Paylaş

Sosyal medyada “bir süre, terörle yaşamaya alışmamız gerekiyor” cümlesine gösterilen tepkileri ilk okuduğumda Abdulkadir Selvi’nin tam da bunu mu söylediği ya da başka bir şey söylemek isterken ağzından yanlış anlaşılabilecek bir cümle mi çıktığı konusunu düşündüm doğrusu. Abdulkadir Selvi olmasına karşın yine de “bu kadarını da demez” diye geçirdim aklımdan. Çünkü  adam söylediği bu sözlerle halka, insanı dehşete düşürecek derecede vicdansız, duygusuz, insani yanı olmayan ve akıl almaz derecede soğuk bir öneride bulunuyor. Üstelik bu öneriyi Ankara’nın en yoğun yerlerinden birinde bir bombanın patlatıldığı, onlarca insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı bir olaydan hemen sonra yapabiliyor. Açıkçası, Abdulkadir’in yaptığı öneri akılla, vicdanla, mantıkla ya da insani başka bir değerle açıklanabilecek şey değil.

“Gerçekçi olmamız gerekir. Bir süre terörle yaşamaya alışmamız gerekiyor”. Defalarca dinledim, aynen böyle söylüyor.  Abdulkadir’e “bu önerinin anlamı ne?” diye sormamız lazım.

Alışmamızı önerdiğin şey nedir Abdulkadir, biliyor musun sen?

Mesela;

Sen hiç vücudu parçalanan bir yakınını, arkadaşını, oğlunu, kızını, anneni, babanı ya da kardeşini öyle paramparça haliyle gördün mü?

Sen hiç öpmeye kıyamadığın çocuğunun yüzünün dağılmış, kan ve tozla kaplanmış haline baktın mı?

Sen hiç sevdiklerinden birinin etrafa dağılmış parçalarını toplamaya çalıştın mı? Senin üstün başın o sevdiğin insanın kanı içinde kaldı mı?

Sen hiç sevdiğin birinin yanmış, yakılmış bedeninden kalan bir avuç dolusu kemiği torbaya doldurup cenaze niyetine defnettin mi?

Sen hiç annenin yerde yatan fakat teslim alamadığın cesedini kediler, köpekler, fareler yemesin diye günlerce uzaktan gözleyip nöbet tuttun mu?

Sen hiç oğlunun veya babanın bayrağa sarılan tabutunu karşıladın mı? Tabuta sarılı gelen o delikanlının beş yaşındaki çocuğunun gözlerindeki acıyı gördün mü?

Sen hiç sevgilinle telefonda konuşurken telefonda duyduğun patlama sesiyle birlikte onun paramparça olduğuna naklen tanık oldun mu?

Sen hiç ortalığı kan gölüne çeviren bir bombanın ardından çocuğundan haber alamaz olup aklını kaçırır hale geldin mi?

Bunlar benim aklıma gelenler. Kim bilir daha ne acılar vardır benim bilmediğim, düşünemediğim ama senin “alışın” dediğin.

Bunlara nasıl alışalım peki? Sen alıştın mı yani? Bize “alışmak gerekir” diyorsun ya;  önerdiğin tam hangisi? Bize alışmanın hangi çeşidini reva görüyorsun?

TDK sözlüğünde “alışmak” kavramı için senin kastettiğin anlamı olabilecek bir kaç karşılık var. Onlardan hangisini seçelim?

TDK, “alışmak” sözcüğünün birinci anlamı için Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek” demiş. Senin önerdiğin bu muydu Abdulkadir? Önerin buysa bunu kime öneriyorsun? Demek istediğin buysa, sen hiç merak etme; yapanlar yapa yapa artık o kadar kolaylıkla yapar hale geldiler ki, ellerini kollarını sallaya sallaya rutin bir şekilde yaklaşık her kırkbeş günde bir başkentte bir bomba patlatabiliyorlar artık. Bunu elin Amerikalısı bile biliyor,  sen bilmiyor muydun yoksa?

TDK’ya göre “alışmak” sözcüğünün başka bir anlamı da “Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak”mış. Yoksa bizden istediğin bu muydu? Yani toplum bir şiddet sarmalına girsin ve histerik bir şekilde “haydi patlat, haydi patlat, haydi patlat” diye tempo mu tutsun? Bunu yapanlar az değil gerçi. Geçen gün Boğaziçi köprüsünden atlayarak intihar eden vatandaşa “haydi, atlayacaksan atla” diyenleri duymuşsundur Abdulkadir. Önerin buysa onlarla gurur duyabilirsin bak. Onlar tam de senin arzuladığın biçime girmişler işte. Onlar gibi mi olalım hepimiz? Bu mudur önerin?

“Alışmak” için TDK’nın verdiği diğer bir anlam da “Yadırgamaz duruma gelmek”.  Aslında sen bize işte bunu söylemek istiyorsun galiba. Yani bize “bu işi artık yadırgamayın” demek istiyorsun. İki ayda bir, belki de her ay ortalıkta bomba patlamasına, onlarca insanın paramparça olmasına, çocukların, kadınların, gençlerin ölmesine ısının, bu işi yadırgamayın, tepki göstermeyin, buna alışın demek istiyorsun. Öneren sen olduğuna göre bunu başarmış olmalısın. Yani onlarca, yüzlerce insanın ölmesine, öldürülmesine ısındın mı sen Abdulkadir? Hayır ısınmadım diyorsan başkasına hangi yüzle öneriyorsun?

Bir de, “bir süre” demişsin ya. Merak ettim, ne kadar süredir aklından geçen? Mesela ben sıradan bir vatandaş olarak bu kan revan günlerin nereye varacağı konusunda hem çok kaygılıyım hem de ne kadar süreceğini hiç bilmiyorum. Sen ne kadar süreceğini biliyor musun Abdulkadir? Biliyorsan nereden biliyorsun? Ne kadar sürecek peki?

Sana son bir şey daha söyleyeyim. Hani sen gayet soğukkanlı bir şekilde, sanki hava durumundan bahseder gibi, sanki “bugün yanınıza şemsiyenizi alın” , “ıhlamur içmek gribe iyi geliyor” ya da “akşam saatlerindeki yoğun trafiğe alışmak lazım” der gibi  “terörle yaşamaya alışın” diyorsun ya; terörle yaşanmıyor Abdulkadir, terörle ölünüyor. Tabi ölen başkası olunca senin için “alışın” demek de kolay oluyor.

Sanırım “burada söylenenlerden birini kastetmedim” demezsin Abdulkadir. Okumuş adamsın. Üniversite bitirmişsin. Bir sürü gazetede çalışmış, televizyonlarda haber müdürlüğü yapmışsın. Yıllardır gazetelerde yazıyorsun, televizyonlarda konuşuyorsun, hangi sözün ne anlama geldiğini bilirsin.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here