber olmuş, onlara mutlu, özgür, yaşanabilir bir ülke yaratmak(!) için yapmadığını bırakmıyor. İnsan kıskanmasın da ne yapsın?

Bakın Suriye’de demokrasiyi inşa etmek(!)için birbiriyle yarışan, hangi ülkeler var. İlk akla gelenler bir çırpıda söylense bile nerden bakılsa 10-15 devlet adı saymak mümkün. Eh, az bir şey mi? Bu kadar devlet bütün mesaisini hangi ülke halkına ayırsa o halk ihya olmaz mı?

Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Ürdün, Lübnan, İran, İsrail, Libya gibi devletler Suriye’nin yakından veya uzaktan ‘komşuları’. Mesela bu devletler için hayatın tek anlamı ve hedefi Suriye’deki demokrası(!). Ama sevgili Suriyeliler merak etmesin, tabi ki sadece bu kadar değil. Elbette onların huzurlu ve mutlu yaşamasını gönülden isteyen ve elinden geleni ardına koymadan canla başla çalışan başka devletler de var.

Mesela ABD, Rusya, Çin, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya başta olmak üzere dünyanın hatırı sayılır diğer büyük devletleri de son beş yıllık bütün mesailerini Suriyelilere mutlu bir gelecek (!) sağlamaya ayırdı. Bu devletler de gecelerini gündüze katarak Suriye için çalıştılar, hatta çatıştılar.

Orta doğudaki bu esmer ve sevgili ülke daha güzel bir gelecek yaşasın diye dünya devletlerinin yarısının çırpınışını gördükçe insanın gözleri yaşarıyor doğrusu. İşte özlediğimiz o dayanışma ve insanlar arası güzel duyguların pekişmesi hedefi tam da bu değil miydi? Sanırım artık bir dünya cenneti yaşamamıza çok az kaldı. Çünkü baksanıza, hatırı sayılır ne kadar büyük devlet varsa, Suriye gibi şirin bir Ortadoğu ülkesi için seferber olmuş, nasıl iyiliğim dokunabilir diye kafa patlatıyor. Tabi ki bu arada bazen başka şeyler de patlıyor olabilir. Artık onları da duymayıverin canım.

Onca devlet, parasıyla, ekonomisiyle, silahıyla, ordusuyla, istihbaratıyla, sivil toplum örgütleriyle seferber olmuş Suriye’ye demokrasi getirmek için didişiyorlar. Her biri en iyi demokrasiyi inşa etmek için diğeriyle yarışıyor ve hatta bu yüzden bazen birbirlerine girdikleri bile oluyor.

Suriyeliler için hangi devletin kuracağı demokrasi ve sağlayacağı gelecek daha güzel olacak o konuda biraz tercih sıkıntısı yaşanabilir belki. Bunlar da işin cilveli kısmı. Aslında böylesi Suriye için daha güzel değil mi? Çünkü Suriyeliler demokrasilerden demokrasi beğenecekler. Yani mesela isterlerse Suudi Arabistan gibi insan haklarına saygıda dünya harikası ve tarihsel abide sayılabilecek bir ülkenin demokrasi versiyonunu tercih edebilirler. Ya da Rusya, İran, Çin Ürdün, Türkiye, Kuveyt veya Katar gibi hayranlık uyandıran demokrasi örneklerinden birini isteyebilirler. Sonuçta bunların tamamı insan hakları, demokrasi, çoğulculuk ve eşitlik konularında insanlık tarihine altın harflerle adlarını yazdırmış devletler değil mi?

Tabi ki seçenekler sadece bu kadar değil. Eğer Suriyeliler yukarıdaki muhteşem(!) örneklerden hiç birini beğenmezlerse, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden, Kafkasya’dan, Türkiye’den, Afrika’dan ve daha bir çok ülkeden toplanarak gelen, yine bütün hayatını Suriyelilerin mutluluğuna vakfetmiş olan ve bu uğurda saçı sakalı birbirine karışmış olan çeşitli grupların farklı seçenekleri de var. Suriyelilerin bu baskıcı ve antidemokratik yönetimden kurtulmak için, demokratik, özgür, eşit ve mutlu bir geleceğe uzanmak için akla hayale sığmayacak çoklukta seçenekleri var işte.  Ne mutlu onlara!

Tabi ki bazen insanın aklını az biraz kurcalayan bazı şeyler de olmuyor değil. Mesela bu demokrasi ve mutluluk aşığı devletler Suriye için bu denli uğraşıp didinirken nedense kendi halkları tarafından pek de beğenilmedikleri söyleniyor. Fakat bu, o devletlerin demokrasi çabalarına gölge düşürür mü hiç? Zerre kadar düşürmez tabi ki. Kaldı ki halkların bir çok şeyi doğru düşünüp doğru yaptığı ne malum? Aslında bizim bu soru işaretlerini düşünmememiz de sağlığımız için en iyisi.

Bir de; her ne kadar bu demokrasiye geçiş(!) sürecinde Suriye’de 300 bin kişi öldüyse de, her ne kadar Suriyelilerden 8 milyon kişi yerinden yurdundan göç etti ve bunların binlercesi denizlerde boğulduysa da, her ne kadar başka ülkelere göç eden onca insandan epey bir kısmı bu aralar ağır sefalet koşullarında yaşıyorsa da ve yine her ne kadar kendi kentlerinin tamamına yakını yanmış, yıkılmış olsa da “önemli olan demokrasiye geçiştir” deyip işi fazla kurcalamamalı. Suriyeliler onlara sunulacak demokrasi için bu küçük(!) sorunlara katlanabilirler sanırım.

Ah, şu Suriye ne şanslı ülke, Suriyeliler ne şanslı insanlar. Kıskanmamak mümkün mü?

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here